CHP Yozgat İl Başkanı Yaşar: "Türkiye ayağa kalkacaksa önce tarım, üretim, çiftçi ayağa kalkacak"

TAKİP ET

CHP'nin Yozgat'ta ilçe kongreleri süreci başladı. Merkez İlçe Kongresi'nde konuşan İl Başkanı Abdullah Yaşar, "AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde 650 bin nüfusu var Yozgat'ın, 6 milletvekili var. 23 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir iktidarın ülkemizi, ilimizi getirdiği nokta, Yozgat'ın nüfusu 407 bine, milletvekili sayısı 3'e düşmüştür. Eğer Türkiye ayağa kalkacaksa önce tarım, üretim, çiftçi ayağa kalkacak" dedi.

Haber: Seyfi ÇELİKKAYA

(YOZGAT) - CHP'nin Yozgat'ta ilçe kongreleri süreci başladı. Merkez İlçe Kongresi'nde konuşan İl Başkanı Abdullah Yaşar, "AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde 650 bin nüfusu var Yozgat'ın, 6 milletvekili var. 23 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir iktidarın ülkemizi, ilimizi getirdiği nokta, Yozgat'ın nüfusu 407 bine, milletvekili sayısı 3’e düşmüştür. Eğer Türkiye ayağa kalkacaksa önce tarım, üretim, çiftçi ayağa kalkacak" dedi.

Yozgat'ta CHP Merkez İlçe Kongresi, Yozgat Belediyesi Bilal Şahin Kültür Merkezi'nde yapıldı. Mevcut Başkan Mehmet Ali Erbaş, yeniden aday olmadı. Tek listeyle seçime giren Mehmet Güven, “Halkın iradesi gasbedilemez, demokrasiye kayyım olmaz, ayrıca hatırlatıyoruz ki CHP son seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi olmuştur ve ilk seçimde iktidar olacaktır. Bunu hiçbir güç engel olamayacaktır” dedi.

"Yozgat, hem AK Parti iktidarına en çok oy veren iller arasında yer almakta hem de en fazla göç veren illerin başında bulunmaktadır"

CHP Yozgat İl Başkanı Abdullah Yaşar, AK Parti iktidarı döneminde Yozgat’ın sürekli göç verdiğine dikkat çekerek, şöyle konuştu:

"23 yıldır ülkeyi yöneten AK Parti iktidarı hem Türkiye'ye, ülkemize hem de Yozgat'a hak ettiği, layık olduğu hizmeti yapamamıştır. Özellikle Yozgat olarak değerlendirirsek, ilimizden başlayarak değerlendirirsek, Yozgat'ta AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde 650 bin nüfusu var Yozgat'ın, 6 milletvekili var. 23 yıldır ülkeyi tek başına yöneten bir iktidarın ülkemizi, ilimizi getirdiği nokta, Yozgat'ın nüfusu 407 bine, milletvekili sayısı 3’e düşmüştür. Ne hazindir ki, Yozgat hem AK Parti iktidarına en çok oy veren illerin arasında gelmiştir hem de en çok göç veren illerin başında gelmiştir.

Çiftçi, 12 liraya buğday satacak 35 liraya tohum alacak, 12 liraya buğday satacak 33 liraya gübre alacak. 55 liraya mazot alacak 12 liraya buğday satacak. Çiftçi borcunu döndüremez hale gelmiş, bankalar temerrüde düşen çiftçimize yüzde 65’ler, yüzde 70’ler civarında faiz uygulamaktadır. Çiftçimiz perim perişan olmuştur. Sade çiftçimiz mi? Türkiye olarak, Yozgat olarak teknoloji üreten, sanayisi gelişmiş ülke değiliz. Tarıma dayalı, AK Parti iktidara geldiğinde kendi kendine yetinen yedi ülkeden biriydik. Geldiğimiz noktada üretim bitti. Siz üretimi bitirirseniz, siz köylüyü bitirirseniz, siz ülkeyi ayağa kaldıramazsınız. Onun için eğer Türkiye ayağa kalkacaksa önce tarım, üretim, çiftçi ayağa kalkacak. Dolayısıyla sade çiftçi mi?

"Esnafımız siftah edemiyor"

Gençlerimiz ülkemizden, hayallerini, umutlarını kesmiş, kendine dışarıda yer aramaya başlıyor. Üniversite okumuş, aileler umut bağlamış, çocuk okutmuş, yememiş yedirmiş, giymemiş, giydirmiş diplomalı, işsiz. Emeklimiz 16 bin lira maaşla günümüzde nasıl geçinirse o şekilde geçinmeye çalışıyor. Yozgat'ta bir dayanışma olabilir. Emeklimizin köyden, komşusundan, oğlundan, kızından desteği olabilir. Ama büyük şehirlerde eğer bir asgari ücret, bir aylık ev kirasını karşılamıyorsa, eğer bu ülkede yoksulluk sınırı 80 bin liraysa, açlık sınırı 30 bin liraya dayandıysa, 22 bin lirayla geçinen asgari ücretli, 16 bin lirayla geçinen emekli perişan, mağdur. Özellikle büyükşehirler daha da perişan."

Türkiye’de hiç kimsenin yarınının hesabını yapamadığına dikkat çeken Yaşar, "Sanayicimiz, esnafımız kimse yarınını göremiyor. Esnafımız siftah edemiyor. Çark dönmüyor. Köylü üretecek, sistem aşağıdan alıp yukarıya taşıyacak. Esnafa getirecek, esnaf tüccara, tüccar sanayiciye dolayısıyla taban avara kasnak gibi boşa dönüyor. Üretim yok. Sanayicimiz, zenginimiz, hiç kimsenin ne yaşam hakkı ne de mülkiyet hakkının hiçbir güvencesi kalmamıştır günümüzde. Eskiden derdi ki; ya zengin, zengin, huzurlu. Şimdi ne zengin huzurlu ne fakir huzurlu. Zengin de yarın başına ne geleceğini bilemiyor, fakir de zaten evinin geçimini sağlamakta her gün ağırlaşan geçim şartları daha da çok omuzuna olabilmektedir. Dolayısıyla böyle bir ülkede güvenin olmadığı, istikrarın olmadığı, hukukun yerle bir edildiği, aparat olarak kullanıldığı, insanların yargıya güvenmediği, adaletin olmadığı yerde ne huzur olur ne kalkınma olur ne de o ülke kalkınır" ifadelerini kullandı.