Yozgat'ta ormanlık alanlarda bulunan bal ormanlarında bal hasadı başladı
Yozgat il genelindeki ormanlık alanlarda tesis edilen 15 bal ormanında faaliyet gösteren arıcılar, bal hasadına başladı. Kuraklık nedeniyle ormanlık alanda alıç ve dağ kekiklerinin geç açması arıcıların yüzünü güldürdü. Bal üreticisi Ahmet Mithat Çakıroğlu, 'Alıçların geç açmasından dolayı şu anda balımız da tamamen alıç ve kekik kokulu' dedi.
Haber: Seyfi ÇELİKKAYA
(YOZGAT) - Yozgat il genelindeki ormanlık alanlarda tesis edilen 15 bal ormanında faaliyet gösteren arıcılar, bal hasadına başladı. Kuraklık nedeniyle ormanlık alanda alıç ve dağ kekiklerinin geç açması arıcıların yüzünü güldürdü. Bal üreticisi Ahmet Mithat Çakıroğlu, “Alıçların geç açmasından dolayı şu anda balımız da tamamen alıç ve kekik kokulu” dedi.
Arıların bal yapabilmesi için gerekli çiçek florasının zengin olması nedeniyle gezginci arıcıların da tercih ettiği Yozgat’ta doğal bal üretimi de her geçen yıl artıyor. Hava sıcaklıklarını bu yıl mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, bal üretimine olumlu katkı sağladı. İl genelinde yaklaşık 600 yerli ve yabancı arıcının doğal bal üretimi yaptığı kaydedildi.
Yozgat Valiliği, geçen yıl 32,58 hektarlık alanda kurulan Çamlık Bal Ormanı’nın hem ekosisteme hem de arıcılara büyük katkı sağladığına dikkat çekti. Yapılan açıklamada, “Mevcut Karaçam fidanları, Geven, Isırgan, Yonca gibi otsu bitkiler, bal verimi yüksek 13 bin 32 adet Alıç, Nane, İğde, Lavanta, Mahlep, Adaçayı, Kekik gibi yeni fidanlarla ilimizde arıcılarımızın hizmetine sunulan 15 adet Bal Ormanı ile hem bal üretimini destekliyor hem de doğal yaşamı koruyoruz” denildi.
“İnsanlar arı görmemiş balı getiriyor, bizim rekabet etme şansımız hiç yok”
Milli Park Yozgat Çamlığında geçen yıl kurulan bal ormanında sezonun ilk hasadına başlayan bal üreticisi Ahmet Mithat Çakıroğlu, bereketli bir sezona başladıklarını söyledi. Merdiven altı bal üreticileriyle rekabet edemediklerini belirten Çakıroğlu, şöyle konuştu:
“Yaklaşık 2008 yılından beri profesyonele yakın bir şekilde bal üretimi yapıyorum. Bu sene nisan ayında oluşan soğuklardan dolayı hem bölgemizde hem Türkiye genelinde birçok arı ölümü yaşandı. Ancak daha sonra sezon çok iyi başladı, çok iyi devam ediyor. Bu sene ilk hasadımızı yaptık. Oldukça bereketli bir sezona başladık. Bölgede arıcılığın gelişmesi için merkezi hükümet hem de yerel yönetimlerin arıcılara bir el atmaları gerekiyor, arıcıların sorunlarını dinlemeleri gerekiyor. Biz hakiki bal üretiyoruz. Balımızı pazarda satamıyoruz. Sebebi şu; insanlar arı görmemiş balı getiriyor, bizim rekabet etme şansımız hiç yok. Yerel yönetimlerin de kovan desteğidir, besleme şeker desteğidir, birtakım desteklerin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi biz bizim gibi arısı çok olan arkadaşlar genelde varroa bakımı yapıyor. Ancak bu işi amatör veyahut da hobi olarak yapan arkadaşlarımız maalesef varroa mücadelesi yapmadığı için her sene hem bizim bölgede hem Türkiye genelinde varroa kaynaklı ölümler çok oluyor. Onun için muhakkak ve muhakkak hem genel yönetimin yani devletimizin hem de ilimizde bulunan yerel yönetimlerin buna bir el atmaları gerektiğini düşünüyorum.”
“Her kalemde olduğu gibi arıcılık maliyeti de yaklaşık yüzde 40 civarında bir artış gösterdi”
Çakıroğlu, girdi maliyetlerinin artığını da belirterek, “Geçen sene 400 lira civarında sattık. Bu sene de kara kovanları 800-1000 liraya, normal petekli balımızı da 600-700 lira arasında satmayı planlıyoruz. Maliyetler yaklaşık kilo başına insan elemeni saymazsak yaklaşık 400-500 lira. Bal fiyatlarımızı da genel olarak ülkede bulunan enflasyona göre belirliyoruz. Her kalemde olduğu gibi arıcılık maliyeti de yaklaşık yüzde 40 civarında bir artış gösterdi bu sene. Biz de geçen seneki fiyatımızın üstüne yüzde 40 gibi bir rakam, yüzde 50 gibi bir rakam koyarak satmayı planlıyoruz bu sene” diye konuştu.
“Bu sene arılar en çok ballı alıçtan aldı, bizi alıç kurtardı”
Bu yıl arıların alıç ve kekikten beslenerek bal yaptığını aktaran Çakıroğlu, şunları söyledi:
“Burada önemli olan nokta şurası; buraya bal fidelerin dikilmesi lazım, bal ağaçlarının dikilmesi lazım. Lavantasıydı, kekiğiydi, dağ kekiğiydi olması lazım, akasyalar olması lazım. Mesela bu sene arılar en çok ballı alıçtan aldı, bizi alıç kurtardı. Armutlar zamanında nisan soğuğundan etkilendi. Alıçlar geç açmasından dolayı şu anda balımız da tamamen alıç kokulu ve kekik kokulu. Bu tür ağaçların bu bölgeye yani arıcılık yapılan bölgeye dikilmesi lazım. Geçen sene üç bin fideye yakın getirdiler, orman işletme müdürlüğümüz ama nereye diktiler? Şu anda nerede? biz bilemiyoruz. Bakım yapılmadığı için tamamen kurudu onlar. Bundan sonra dikecekler, dikerler mi bilemiyorum. Dikmelerini gerçekten çok istiyoruz. En azından bizim gözetimimizin altında bir yerlere dikilirse biz de imkanlarımızla onları hem sular hem yetiştiririz hem de koruruz.”