Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın: Dik durduk, susmadık, gereken her şeyi söyledik ve kararlı bir duruş sergiledik. Yapılması gereken ne varsa yaptık

TAKİP ET

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 8. Dönem Toplu Sözleşme ve Hakem Kurulu Sürecine ilişkin, "Memur-Sen olarak, bizler bu süreçte, Hukuki ve demokratik bütün haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele ettik. Dik durduk, susmadık, gereken her şeyi söyledik ve kararlı bir duruş sergiledik. Yapılması gereken ne varsa yaptık. Söylenmesi gereken her şeyi söyledik. Geldiğimiz bu noktada hiç kimse bizden; bu kararı içimize sindirmemizi, sebebi olmadığımız sorunların sahibi olmamızı beklemesin. Derdimizi kimseye anlatamıyoruz. Sendika yasasının ne kadar berbat olduğunu, hakem sisteminin ne kadar kötü olduğunu bütün Türkiye öğrenmiş oldu. Bu yasayla daha ileriye gidebilmek, daha etkili sonuçlar almak mümkün değil" dedi.

(ANKARA) - Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 8. Dönem Toplu Sözleşme ve Hakem Kurulu Sürecine ilişkin, "Memur-Sen olarak, bizler bu süreçte, hukuki ve demokratik bütün haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele ettik. Dik durduk, susmadık, gereken her şeyi söyledik ve kararlı bir duruş sergiledik. Yapılması gereken ne varsa yaptık. Söylenmesi gereken her şeyi söyledik. Geldiğimiz bu noktada hiç kimse bizden; bu kararı içimize sindirmemizi, sebebi olmadığımız sorunların sahibi olmamızı beklemesin. Derdimizi kimseye anlatamıyoruz. Sendika yasasının ne kadar berbat olduğunu, hakem sisteminin ne kadar kötü olduğunu bütün Türkiye öğrenmiş oldu. Bu yasayla daha ileriye gidebilmek, daha etkili sonuçlar almak mümkün değil" dedi.

Hakem Kurulu dün yaptığı dördüncü toplantısında 8. Dönem Toplu Sözleşmesi memur ve memur emeklisine ilişkin zam kararını verdi. Kurul, memur maaşları ve memur emeklisi aylıklarına 2026'nın ilk 6 ayında yüzde 11, ikinci 6 ayında yüzde 7, 2027'nin ilk 6 ayında yüzde 5, ikinci 6 ayında yüzde 4 zam yapılmasını kararlaştırdı. Kurul, yalnızca 2027'nin ilk 6 ayında yapılacak zammı hükümetin teklifinin 1 puan üzerine çıkardı. 

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, 8. Dönem Toplu Sözleşme ve Hakem Kurulu Sürecine ilişkin Memur-Sen Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. "Memur-Sen olarak, 8. Dönem Toplu Sözleşme masasına; Gelir dağılımında adaleti, kamuda ücret dengesini, çalışma barışını sağlayacak adil ve makul tekliflerle gittik. Ne yazık ki Kamu işvereni, 7. Dönem’ deki haksız ve hatalı tutumunu sürdürerek, memuru ve emekliyi yok sayan, pazarlığa değer görmediğimiz tekliflerle geldi" diyen Yalçın, sürece dair şu değerlendirmeleri yaptı:

"Emek ve üretimden gelen gücümüzü ortaya koyduk, mücadeleyi büyüttük, Hükümete adil bir teklif çağrısı yaptık. Çabalarımız, 10 hizmet kolunda bağıtlanan 288 maddeyle karşılık bulurken, genele ilişkin bölümde 68 madde olarak toplamda 356 madde bağıtlanmış oldu; Ancak oransal zam, taban aylığa artış, refah payı, ilave 1 derece, ailenin güçlendirilmesi, gelir vergisinin yüzde 15’e sabitlenmesi gibi kamuda ücret dengesi ve gelirde adaleti sağlayacak, aileyi koruyacak, iş aile hayatı uyumunu sağlayacak, özellikle, emeklilere nefes aldıracak taban aylığının daha fazla artırılmasını sağlayacak temel maddelerde ise uzlaşma sağlayamadık.

