Mahmut Arıkan: Baskın seçim ihtimali muhalefeti hedefliyor
Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, TBMM'de parlamento muhabirleriyle buluşmasında seçim takvimine dair çarpıcı bir okuma yaptı. 2026'da olmasa bile 2027'de sandık beklediğini söyleyen Arıkan, 'erken seçim'den çok muhalefeti hazırlıksız yakalayacak 'baskın seçim' ihtimalini öne çıkardı.
(TBMM) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’de parlamento muhabirleriyle kahvaltıda bir araya gelerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı. Arıkan’ın en dikkat çeken mesajı, seçim ihtimali üzerinden verdiği “baskın seçim” uyarısı oldu.
Arıkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “erken seçim yok” açıklamasına atıf yaparak, sahada farklı bir beklenti gördüğünü söyledi. “Vatandaş erken seçim istiyor” diyen Arıkan, 2026’da seçim olmasa bile 2027’de sandığın kurulacağını düşündüğünü ifade etti. Arıkan, “Her an bir erken seçim olabilir; ancak ben bu kez erken seçimden ziyade baskın seçim olacağını düşünüyorum. Özellikle muhalefet partilerini hazırlıksız yakalayabilmek için baskın seçim ihtimali çok daha yüksek” dedi.
Arıkan, dünya genelinde çatışmaların yayıldığına, savaşların ve iç kargaşaların Türkiye’yle inanç ve kültür bağlarının bulunduğu coğrafyalarda hızla görünür hale geldiğine dikkat çekti. Aynı tabloda dış ülkelerde “ciddi ekonomik dengesizlikler” ve “gelir dağılımında adaletsizlik” yaşandığını söyleyen Arıkan, bir yanda temel ihtiyaçlara erişimde zorlanan toplumlar varken, diğer yanda aşırı tüketimin sergilendiği görüntülerle karşılaşıldığını dile getirdi.
Ekonomik krize dair tablo: İflas baskısı, umutsuzluk ve göç eğilimi
Türkiye’deki ekonomik krize değinen Arıkan, sıkıntıların “saklanamayacak noktaya geldiğini” belirtti. Hem devlet kurumlarının hem de özel sektörün “ilan edilmemiş olsa bile iflasla karşı karşıya kaldığını” söyleyen Arıkan; emeklilerin, asgari ücretlilerin, çiftçilerin ve öğrencilerin tabloyu her gün daha ağır hissettiğini ifade etti. Gençlerin gelecekten umudunu kestiğini ve yurt dışına gitmeyi seçenek olarak görenlerin sayısının arttığını dile getirdi.
Arıkan, güvenlik ve toplumsal sorunların da gündemde yeterince yer bulmadığını savunarak “beka meselesi” tartışmasına farklı bir yerden yaklaştı. “Bir beka meselesini konuşacaksak Türkiye’deki bağımlılık meselesini konuşmamız gerekiyor” diyen Arıkan, 86 milyonluk ülkede 35 milyon insanın uyuşturucudan mağdur olduğunu gördüklerini söyledi.
Özgürlük vurgusu: İnanç, umut, ekmek, adalet ve kadın
Saadet Partisi’nin çözüm vaadini “özgürleştirme” başlığıyla anlatan Arıkan, ülkenin ekonomik ve dış politika çıkmazlarına bakıldığında “yeterince özgürlük olmadığını” ifade etti. “Türkiye’de inancımızı özgürleştireceğiz” diyen Arıkan; Türk-Kürt, Alevi-Sünni tartışmalarının sürmesini, gelir dağılımındaki adaletsizliği ve umutsuzluğu “insanın da özgür olmadığının” göstergeleri olarak değerlendirdi.
Arıkan, “umudu özgürleştirmek” ifadesini özellikle gençlerin yurt dışına yönelimi üzerinden açtı. “Ekmeği özgürleştireceğiz” vurgusunu da emekli maaşı tartışmasına bağlayan Arıkan, Meclis’te emekli maaşının konuşulduğunu ancak sonucun 20 bin liraya mahkûmiyet olduğunu söyledi. Adalet başlığında ise kamuoyu yoklamalarına atıfla “Türkiye’de yaşayan her dört kişiden üçünün yargıya güvenmediğini” dile getirdi. Kadınla ilgili vaatlerinde de özgürlük alanındaki kısıtlamalara dikkat çekti.
Yeni Yol arayışı: Üçüncü yol ve temas trafiği
Arıkan, “50 artı 1” sisteminde ittifakların zorunlu hale geldiğini belirterek, Saadet Partisi’nin geçmişte farklı dönemlerde farklı partilerle kurduğu ittifak ve koalisyon örneklerini anlattı. Bugün de bütün siyasi partilerle iletişim kanallarını açık tutmaya çalıştıklarını söyleyen Arıkan, “Yeni bir yol arayışındayız. Bunun için bütün partilerle görüşeceğiz” dedi.
Temas trafiğini de sıralayan Arıkan, Yeniden Refah Partisi’ni ziyaret edeceklerini, ertesi gün DEM Parti heyetinin Saadet Partisi’ni ziyaret edeceğini, önümüzdeki hafta Anahtar Parti ile görüşeceklerini ve İYİ Parti ile de temaslarının olacağını ifade etti. Bu görüşmelerin ana bakışının “üçüncü bir yol inşa etmek” olduğunu vurguladı.
Dış politika: D-8, Amerika eleştirisi ve bölge okuması
Nijerya’nın D-8’e katılımı bağlamında dış politikayı da değerlendiren Arıkan, D-8’in Türkiye’nin kurduğu bir birliktelik olduğunu hatırlattı ve bugüne kadar canlandırma yönünde yeterli adımların atılmadığını söyledi. Arıkan, bölge sorunlarını Amerika ile yürütmenin kısa vadede kazanım gibi görünebileceğini, ancak uzun vadede büyük kayıplar üreteceğini savundu.
Suriye tartışmalarında ise “Bu coğrafya Türk’ün olduğu kadar Kürt’ün de coğrafyasıdır” diyen Arıkan, eylem hakkına saygı vurgusu yaptı. Ayrıca sahada doğru ve şeffaf bilgi ihtiyacına işaret ederek, Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun daha etkin rol alması gerektiğini söyledi. Arıkan, komisyonun bir heyet kurarak bölgeye gitmesi ve kamuoyunu yerinde gözlemle bilgilendirmesi gerektiğini savundu.
Kaynak: Haber Merkezi