Sol Parti MYK Üyesi Taş Ardahan'daki "Göç ve Çözüm Yolları" çalıştayında konuştu: "Göç, kentleşme krizine dönüştü"
Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Alper Taş, "81 ili geliştirerek, insanların doğdukları yerde yaşayabilecekleri koşulları sağlamak esas olandır. Herkesi İstanbul'a çağırarak değil, yaşadıkları yerlerde destekleyerek çözüm bulunmalı" dedi.
Haber: Uğur İstanbullu/ Özkan Karakaya
(ARDAHAN) - Sol Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Alper Taş, "81 ili geliştirerek, insanların doğdukları yerde yaşayabilecekleri koşulları sağlamak esas olandır. Herkesi İstanbul’a çağırarak değil, yaşadıkları yerlerde destekleyerek çözüm bulunmalı" dedi.
Sol Parti Ardahan İl Başkanlığınca, Dursun Akçam Kültür Merkezi'nde “Göç ve Çözüm Yolları” başlıklı çalıştay düzenlendi. Moderatörlüğünü Sol Parti Ardahan İl Başkanı Ertan Kargöz'ün yaptığı çalıştaya Sol Parti MYK Üyesi Alper Taş, Dursun Akçam Vakfı Başkanı Alper Akçam, Ardahan Belediye Başkan Vekili Yılmaz Çiftçi, İstanbul Ardahan Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Ziraat Mühendisi Seçil Ruşen ve yazar Engin Kasap konuşmacı olarak katıldı.
Sol Parti MYK Üyesi Taş, burada yaptığı konuşmada, "göçün arkasında ucuz emek gücünün yattığını" ifade etti.
Kamu eliyle demokratik bir planlama yapılarak, göç sorununun ele alınması gerektiğini belirten Taş, şunları söyledi:
"Herkesin her yerde aynı şeyi üretmesinin anlamı yok. Coğrafi koşullara göre üretim planlaması yapılmalı. Bakın, İstanbul şişmiş durumda. Artık nefes alamıyoruz. Yaşam kalitesi dibe vurmuş ve büyük bir deprem bekleniyor. Göçü tartışırken, köylülüğün çözülmesi ve sanayileşmenin etkilerini de göz önünde bulundurmalıyız. Sanayileşmeyle birlikte kentlere büyük bir yığılma oldu. Gecekondu kültürü, hemşehri dernekleri, esnek üretim gibi olgular ortaya çıktı. Şimdi göçü tersten okursak, bu artık bir kentleşme sorununa dönüştü. Emekli ve yaşlı kesimler artık büyük şehirlerde yaşayamıyor. İnsanlar yeniden memleketlerinde ev yapmaya başladı. 81 ili geliştirerek, insanların doğdukları yerde yaşayabilecekleri koşulları sağlamak esas olandır. Herkesi İstanbul’a çağırarak değil, yaşadıkları yerlerde destekleyerek çözüm bulunmalı.
“Bugünkü esas tehdit siyasal İslamcı rejimdir”
Bugün Türkiye, siyasal İslamcı bir rejime sürükleniyor. Tek adam yönetimi ülkeyi nefes alınamaz bir hale getirdi. Bu nedenle sosyal demokratlar, radikal demokratlar, sosyalistler ve yurtseverler olarak güncel tehlikeye karşı birleşik bir mücadele yürütmeliyiz. Bu noktada CHP ve Sol Parti'nin siyasal İslamcı rejime karşı müttefik ilişkiler kurması mümkündür. Ancak düzen karşıtı bir ittifak tasarlandığında, bizim kapitalizm ötesi bir dünya hayalimiz olduğu için CHP ile tam bir birliktelik mümkün değildir. Bugünkü esas tehdit siyasal İslamcı rejimdir. Bu yüzden rejime karşı olan tüm güçlerle ittifak siyaseti yürütmemiz gerekiyor. Ayrıca belirtmek isterim ki, demokratik planlama olmadan göç meselesi çözülemez. Sistem değiştiğinde, CHP'nin bir çözüm paketi sunmasını bekliyoruz. Türkiye’yi yeniden kurarken, kamucu bir perspektif benimsemeli, parasız eğitim ve sağlık hizmetlerini savunmalıdır. CHP'den bu konuda yüksek sesle konuşmasını bekliyoruz."
“Göçün temel nedeni ekonomi, eğitim ve sağlık”
Ardahan Belediye Başkan Vekili Yılmaz Çiftçi de ekonomi, eğitim ve sağlığın göçün temel nedenleri olduğunu anlatarak, "Ardahan’ı hep mazlum ve gariban kalmış bir memleket olarak görüyorum. Çünkü geçmişteki siyasi iktidarlar, bizi hep taşeron olarak kullandılar; Ardahan’ı, yakın illerimiz olan Kars ve Erzurum’un gölgesinde bıraktılar. Neden böyle söylüyorum? Çünkü burada bir memur ya da müdür atandığında kısa süre sonra unvan alıp başka yerlere gidiyor. Eğer bir yatırım yapılacaksa burada değil, dışarıda gerçekleşiyor. Buraya sadece işlem için gelip, parasını alıp gidiyorlar. Yatırımlar kalıcı değil."
“Eskiden insanlar çalışmaya gider, sonra köylerine dönerdi”
Dursun Akçam Vakfı Başkanı Alper Akçam da, "Benim çocukluğumda, Ardahan köylerinde yaşayanlar kış mevsiminde İstanbul’a inşaat işçisi olarak giderler, kazandıkları parayla yaz aylarında Ardahan’a dönüp düğün yaparlardı. Babam Dursun Akçam, köylülere derdi ki: 'Siz binaları yapıyorsunuz ama oralarda yaşamıyorsunuz. Yaşama hakkınız yok; başkaları yaşıyor'. Zamanla bu durum değişti. Ardahan köylüleri Ankara’da, İstanbul’da ev yapmaya başladı. Önceleri Kürt inşaat işçileri çalışırken, sonraları Suriyeliler ve Orta Asya'dan gelen işçiler yerlerini aldı. Bu süreçte Ardahan’daki köyler de boşalmaya başladı."
Seçil Ruşen: “Tersine göç var ama gençler gitmeye devam ediyor”
İstanbul Ardahan Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Seçil Ruşen ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"Özellikle göç konusu genç nüfusu yakından ilgilendiriyor. Ama Ardahan'a tersine göç de var. Son verilere göre, Ardahan’a tersine göç edenlerin sayısı 5 bin 391 kişi. Evet, bu gelenler çoğunlukla orta yaşlı ya da emekli vatandaşlar. Biz ise özellikle gençlerin göç etmemesini istiyoruz. Ekonomik yetersizlikler göçün temel nedeni. Özellikle tarım gelirleri gençler için yeterli değil. Kırsal yaşamın zorlukları, modern tarım imkanlarının eksikliği, sağlık hizmetlerine erişimdeki güçlükler göçü artırıyor. Tarım dışı sektörlerin gelişmemesi de bu göçü tetikliyor. Ardahan merkezde süt ve süt ürünleriyle ilgili bazı dükkanlar var ancak genel olarak girişimcilik eksik. Bu da kalkınmayı sınırlıyor."