Ortaca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şubesi'nden Muharrem ayı lokması: Barışın yolu sadece Diyarbakır'dan değil, aynı zamanda Hacıbektaş'tan da geçer
Ortaca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şubesi, Muharrem ayı vesilesiyle Aşure lokması etkinliği düzenledi. PSAKD Genel Sekreteri Mevlüt Akbal, "Bir barış süreci yaşıyoruz. Her türlü barış girişimini değerli buluyoruz. Ancak şunu da belirtmeden edemeyiz, barışın yolu sadece Diyarbakır'dan değil, aynı zamanda Hacıbektaş'tan da geçer. Eğer Sivas'la, Çorum'la, Maraş'la, Gazi'yle, Gezi'yle yüzleşmiyorsanız; eğer emeklileriniz açlığa mahkûm edilmişse; eğer kadınlarınızın, gençlerinizin ve emekçilerinizin hakları gasp edilmişse, burada bir barıştan söz etmek mümkün değildir. Böyle bir barış ya eksiktir ya da barış değildir; biz bunu bir mahkûmiyet olarak görüyoruz" dedi.
(MUĞLA) - Ortaca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ortaca Şubesi, Muharrem ayı vesilesiyle Aşure lokması etkinliği düzenledi. PSAKD Genel Sekreteri Mevlüt Akbal, "Bir barış süreci yaşıyoruz. Her türlü barış girişimini değerli buluyoruz. Ancak şunu da belirtmeden edemeyiz, barışın yolu sadece Diyarbakır'dan değil, aynı zamanda Hacıbektaş'tan da geçer. Eğer Sivas'la, Çorum'la, Maraş'la, Gazi'yle, Gezi'yle yüzleşmiyorsanız; eğer emeklileriniz açlığa mahkûm edilmişse; eğer kadınlarınızın, gençlerinizin ve emekçilerinizin hakları gasp edilmişse, burada bir barıştan söz etmek mümkün değildir. Böyle bir barış ya eksiktir ya da barış değildir; biz bunu bir mahkûmiyet olarak görüyoruz" dedi.
Ortaca Pir Sultan Abdal Kültür Derneği binasında gerçekleştirilen Aşure lokması etkinliğine Cumhuriyet Halk Partisi İlçe Başkanı Özcan Özsoy, Belediye Meclisi üyeleri Eski Hozat Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, siyasi partilerin ilçe başkanları, kadın kolları temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Muharrem ayının Aleviler için taşıdığı öneme işaret eden PSAKD Genel Sekreteri Mevlüt Akbal, şunları kaydetti:
"Acımızı ve direncimizi kuşaktan kuşağa aktarıyoruz. Yas matem sonrası kazanlarda sevgi, kardeşlik ve adaleti harmanlıyoruz, yani kazanlarımızda adalet kaynıyor. Bir barış süreci yaşıyoruz. Her türlü barış girişimini değerli buluyoruz. Ancak şunu da belirtmeden edemeyiz, barışın yolu sadece Diyarbakır'dan değil, aynı zamanda Hacıbektaş'tan da geçer.
Eğer Sivas'la, Çorum'la, Maraş'la, Gazi'yle, Gezi'yle yüzleşmiyorsanız; eğer emeklileriniz açlığa mahkûm edilmişse; eğer kadınlarınızın, gençlerinizin ve emekçilerinizin hakları gasp edilmişse, burada bir barıştan söz etmek mümkün değildir. Böyle bir barış ya eksiktir ya da barış değildir; biz bunu bir mahkûmiyet olarak görüyoruz.
Anayasa çalışması ve iktidarın 'Alevi açılımı' söylemleri de var. 'Sorun varsa diyalogla çözeriz' diyorlar. Oysa Sivas katliamının zaman aşımına uğratılması, katillerin serbest bırakılması ve Hizbullahçıların yerine siyasetçilerin, belediye başkanlarının, milletvekillerinin, gençlerin tutuklanması gibi durumlar varken barıştan veya anayasa çalışmasından bahsetmek mümkün değil."