"Hakem Kurulu topu ekonomi yönetimine attı"

Memur-Sen olarak, her toplu sözleşmede kamu işvereninin noterliğini yapmış olan Hakem Kurulu’nu protesto etmek, adil olmayan yapısını tartışmaya açmak için Kurul’a başvurmadık. Ancak bu kez kamu işvereni ise teamüllere aykırı olarak süreci Hakem’e taşıdı. Bu süreçte Hakem’e üye göndermeme de dahil her yöntemi Yetkili kurullarımızla istişare ettik. İstişareler sonucunda; Uzlaşılan 58 maddelik kazanımlarımızı korumanın tek yolunun Hakem’e üye göndermek olduğunu gördük ve bu yönde karar aldık. Yasanın eksikliği nedeniyle, uzlaşılan maddeler karara dönüşmüyor, Mecburen Hakem’e gitmek durumunda kalınıyor. Bu kanun, yeni kazanım elde etmeyi bırakın, eski kazanımları dahi korumuyor. Biz, toplantı tutanağındaki 58 maddeyi boşluğa bırakamaz; 19 günlük emeğimizi ve kamu görevlilerinin kazanımlarının halı altına süpürülmesine müsaade edemezdik. Hakeme 'talimatla değil, adaletle karar verin noter etiketinden kurtulun' çağrımızı yaptık. Ne yazık ki Hakem Kurulu, adil bir karar vermek yerine yetkinin kendilerinde olmadığını söyleyerek topu, ekonomi yönetimine attı. Biz de dün Maliye Bakanlığı önünde yaptığımız eylemle sürecin sorumluluğunun, ekonomi yönetiminde olduğunu ifade ettik. Ve çağrımızı Maliye Bakanlığı’na yaparak; mademki yetki sizde, o zaman yetkinin sahibi olarak; Ya adil bir karar verin ya da sorumluluğu hakem kuruluna yükleme kolaycılığını bırakıp, 85 milyonun karşısına çıkarak 'Hakem'in kararının sorumluluğunu üstlenin' dedik.

"Kazanımlarımızı koruduk hem de Hakem’in işveren noterine dönüşmüş yapısına ortak olmadık"

Gelinen nokta itibariyle, Hakem Kurulu dünkü kararıyla, kamu görevlilerin Hakem Kurulu değil, kamu işverenin hakem kurulu olduğunu bir kez daha göstermiştir. Böylece Hakemin; Adaletli bir karar üretme iradesi göstermediği, aksine Maliye yönetiminin telkinleriyle hareket ettiği tescillenmiş oldu. Hakem Kurulu kendini kurtarmak için bazı iyileştirmeler yapmış gibi gözükse de aslında bunlar, kamu görevlisinin ve emeklisinin beklentisinin yanından dahi geçmeyecek, bir yaraya merhem olamayacak, günü kurtarmaya yönelik hamlelerdi. Memur-Sen olarak; bu tabloya meşruiyet kazandırmamak için, üyelerimizi Hakem Kurulundan çektik. Böylelikle hem kazanımlarımızı koruduk hem de Hakem’in işveren noterine dönüşmüş yapısına ortak olmadık. Hakem’in kararı tam anlamıyla haksız, hakkaniyetsiz, adaletsizdir. Kamu işvereninin uzlaşmaz tutumu ve Hakem’in haksız kararı çalışma barışını zedelemiş, kamuda ücret dengesini çarpıklaştırmış, aynı işi yapan farklı statülerde çalışanlar arasındaki ücret makasını açmış, gelirde adaletsizliğe neden olmuştur.

