Yozgatlı besici; Koyun ve keçilere takılan tongurdaklardan koleksiyon yaptı
Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde dede mesleği koyun yetiştiriciliğini 50 yıldır sürdüren Abdullah Eroğlu; yaylarda otlatılan hayvanların kaybolmaması veya tehdit anında çobanın uyarılmasını sağlayan tongurdak, çan ve zillerden koleksiyon yaptı. Koleksiyonunda 70 yıllık tongurdakların da bulunduğunu belirten Eroğlu, tongurdak biriktirmeyi ve onları her gün temizleyip, yağlamayı çok sevdiğini söyledi.
SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde dede mesleği koyun yetiştiriciliğini 50 yıldır sürdüren Abdullah Eroğlu; yaylarda otlatılan hayvanların kaybolmaması veya tehdit anında çobanın uyarılmasını sağlayan tongurdak, çan ve zillerden koleksiyon yaptı. Koleksiyonunda 70 yıllık tongurdakların da bulunduğunu belirten Eroğlu, tongurdak biriktirmeyi ve onları her gün temizleyip, yağlamayı çok sevdiğini söyledi.
Koyun, inek, keçi sürülerinde kopma, bölünme, kaybolma gibi durumlarda çobanın sürüyü daha kolay bulmasını sağlayan tongurdak, Yozgat'ta yaygın olarak kullanılıyor. Tongurdak sesine alışkın koyun-keçi sürüleri, ön sıralarda bulunan tongurdak takılı koyunları, çıkan çan seslerine göre takip ederek, yaylalarda, ormanlık alanlarda birbirinden ayrılmıyor.
"BİZE ÇOK AVANTAJ SAĞLAR"
Yozgat’ın Sarıkaya İlçesine bağlı Çatak Köyünde ikamet eden Abdullah Eroğlu, 50 senedir koyunculuk yaptığını belirterek, "Dededen gelme bir koyunculuk mesleğidir. Bu da bende bir hastalıktır. Yıllardan beri ustalarından, çobanlardan, sipariş olsun getirttim. Bu şekilde kendime göre bir koleksiyon yapmış oldum" dedi. Toplamda 250 civarında tongurdak, zil ve çana sahip olduğunu bildiren Eroğlu, "Şu anda 200 tane burada, 50 tanede koyunların boynunda takılı. Burada çanlar vardır, bunlar tek dil olarak geçer, topak olarak geçer" diyerek şunları anlattı:
"Bunlar çok şeye yarar. Özellikle koyunun bölünmesi dediğimiz olay vardır, arkada kalmadır. O bakımdan bize çok iyi avantaj sağlar. Bir de her çobanın kendine göre stili vardır. Sevdiği bir stil vardır, ona göre bir tongurdak döşer. O tongurdaklardan nerede kendi koyunu var, sürüsünü bilir, sesinden. Bölünmeyi önler. Kurt geldiği zaman köpeklere çok iyi bir yardımcıdır. Kolay kolay tongurdak takılı koyunu kurt yaralamaz, ondan uzak durur, ses çıkartmasın diye. Avantajı vardır. Yaylımı güzel yayılır, rahat yayılır. Koyun çok rahat yayılır.
"EN ESKİSİ ÇOBANIMDAN ALMIŞTIM, BANA HATIRA OLARAK VERMİŞTİ"
En eskisi çobanımdan almıştım, bana hatıra olarak vermişti 70 senelik var. Ona ben üç tane kısır (koyun) parası verdim, 3 tanesini almak için. Her zaman bu merakım vardı. Bu işi yapabilmek için tenekeden bile yapmışlığım oldu. İki türlü bakım yapıyorum. Mesela güz döneminde bunları silerek ve yağlayarak, iki türlü yağlama yapıyoruz; traktör yağı kullanarak veya kuyruk yağı ile yağlama yapıyoruz. Mazottan uzak tutuyoruz. Çünkü mazot kabartma yapıyor. Bunlar zaten çoğu bakır karşımı olduğu için sesi oradan alıyor. Tongurdağın sesine göre ve birbirine uyumuna göre seçiyoruz. Koyuna takıldığı zaman aynı sesi vermesi lazım diye düşünerek, biz aynı sesten almaya çalışıyoruz."
"ÇOCUKLARIMA MİRAS BIRAKMAYI DÜŞÜNÜYORUM"
Abdullah Eroğlu, koleksiyonunu çocuklarına miras olarak bırakmak istediğinin de altını çizerek, açıklamasını şöyle tamamladı:
"Her gittiğim yerden almışlığım vardır, hevesim odur. Çocukluğumdan beri hevesim vardır, halen de almaya devam ediyorum. Gördüğüm zaman dayanamıyorum almaya çalışıyorum. Çocuklarıma miras bırakmayı düşünüyorum. Onlar da devam ederler, temennim odur. Bu benim hastalıktır. Biçer kelle dediğimiz dönemde büyük olanları takarız. Kış dönemine geldiği zaman küçük veya 10 numara olanları takarız. Bunlar kışın hem koyunu yormaması için aynı zamanda ağızlarını, yedikleri musula takıp da kırmamaları için, tongurdaklar bozulmasın diye küçükleri takarız. Koyunu yormasın amaç odur. Yaz döneminde koyun etli olduğu için büyük olanları takarız. Ses daha güzel olur. Biz bunları bölünme deriz, koyun arkada kalır bölündüğü zaman her çoban kendi tongurdağını bilir, o ses göre kendi koyununun bölündüğünü bilir."