Türk-İş'ten Burdur'da AK Parti İl binasının bulunduğu sokakta basın açıklaması
Türk-İş Burdur Şubesi, 2025 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'ne ilişkin taleplerini dile getirmek amacıyla AK Parti İl Başkanlığı'nın bulunduğu sokakta basın açıklaması düzenledi. Türk-İş'e bağlı sendikalar ve çok sayıda işçinin katılımıyla gerçekleşen açıklamada, işçilerin yaşam koşullarına dikkat çekildi ve hükümete çağrıda bulunuldu.
Haber: Muhammet Fatih BAŞCI
(BURDUR)- Türk-İş Burdur Şubesi, 2025 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'ne ilişkin taleplerini dile getirmek amacıyla AK Parti İl Başkanlığı'nın bulunduğu sokakta basın açıklaması düzenledi. Türk-İş'e bağlı sendikalar ve çok sayıda işçinin katılımıyla gerçekleşen açıklamada, işçilerin yaşam koşullarına dikkat çekildi ve hükümete çağrıda bulunuldu.
Türk-İş Burdur Şubesi, bağlı sendikalar ve işçilerin katılımıyla AK Parti İl Binası'nın bulunduğu sokakta 2025 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'ne ilişkin basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Yol-İş Sendikası Burdur Şube Başkanı Musa Kurt okudu.
Kurt, açıklamasının başında kamu işçilerinin insanca yaşam taleplerinin görmezden gelindiğini vurgularken, hükümetin kamu sözleşmeleri sürecine yönelik tutumunu eleştirdi.
Basın açıklamasının yapıldığı AK Parti Burdur İl binasının bulunduğu sokağın girişinde polis ekipleri güvenlik önlemleri aldı. İşçiler açıklama sırasında ve sonrasında ‘Zafer direnen emekçinin olacak’, ‘Sadaka değil toplu sözleşme’, ‘İş, ekmek yoksa barışta yok’ sloganları attı.
Kurt konuşmasında şunları söyledi:
“Bugün sizlere bu bildiriyi AK Parti İl binası önünden okuyacaktık. Ama maalesef yaptığımız müracatımız itibar görmedi. Bizler yine AK Parti il binası önünden bildirimizi okuyormuş gibi okuyacağız, gür sesimizle sesimizi duymayanlara sesimizi duyuracağız. Nerede olursa olsun sesimizi bir şekilde duyururuz. İşçiden, emekçiden korkmayın dedik, ülkenin gündeminden bizleri çıkarın dedik. Bizler bu ülkenin mihenk taşlarıyız, her yerde derdimizi söyleriz. Sesimizi duyururuz. Gerisini siz düşünün dedik. 2025 yılı Toplu İş Sözleşmesi sürecinde kamu işçilerinin insanca yaşam taleplerini görünür kılmak, kamuoyunu bilgilendirmek ve hükümetin sorumluluklarını yerine getirmesini sağlamak amacıyla başlatmış olduğumuz eylem süreci kararlılıkla devam etmektedir. Geçtiğimiz hafta işyerleri önünde gerçekleştirdiğimiz bildiri okumalarının ardından, bu hafta şehir meydanlarında kitlesel basın açıklamaları gerçekleştirdik. Tüm illerimizde eş zamanlı olarak planlanan bu açıklamalar, kamu emekçilerinin birliğini ve taleplerinin ciddiyetini gösterecek önemli bir adımdı. Bugün de eylem planımız dahilin de, Türkiye’nin dört bir yanında AK Parti İl Binalarının önündeyiz. Çünkü artık sabrımız kalmadı! Çünkü artık yoksulluğa, adaletsizliğe, duyarsızlığa tahammülümüz kalmadı. Biz bu ülkenin çalışanları, biz bu halkın emekçileriyiz. Ama bugün yaşam mücadelesi veriyoruz! Geçim derdi bu kadar büyümüşken, bizlere sunulan sözde zam teklifleriyle alay ediliyor. TÜİK’in rakamlarıyla, halkın gerçeği gizleniyor. Az kazanandan çok vergi alınıyor. Hayat pahalılığı karşısında maaşlarımız buharlaşıyor. Artık yeter. İşte bu yüzden, bu seferde buradan AK Parti il binaları önünden taleplerimizi bir kez daha dile getirecek sesimizi hep birlikte yükselteceğiz.
'Emek yok sayılırsa, üretim de adalet de kalkınma da mümkün değildir'
İnsan onuruna yakışır bir ücret istiyoruz. TÜİK’in verileri yaşadığımız geçim sıkıntısını yansıtmıyor. Sözleşme teklifleri, TÜİK'in verilerine değil, pazarda, mutfakta yaşanan gerçeklere göre hazırlanmalıdır. İnsanca yaşanabilecek, geçim koşullarına uygun bir ücret talep ediyoruz. Gerçekçi ve adil bir toplu sözleşme istiyoruz. Hükümetin masaya getirdiği teklifler, emekçiyi oyalamaktan ibarettir. Toplu sözleşme, emekçinin iradesine ve yaşam şartlarına uygun olmalıdır. Emekçilerin sesi dikkate alınmadan yapılan hiçbir teklif meşru değildir. Vergide adalet istiyoruz. İşçinin maaşı daha eline geçmeden vergiyle eriyor. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bu sistem adaletsizdir. Gelir vergisi matrahı adaletsiz sistemi sona erdirecek şekilde adil ve kademeli olarak düzenlenmelidir. Geçim sıkıntısına acil çözüm istiyoruz. Kira, fatura, gıda, ulaşım... Her şey zamlandı ama maaşlarımız erimeye devam ediyor. Emekçiler kredi kartlarıyla, borçla, eksik beslenmeyle yaşamaya zorlanıyor. Halkın sofrasına, cebine, yaşadığı hayata bakılmadan ekonomi toparlanamaz. Güvenceli çalışma ve iş güvencesi istiyoruz. Taşeron sistemine, güvencesiz çalışmaya son verilmelidir. Kamu işçisinin geleceği koruma altına alınmalıdır. Bugün işi olan, yarını için kaygı duymamalıdır. Emeğe saygı, işçiye değer istiyoruz. Alın terine değer verilmediği sürece adalet sağlanamaz. Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, biz bu ülkenin temel direğiyiz. Emek yok sayılırsa, üretim de adalet de kalkınma da mümkün değildir. Bugün buradayız, Çünkü başka çaremiz kalmadı. Çünkü duymayan kulaklara, görmeyen gözlere artık ses yükseltme zamanı geldi. Sadaka değil, hakkımızı, ikram değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz. Sefalet değil, onurlu yaşam istiyoruz! Ve unutulmasın: İşçiyiz, emekçiyiz, haklıyız, kazanacağız.”