CHP Ağrı'da sahaya indi
CHP milletvekilleri, partinin hükümet ve parti programı çalışmalarına katılmak, belediyelere yönelik düzenlenen operasyonlara karşı vatandaşları bilgilendirmeye yönelik çalışmalar kapsamında Ağrı'da da sahaya indi.
Haber: Tacettin Durmuş
(AĞRI) - CHP milletvekilleri, partinin hükümet ve parti programı çalışmalarına katılmak, belediyelere yönelik düzenlenen operasyonlara karşı vatandaşları bilgilendirmeye yönelik çalışmalar kapsamında Ağrı’da sahaya indi.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal ve CHP Parti Meclisi (PM) Üyesi Baran Seyhan, CHP Ağrı İl Başkanı Ali Bayram ile birlikte düzenledikleri basın toplantısı öncesi Ağrı sokaklarında vatandaşlarla bir araya geldi.
Daha sonra CHP İl Başkanlığını ziyaret eden Orhan Sarıbal ve Baran Seyhan, CHP Ağrı İl Başkanı Ali Bayram ile birlikte basın toplantısı düzenledi. Toplantıda gazetecilere açıklamada bulunan PM Üyesi Baran Seyhan 3 gün boyunca Ağrı’da il ve ilçe örgütleri ile birlikte tüm kapıları çalacaklarını söyledi.
19 Mart’tan bu zamana kadar CHP karşı bir darbe girişimi yapıldığını hatırlatan Seyhan, “Partimize yapılan bu saldırıların arka planını duymayanlar varsa detaylarıyla birlikte anlatmaya çalışacağız. Bildiğiniz gibi 23 Mart’ta Türkiye’ni dört bir yanında 13 milyon oyla Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı olarak seçilmiş ve tutuklu bulunan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun selamlarını Ağrı halkına getirdik” dedi.
CHP PM Üyesi Baran Seyhan’ın ardından açıklamalarda bulunan CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğine dikkat çekerek şöyle dedi:
"Hukuk, adalet ve insan hakları adeta askıya alınmıştır. Kaldı ki Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri kayyum sürecini çok yakından yaşamış bir tarihsel bilince ve bir hafızaya sahiptir. İktidar yerel seçinden sonra kendi meşrutiyetini kaybetmiş durumdadır. Bu meşrutiyeti ancak korkutarak, bakıyla toplumun üzerine hükmederek sürdürmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi mevcut Recep Tayyip Erdoğan’ın saray iktidarına karşı bu ülkenin demokrasisini, bu ülkenin refahını koruyan ve kollamaya çalışan çok önemli, kurumsal yapısı açısından ve kurucu partisi olması açısından da çok çok önemlidir. Bu partiyi eğer pasifize ederse Recep Tayyip Erdoğan'ın önünde başkan bir engel kalmayacağını düşünmektedir. O yüzden 2024 yerel seçimlerinde ne yazık ki seçimi kaybetmiş olmasına rağmen, eğer demokratik bir devlette olsaydı ya istifa etmesi gerekirdi. Ya da hızlıca bir erken seçim seçime gitmesi gerekirdi. Ne yazık ki bunların hiç birini yapmayarak, seçimi kaybetmiş olmasına rağmen orada durmaya devam etti.
"Erdoğan, muhalefet belediye başkanlarına yaşamı dar etmektedir"
Erdoğan iki şey yapmaktadır. Birincisi, muhalefet belediye başkanlarına yaşamı dar etmektedir. Önce kısıtlamamlar getirdi, daha sonra çeşitli baskılar uygulayarak cezaevi yolunu gösterdi. Şu anda arkadaşlarımız tutsaktır. Bütün belediye başkanlarımız bu ülkeden başka bir ülkeye kaçmadılar. Bu arkadaşlarımızdan hiç biri arandığında bulunmamazlık etmedi. Dolayısıyla hiçbir arkadaşımız tutuklanmandan, tutsak edilmeden cezaevinde bırakılmadan rahatlıkla çağrılıp ifadeleri alınabilirdi. Elbette davalar açılabilir, soruşturmalar başlatılabilir. Demokratik bağımsız hukukun ve demokrasinin olduğu ülkelerde sadece muhalefet belediye başkanları değil en baştaki saraydaki adam olmak üzere en aşağıya kadar herkes yargılanabilir. Asıl olan yargılamanın sahici, hakkaniyetli, bağımsız ve tarafsız bir yargı önünde olmasıdır. Her kesin hesap vermesidir. O yüzden AKP’li belediye başkanları sütten çıkmış ak kaşık olacak ama bütün muhalefet partileri bugün CHP bu ülkenin kötüleri olacak. Hadi oradan. Bunların hiçbir samimiyeti yok. Elbette belediye başkanlarımızı içeriye atmasının sebebi üst üste aldığı yenilgilerdir. Kedisine karşı kim cumhurbaşkanı adayı olacaksa onları üçüncü dünya ülkelerinde olduğu gibi faşist, otoriter ve diktatöryel ülkelerde olduğu gibi kendine rakip olacak her kesin ya sesini kısacak, ya boğacak ya da zindanlara atacak.
