"Trabzon: Bir Şehir Günleri" etkinlikleri devam ediyor
Ortahisar Belediyesi'nin Trabzon'un değerlerine dikkat çekmek, kültür ve sanat hayatını öne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlediği "Trabzon: Bir Şehir Günleri" etkinliğinin ilk günü, belgesel gösterimleri, atölye çalışmaları ve söyleşilerle tamamlandı.
(TRABZON)- Ortahisar Belediyesi'nin Trabzon’un değerlerine dikkat çekmek, kültür ve sanat hayatını öne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla düzenlediği "Trabzon: Bir Şehir Günleri" etkinliğinin ilk günü, belgesel gösterimleri, atölye çalışmaları ve söyleşilerle tamamlandı.
Trabzon’un kültür ve sanat hayatını öne çıkarmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Ortahisar Belediyesi ve Gola Kültür, Sanat ve Ekoloji Derneği iş birliğinde düzenlenen "Trabzon: Bir Şehir Günleri" etkinliği, çeşitli programlarla devam ediyor. Etkinliğin ilk gününde Orhan Karakullukçu Konferans Salonu’nda, Yönetmen Atilla Alp Bölükbaşı tarafından hazırlanan ‘Atatürk Trabzon’da’ belgeselinin gösterimi yapıldı. Belediye Başkanı Ahmet Kaya öncülüğünde hazırlanan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Trabzon ziyaretlerini ve son ziyaretinde de malvarlığını Türk Milleti’ne armağan ettiği vasiyetini anlatan belgeselin gösteriminde duygu dolu anlar yaşandı.
Başkan Ahmet Kaya’ya teşekkür
Etkinliklerde şair-romancı Çiğdem Sezer, Murat Ergin’in moderatörlüğünde "Şairin Trabzon Hikayesi" adlı söyleşi ile edebiyatseverlerle buluştu. "Kalbimin Kuzey Kapısı Trabzon" adlı kitabının ortaya çıkış hikayesini ve Trabzon’un edebiyatındaki etkilerini anlatan Sezer, söyleşinin sonunda Başkan Ahmet Kaya’ya, kültür ve sanata katkılarından dolayı teşekkür etti.
"Trabzon, sanat ve kültür açısından gerçekten çok kadim bir kent"
Trabzon Tarih Müzesi’nde gerçekleşen söyleşiye katılan Ortahisar Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Özer İskender, Trabzon’un tarihsel ve sanatsal dokusunu yeniden kazanması için çalıştıklarını söyledi. Trabzon’un kültür ve sanat açısından çok kadim bir kent olduğunu vurgulayan İskender, ünlü besteci Çaykovski’nin meşhur Kuğu Gölü Balesi’ni, Trabzon’dan ilham alarak yazdığını hatırlatarak, şöyle konuştu:
"Klasik Batı Müziği Bestecisi Çaykovski, gemiyle geldiği Trabzon’a hayran kalmış, dünyaca ünlü Kuğu Gölü Balesi isimli eserini de limanda gördüğü kuğular ve kentin güzel görüntüsünün onu etkilemesi üzerine bestelemiştir. Ancak günümüzde ne yazık ki Trabzon, o eski dokusunu, güzelliğini ve ruhunu kaybetmiş durumda. Oysa Trabzon’un geçmişine baktığımızda birçok şairin, ressamın, yazarın Trabzon’dan başlayıp, sanat hayatına devam ettiğini görebiliyoruz. Trabzon, sanat ve kültür açısından gerçekten çok kadim bir kent. Biz de Trabzon’umuzun sanatçılar yetiştiren ve sanatçılara ilham veren o dokusunu ortaya çıkarmak için büyük bir emekle çalışacağız."
Türkülerle ilgili anlatımlar gerçekleşti
Günün bir diğer etkinliğinde Sevilay Refika Kadıoğlu’nun moderatörlüğünde, halk müziğinin emektar isimlerinden TRT Bölge Sanatçısı İhsan Eyüboğlu ile ‘Kültürün Tanıkları’ söyleşisi gerçekleştirildi. Trabzon’a derin bir bağlılığı olduğunu ifade eden Eyüboğlu, katılımcılara sanat hayatını anlattı. Eyüboğlu daha sonra sözlerini yazdığı, derlediği ve yorumladığı türkülerle ilgili anlatımlar gerçekleştirdi, söyleşinin sonunda da ‘Yasemen’, ‘Ağasar Dereleri’ türkülerini seslendirdi.
Fındık dalları sepete dönüştü
Söyleşilerin ardından birinci gün etkinlikleri, Tarihi Hasan Paşa Asker Hamamı Müzesi’nde düzenlenen atölye çalışmalarıyla devam etti. İlk olarak ‘Fındık ve Sepetinin Öyküsü’ atölyesinde, dedesinden kalan geleneksel sanatı devam ettiren Recep Erbay, fındık dallarının sepete dönüşümünü uygulamalı olarak anlattı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından "Somut Olmayan Kültür Mirası Taşıyıcısı" unvanı da verilen Erbay, geçmişin zaruri ihtiyacı olan sepetlerin yapım tekniğinden dolayı hava alması ve nem tutmama özelliğiyle fındık taşımasında kullanıldığını ancak günümüzde daha çok dekoratif eşya olarak tercih edildiğini söyledi. Atölyenin bir diğer konuğu Derya Karaosmanoğlu da bambudan sepet örücülüğü ve mısır kabuğundan hediyelik eşya yapımını uygulamalı olarak gösterdi.
Fındığın çikolataya dönüşme serüveni anlatıldı
Günün son etkinliğinde ise ‘Fındığın Çikolataya Dönüşmesi’ atölyesinde, Fındık Ocağı işletmesinin kurucularından Seyyare Sungur, katılımcılarla bir araya geldi. Yörenin fındıklarını kullanarak çikolata üretme serüvenini anlatan Sungur, işletmesinin serüveninden bahsederek ürüne artı değer katmanın önemine değindi. Söyleşilerin ve atölye etkinliklerinin sonunda konuşmacı ve moderatörlere çeşitli hediyeler verildi.