 "Bu süreçte, Hukuki ve demokratik bütün haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele ettik"

Maliye Bakanlığı; enflasyonun faturasını, yine memura ve emekliye kesmiştir. Ekonomik krizin maliyetini kamu çalışanlarına ödetmiştir. Haksızlığı derinleştirmiş, Memuru yoksulluk, emekliyi açlık sınırının altına mahkum etmiştir. Amirin maiyetindekilerden, aynı işi yapan çalışanlardan birinin diğerinden daha düşük maaş aldığı bir çarpıklığa neden olmuştur. Memur-Sen olarak, bizler bu süreçte, Hukuki ve demokratik bütün haklarımızı kullanarak sonuna kadar mücadele ettik. Dik durduk, susmadık, gereken her şeyi söyledik ve kararlı bir duruş sergiledik. Yapılması gereken ne varsa yaptık. Söylenmesi gereken her şeyi söyledik. Geldiğimiz bu noktada hiç kimse bizden; bu kararı içimize sindirmemizi, sebebi olmadığımız sorunların sahibi olmamızı beklemesin. Toplu sözleşme süreci bitmiş olsa bile mücadelemiz bitmeyecek, kesintisiz ve kararlılıkla devam edecektir.

"Hakem sisteminin ne kadar kötü olduğunu bütün Türkiye öğrenmiş oldu"

Aksine bu süreç; bizim sendika yasasıyla ilgili bugüne kadar her platformda dile getirdiğimiz itirazlarımızda ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koymuştur. Derdimizi kimseye anlatamıyoruz. Sendika yasasının ne kadar berbat olduğunu, hakem sisteminin ne kadar kötü olduğunu bütün Türkiye öğrenmiş oldu. Bu yasayla daha ileriye gidebilmek, daha etkili sonuçlar almak mümkün değildir. Toplu sözleşmenin kapsamından süresine, İşleyişinden tutanak sistemine, Grev hakkından Hakem Kuruluna örgütlenme özgürlüğünden sosyal diyalog mekanizmalarına toplu sözleşmenin özerkliğinden alternatif uzlaştırma yöntemlerine kadar bütün boyutlarıyla tartışılarak, köklü değişikliklerin yapılması artık bir zarurettir." 

"Hakem kurulunun açılışı yapılmazsa, aldığımız bütün kazanımlar yok oluyor"

Yalçın, hakem kuruluna katılmalarına ilişkin soruya "Hakem kuruluna götürmeyerek en üst perdeden irademizi ortaya koyduk. Bir ilk gerçekleşti ve kamu işvereni Türkiye'de ilk defa konuyu hakem kuruluna götürdü. Ama hakem kurulunun açılışı yapılmazsa, aldığımız bütün kazanımlar yok oluyor. Çünkü toplu sözleşme iki yıllık süreyi kapsıyor. Yasa buna göre tasarlanmış durumda. Hakem kurulunda kazanımlarını kayıt altına almanız gerekiyor. Biz kazanımların sahibiyiz. Siyasi partiler Meclis gündeminde tartışabilirler. Bu konuda ellerinde bir yetki varsa sonuna kadar yerine getirebilirler" ifadelerini kullandı.

"Ücret dengesizliği noktasında kamuda oluşmuş çarpıklığı herkes görüyor"

Yalçın, "Cumhurbaşkanlığı ile bir görüşmeniz olacak mı?" sorusuna ise "Herkes bizim gördüğümüzü görüyor. Ücret dengesizliği noktasında kamuda oluşmuş çarpıklığı herkes görüyor. Bu konuda bir şey yapılması gerektiğini de herkes biliyor. Masada kamu işvereni temsil eden bürokratlar dahil. Ama onlar pozisyonunun ve bulunduğu makamın gereğini yerine getiriyor. Bir an önce çözüm bulunmak zorunda. Hükümetin kendine göre doğruları olabilir ama biz bu konuda hükümetin doğrularına karşı emekçinin doğrularını masada söyledik" yanıtını verdi.