"Bu ülenin yer altı ve yer üstü kaynakları satıldı"
Yer altı ve yerüstü kaynaklarının tamamı satıldı. Ağrı’ın en önemli geçim kaynağı bitkisel üretim ve hayvansal üretimdir. Bugün 1 milyon 800 dönüm arazisi var. Sadece milyon 800 dönüm arazisi sulanabiliyor. Ağrı’da sanayi yok, olanlarda yetersiz. İktidar halkın sorunlarını çözemiyor. Nerede buğday? Nerede yem bitkileri?, Nerede kesilen etler? İşte şap. Bazı gelişmiş ülkelerde artık adından bahsedilmeyen şap hastalığı nedeniyle ne yazık ki başta Ağrı olmak üzere bir çok ilimizde hayvan sevkiyatı yasak. Peki bu insanlar ne yapacaklar, hangi çağda yaşıyoruz? Şap hastalığını yenemiyoruz. Yerel kalkınma maalesef yok, yatırım yok. Böyle olunca da geriye bir tek şey kaldı. İktidar ekonomik olarak ülkeyi batırdı. Hatırlarımsınız 2018 ve 2023’te ‘verin yetkiyi görün yetkiyi’ demişti. Adam doğru söylüyor. O gün anlamamıştık. Halk verdi yetkiyi; dolar bir gecede 4.8'den, 7.2’ye çıktı. O gün başladı. 2018 yılının 24 Ekiminden sonra Türkiye başka bir tarihsel sürece girdi. Tek Adam rejimi, tek adam keyfi yönetimi her alanda etkisini göstermeye başladı. Enflasyon 7 kat arttı. Döviz şu kat arttı. Devletin ödediği faiz miktarı ise 27 kat arttı.78 milyardan bir türlü 1 Trilyon 950 milyara çıktı 2025 yılı itibariyle devletin ödediği faiz miktarı. Kime ödüyorsun kardeşim sen? İşçiye para yok, çiftçiye para yok, yoksula para yok. Ağrı’nın %50'si işsiz. 38.000 kişi Ağrı’da resmi olarak iş arıyor. İş yok, yatırım yok. Ama bir avuç tefeciye bir trilyon 950 milyar lira ödüyorsun.
"Beyefendinin 12 uşağı var ama yangın söndürmeye uçak yok"
Beyefendinin 12 uçağı var. Yazlık kışlık uçakları var. Sarayı var yangın söndürmeye uçağı yok. Hangi ülkeden konuşuyoruz. Yeraltı ve yer üstü bütün kaynaklar satıldı. Son çıkan bütün yasalar gibi Maden Yasası, Mera Yasası, Çevre Kanunu, İklim Kanunu. Adını da ne güzel uyduruyorlar. Bu iklim kanunu değil karbon kanunudur, Karbon Ticareti kanunudur bunu özü. Uluslararası karbon Ticaret yapılıyor, bu kadar net.
"Mehmet Şimşek ve Tayyip Erdoğan ekonomisi bu ülkenin canını okuyor"
Şimdi geriye çökmüş bir ekonomi kaldi. Yönetilemeyen bir ülke kalmış ve zorla, sopayla tehditle, şantajla yönetilmek istenen bir ülke var. Şu andaki tek adam diktatörlüğü var. Borçlar var, faizler yükseliyor. Bu ülkenin yabancı ülkelerde ve dışarında trilyonlarca lira parası var. Bu paralar niçin ülkemize gelmez. Yüzde 50 ile faiz verip de geri gelmeyen kaç ülke var. Çünkü ülkede yargı yok, adalet yok, çünkü güven yok. Geriye kalan ne kadar yeraltı yer üstü kaynağımız varsa satıyorlar. Garibanın üzerine çullandıkça çullanıyorlar. Sadece vergi, vergi, vergi. Mehmet Şimşek ve Tayyip Erdoğan ekonomisi bu ülkenin canını okuyor. Önce sürünenler vardı bir de sürünmeyenler vardı. Şimdi sürüm sürüm sürünenler var. Dul, yetim, yaşlı aylıkları 7.000 lirayla. Kısaca halk büyük esaret altında, halk büyük bir korku altında ve korkuya tabi tutulmaya çalışılıyor. Tam da bu günlerde Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkenin bütün illerine bir çıkarma yapamaya başladı."