CHP Muğla İl Başkanlığından "Ekonomi ve Güvenlik Politikaları" paneli

TAKİP ET

CHP Muğla İl Başkanlığı tarafından 'Ekonomi ve Güvenlik Politikaları' panelini gerçekleştirildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, 'Biz, Türkiye'de devleti yeniden inşa edeceğiz. Bizim bildiğimiz, var olmasını arzu ettiğimiz, bu ülkenin sağlıklı bir şekilde çalışması ön koşulu olan devleti, bütün kurumlarıyla, bütün kurallarıyla ve bütün kurullarıyla, kurullar dediğimiz zaman da yetkin isimlerin bu işleri yapacak pozisyona gelmesi ile yeniden inşa edilmesinin bir zorunluluk olduğunu düşünüyoruz' dedi.

Haber: Esma Turan

(MUĞLA) - CHP Muğla İl Başkanlığı tarafından “Ekonomi ve Güvenlik Politikaları” panelini gerçekleştirildi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe, “Biz, Türkiye'de devleti yeniden inşa edeceğiz. Bizim bildiğimiz, var olmasını arzu ettiğimiz, bu ülkenin sağlıklı bir şekilde çalışması ön koşulu olan devleti, bütün kurumlarıyla, bütün kurallarıyla ve bütün kurullarıyla, kurullar dediğimiz zaman da yetkin isimlerin bu işleri yapacak pozisyona gelmesi ile yeniden inşa edilmesinin bir zorunluluk olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Muğla’nın Menteşe ilçesinde bulunan Türkan Saylan Çağdaş Yaşam ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “Ekonomi ve Güvenlik Politikaları” panelinde CHP Genel Başkan Yardımcıları Yalçın Karatepe ve Yankı Bağcıoğlu konuşmacı olarak yeralırken, panele CHP İl Başkanı Zekican Balcı, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay, ilçe başkanları ve partililer katıldı.

“Cumhuriyet Halk Partisi, günü kurtaranların değil, geleceği inşa edenlerin partisidir”

Panel öncesinde konuşan İl Başkanı Zekican Balcı, “Bugün burada yalnızca bir panel için değil, hakikatin sesi olmak için, halkın çaresizliğine çözüm üretmek için, milletin geleceğine hep birlikte yön verebilmek için toplandık. Çünkü biliyoruz ki bugün Türkiye yalnızca ekonomik bir buhranla değil, aynı zamanda siyasi, sosyal ve ahlaki bir çöküş ile karşı karşıyadır. Cumhuriyet Halk Partisi, günü kurtaranların değil, geleceği inşa edenlerin partisidir. Ülkemiz için onurlu bir geleceği ancak adaletle, liyakatle ve tam bağımsızlıkla inşa edebiliriz. Ekonomik bağımsızlık olmadan, siyasal bağımsızlık olmaz. Bu ülkeyi bize öğreten ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür. Devletin halkın refahını öncelediği, tarımın, sanayinin ve emeğin kutsal sayıldığı bir ekonomi anlayışını bize miras bırakan da odur. Bugün bizler o mirasın neferleri olarak buradayız” dedi.

“Konuşanı içeri atıyorlar”

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ise şöyle konuştu:

“Şu anda ülke ekonomisinin geldiği noktada ciddi sıkıntılar var. Bunların başında turizm geliyor. Bizim ana sektörümüz turizm. Bugün turizmde yaşadığımız sıkıntılar ortadadır. Bugün Marmaris'ten gelen görüntüler, aslında bunların altında yatan başka sebepler var. Gerçekten turizmdeki kötü gidişat hem ülkenin yurt dışındaki imajı hem bir taraftan çevresel faktörler, işte Orta Doğu'daki savaş, aynı zamanda Kuzey'de Ukrayna-Rusya savaşı, bölgedeki gerginlikler, bir taraftan ülkenin dış politikasındaki gelgitler, maalesef bizim Muğla'mızı da direkt etkiliyor. Çünkü biz dünyaya entegre bir kentiz. O yüzden turizm konusu ayrı bir nokta. Enflasyonist ortamda turizmcilerin ciddi sıkıntıları var. Girdi maliyetleri inanılmaz. Personel giderleri uçmuş durumda. Yine enerji maliyetleri ve diğer her maliyet katlanarak artarken gelirler maalesef artamıyor çünkü kur politikası şu anda turizmcilerin belirli büyükmüş durumda. Kimse gıkını çıkartamıyor. Çünkü konuşanı içeri atıyorlar. Yani herkes korkuyor. Bugün bakıyorsunuz TOBB’un başındaki arkadaşlar da ağzını açıp bir şey söylemiyorlar. Esnaf odası da ziraat odası da ağzını açamıyor. Turizm bakanının ajandası ortada. Kimseler ağzını açıp konuşamayınca, gıkını çıkaramayınca, gıkını çıkaran gazeteci, siyasetçi ya da iş adamı iş adamını batırırlar, gazeteciyi, siyasetçiyi cezaevine koyarlar. Durum bu. O yüzden gerçekten işimiz kolay değil. Herkesin de cesur olması lazım. Korkunun ecele faydası yok.”

