EMO Samsun Şube Başkanı Adnan Korkmaz: Doğalgaz ve nükleer santrallara verilen alım garantileri nedeniyle bugün ülkemizde atıl bir üretim kapasitesi vardır
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Samsun Şube Başkanı Adnan Korkmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD ziyareti sırasında yapılan enerji anlaşmalarına sert tepki göstererek, 'Ülkemizin enerji politikasının dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli kaynaklara kamusal yatırım yapmak yerine küresel ölçekteki enerji tekelleri arasında bir denge kurmaya dayalı olarak şekillendirilmeye çalışıldığı görülmektedir" dedi.
Haber: Mehmet Rebii ÖZDEMİR
(SAMSUN) – Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Samsun Şube Başkanı Adnan Korkmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasında yapılan enerji anlaşmalarına sert tepki göstererek, “Ülkemizin enerji politikasının dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli kaynaklara kamusal yatırım yapmak yerine küresel ölçekteki enerji tekelleri arasında bir denge kurmaya dayalı olarak şekillendirilmeye çalışıldığı görülmektedir" dedi.
Elektrik Mühendisleri Odası Samsun Şubesi’nde düzenlenen basın toplantısında Başkan Adnan Korkmaz, enerji politikalarını değerlendirdi. Korkmaz, ABD ile imzalanan enerji mutabakatlarının kamusal çıkarlar yerine küresel enerji tekellerine hizmet ettiğini vurgulayarak şu açıklamalarda bulundu:
"BOTAŞ ile ABD’li Mercuria arasında her yıl yaklaşık 4 milyar metreküp olmak üzere 20 yılda toplam 70 milyar metreküp doğalgaz eşdeğeri LNG tedariki anlaşması yapıldığı görülmektedir. Aynı gün bir başka ABD`li şirket olan Woodside ile BOTAŞ arasında yapılan anlaşma ile tarafların, 2030 yılından itibaren 9 yıl süreyle yaklaşık 5,8 milyar metreküplük LNGnin, çoğunlukla Louisiana LNG Projesinden olmak üzere, BOTAŞ`a tedarik edilmesi konusunda ön mutabakata vardığı kaydedilmiştir.
Nükleer enerji konusunda da 25 Eylül 2025 tarihinde ABD ile bir iş birliği zaptı imzalandığı anlaşılmakta ve Beyaz Sarayda imzalanan söz konusu Stratejik Sivil Nükleer İş Birliği Mutabakat Zaptıyla iki ülke arasında sivil nükleer enerji alanında iş birliği yapılacağı ifade edilmektedir. Bu tür belgelerin sonraki teknik anlaşma, kontrat veya uygulama adımlarına zemin oluşturmak amacıyla hazırlandığı göz önüne alınırsa, ülkemizin bu kez de ABD’nin sahibi olacağı bir santrala ev sahipliği yapacağı ve verilecek alım garantisi ile kamu kaynaklarının Rusya’ya olduğu gibi bu kez de ABD'ye aktarılmasının hedeflendiği anlaşılmaktadır. Böylelikle ülkemizin enerji politikasının dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli kaynaklara kamusal yatırım yapmak yerine küresel ölçekteki enerji tekelleri arasında bir denge kurmaya dayalı olarak şekillendirilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Atıl üretim kapasitesi ve yanlış enerji politikası
Doğalgaz ve nükleer santrallara verilen alım garantileri nedeniyle bugün ülkemizde atıl bir üretim kapasitesi vardır. Bu gerçek, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı santralların yaygınlaşmasındaki en büyük engeldir. Sınırları içindeki nükleer, kömür gibi sorunlu kaynaklara dayalı elektrik üretim tesislerini tasfiye eden Avrupa ülkelerinin arz güvenliğini sağlamak için Türkiye'nin seferber olması ve yatırımcı arayışı, açıkça yanlış ve yıkıcı bir enerji politikasının derinleştirilmeye çalışıldığını göstermektedir. Elbette Rusya'ya olan bağımlılığın azaltılması ve kaynak çeşitliliğinin sağlanması ülkemiz için hayati önemdedir. Bunu sağlayabilmemizin tek koşulu, kamusal bir planla yerli teknoloji de geliştirerek yenilenebilir kaynaklara yatırım yapmaktır."