SES Yönetim Kurulu Üyesi Topkan: "Para yatırmadan aile hekiminden rapor alamaz pozisyona gelen bir sistemle karşı karşıyayız"
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Topkan, "Halkımızın sağlık sisteminde yaşadıkları sorunları, cebinden katılım payları ödemelerini, özellikle bir eczaneye gittiği zaman ne kadar ücret ödediklerini artık hep beraber görüyoruz. Bir rapor almak için aile hekimine gittiği zaman önce parasını yatırmadan o raporu alamaz pozisyona gelen bir sistemle karşı karşıyayız" dedi.
Haber: Mustafa USTA
(SİNOP) - Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Topkan, "Halkımızın sağlık sisteminde yaşadıkları sorunları, cebinden katılım payları ödemelerini, özellikle bir eczaneye gittiği zaman ne kadar ücret ödediklerini artık hep beraber görüyoruz. Bir rapor almak için aile hekimine gittiği zaman önce parasını yatırmadan o raporu alamaz pozisyona gelen bir sistemle karşı karşıyayız" dedi.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Topkan, sağlık hizmeti veren personel ve hekimlerin ekonomik anlamda zorluk çektiğini belirterek, yaşanan durumu ANKA Haber Ajansı'na değerlendirdi.
Topkan, sağlık emekçilerinin, yıllardır her türlü zorluğa karşı mücadele ettiklerini, özellikle pandemide, depremde her türlü zorlukta ilk saflarda yer alan sağlık emekçilerinin, her dönem özellikle yetkililer tarafından "haklarınız ödenmez" denilerek alkışlarla geçiştirildiğini söyledi.
"Uzun çalışma koşulları, esnek çalışma ve işyerlerinde liyakatsiz yöneticiler eliyle uygulanan mobbinglerle insanlarımız çalışma koşullarından her geçen gün daha da rahatsız bir hal almaya başladı" diyen Topkan, sağlıkçılara yönelik şiddetin de her geçen gün arttığı sürecin yaşandığını anlattı.
“Özellikle büyük şehirlerde kiralarını ödeyemeyecek pozisyona geldiler”
Deniz Topkan, şöyle konuştu:
"Gece nöbetleri, vardiyalar ve bu vardiyalara giderken servislerin olmamasından kaynaklı işyerlerinde ulaşımda problem yaşama, evlerine giderken problem yaşamadan tutun çalıştıkları yerlere 24 saate kadar kendi emsalleri üzerinden bir değerlendirme değil, devletin belirlediği komik ücretlerle nöbet ücreti almakta. 24 saatlik bir ücretle bırakın bugün bir günlük hayatını idame ettirme noktasında bile değiller. Bugün ortalama bir sağlık emekçisinin maaşı 50 bin civarında ve bu maaşla, özellikle büyük şehirlerde kiralarını ödeyemeyecek pozisyona geldiler. Bizler biliyoruz ki, birçok kentte insanlar kira sorunundan kaynaklı yaşadıkları şehirleri terk etmek zorunda kalıyorlar. Bununla beraber çocuğu olan arkadaşlarımız, devletin ücretsiz bir kreş sunması gerekirken bu hizmeti sunmamasından kaynaklı çocukları bırakacakları kreşlere, maaşından yarısından fazlasını vermek zorunda kalıyorlar. 24 saat demeden insanların hayatlarıyla, sağlığıyla uğraşmak zorunda kalan ve bunun için mücadele eden sağlık emekçileri bu anlamda ekonomik sıkıntılar, ekonomik koşullardan kaynaklı artık tepkilerini daha farklı şekilde ifade edebiliyorlar. Özellikle sağlık emekçilerinde yaşanan intiharlara kadar varan durumlar ya da bu ülkeyi akıllı göç dediğimiz, bu insanların çoğunun bu ülkeyi terk etme, daha güzel bir hayat kurabilme noktasında göçün en fazla olduğu alanlardan birini temsil ediyoruz.
“Artık sağlık çalışanlarımız muhasebe görevi görmek zorunda kalıyorlar”
Aylar sonrasına randevu bulan bir sistemin, aylarca sonrasına ameliyat için gün verilmesinin bu halkın sağlığıyla oynamaktan başka bir şey olmadığını da ifade etmek gerekiyor. Halkımızın sağlık sisteminde yaşadıkları sorunları, cebinden katılım payları ödemelerini, özellikle bir eczaneye gittiği zaman ne kadar ücret ödediklerini artık hep beraber görüyoruz. Bir rapor almak için aile hekimine gittiği zaman önce parasını yatırmadan o raporu alamaz pozisyona gelen bir sistemle karşı karşıyayız. Artık, sağlık çalışanlarımız, hekimlerimiz bu anlamda neredeyse muhasebe görevi görmek zorunda kalıyorlar. Oysa bizim esas görevimiz, halka daha nitelikli bir sağlık hizmeti vermek. Bu nitelikli sağlık sistemini verirken de hem bütçeden sağlığa ayrılan payın arttırılması hem de çalışanların hak ettikleri ekonomik koşulların düzeltilmesi ve halkın da bu anlamda sağlık hakkının güvence altına alınması mücadelesini halkımızla beraber kararlılıkla sürdüreceğiz.”