Panelin güvenlik politikaları bölümünde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bağcıoğlu, şunları söyledi:

“Türk Jandarması, Türk Sahil Güvenliği dünyadaki birçok deniz kuvvetleri, kara kuvvetlerinden daha güçlü, kolluk kuvveti olmasına rağmen. Bütün dünya birleşip sinerji yaratmaya çalışırken, biz bağları kopardık. Tabi ki kolluk kuvvetleri olarak İçişleri Bakanlığı ile barış dönemine devam etsinler. Ama harpte, onları bütüncül olarak külleyen veya büyük çoğunluğuyla veya talep edilen oranda, kara kuvvetleri ve deniz kuvvetlerinin emrine girmeleri gerekir. Eskiden böyleydi ama bu da kaldırıldı. Eğer Ege gibi bir harekât alanında deniz kuvvetlerinin sahil güvenlik arasındaki iş birliği arzu edilen sebep olmazsa, Yunan Sahil Güvenlik Botu Datça'ya da kadar gelir, Bodrum'a kadar da girer. Askeri eğitim öğretim sistemi, liseler kapatıldı. Astsubay hazırlama okulları daha önce kapatıldı. Harp okulları ile kuvvet komutanlarının bağı koparıldı. Akademiler ayrı bir düzene getirildi. Bir rektörlük ihsas edildi, onun altına bağlandı. Askeri kültür yok edildi. Ben her sistem 15 Temmuz'dan önce doğru işliyordu demiyorum. Askeri yargı sistemi de kötü işliyordu. Askeri sağlık sisteminde de zafiyetler vardı. Ama bunlar alınan derslerle düzeltilebilecek durumdaydı. Külliyen yok ettiğiniz zaman geri getirmek oldukça zor. Personel temini, atama, liyakat, mülakatlar, her yerde olduğu gibi sıkıntılı. İstediğini alıyor, istediğini almıyor. Temin veya emeklilikler, meslekten ayırmalar. Bunlar objektif kriterlere dayandırılmalı. Bununla da ilgili çalışmamız var. Askerlik sistemini, hükümlü, sözleşmeli, bedelli, toplumun hassasiyetleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Türkiye'nin milli güvenlik ihtiyaçları arasındaki dengeyi dikkate alarak düzenleyeceğiz.”

“Türkiye'de devleti yeniden inşa edeceğiz”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe ise ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Biz hukukun tesis edilmesinin, ekonominin sağlıklı çalışmasının ön koşulu olduğu bilincindeyiz. Biz istiyoruz ki insanlarımız kendi işleriyle iştirak etsinler. Sabah dükkanını açtığında, oteline rezervasyon aldığında, mermer ocağında o testereyi çalıştırıp, ondan bilmem kaç metrekarelik blokları kesmeye başladığında, bütün endişesi o olsun. Ama mahkemeleri takip etmek zorunda kalmasın. Kendisinin taraf olmadığı mahkemeleri takip etmek zorunda kalmasın. Bütün mahkemelerin doğrudan ona yansıması olduğu biliyoruz. Bunları biz kesinlikle yapacağız. Bunu yaparken kurumları güçlü hale getireceğiz. Devlet dediğimiz şey aslında bir kurumlar biçimidir. Biz, Türkiye'de devleti yeniden inşa edeceğiz. Bizim bildiğimiz, var olmasını arzu ettiğimiz, bu ülkenin sağlıklı bir şekilde çalışması ön koşulu olan devleti, bütün kurumlarıyla, bütün kurallarıyla ve bütün kurullarıyla, kurullar dediğimiz zaman da yetkin isimlerin bu işleri yapacak pozisyona gelmesi ile yeniden inşa edilmesinin bir zorunluluk olduğunu düşünüyoruz. Aksi takdirde 2018 yılından beri olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen sisteme geçtiğimizden beri biz sürekli sorun yönetmek zorunda kalan bir ülke olduk. Mevcut anlayış değişmediği sürece yani sadece bir siyasi partiden AK Parti'den bahsetmiyorum. Onun sahip olduğu zihniyete benzer başka partiler de olabilir, onun değişmesi lazım. Türkiye'de kamucu halkın yararını önceleyen, kalkınmaya önem veren, devleti daha adil, şeffaf ve hesap verebilir bir biçimde çalıştıran bir anlayışın iktidar olması lazım ki Türkiye kalıcı bir şekilde refaha ve zenginliğe ulaşabilsin. Ama bu da bizim dışımızda diğer partilerin yapabileceği bir şey değil. Biz kurulduğumuz günden beri halkın içinden gelip, halka hizmet etmek için yola çıkmış insanlarız”