Reklam
(ANKARA) - AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Tarih boyunca ülkemiz birçok kere tehdit edildi. Bu tehditlere verilen tarihi cevaplardan bir tanesi ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Geldikleri gibi giderler' sözüdür. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da 'Bir gece ansızın gelebiliriz' sözüdür. Türkiye, kimsenin düşmanı değildir, kimseye tehdit değildir. Ama Türkiye'ye düşmanlık edene, Türkiye’ye düşmanlık oluşturmaya çalışana karşı da her türlü kudretli cevabı verecek kapasiteye ve imkana sahiptir" dedi.AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Genel Merkez'de Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı sonrası basın toplantısı düzenledi. Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:''Katar’daki saldırının son derece istisnai özellikleri var. Birincisi, biliyorsunuz, aylardır, haftalardır, yıllardır sürekli olarak İsrail propaganda makinesi Hamas'ın herhangi bir şekilde müzakereye yanaşmadığını, ateşkese yanaşmadığını, barıştan yana olmadığını söylüyordu. İsrail tarafının sürekli olarak hakkaniyetsiz ve haksız şartlar dayatmasına rağmen bir irade koydu ortaya Hamas başından beri. Müzakereye açık olduğunu, meşru şartları kabul edebileceğini söyledi. Ne zaman Hamas müzakere için dünyadan çağrı yapılsa buna olumlu yanıt verdi. Hatta önce Netanyahu'nun propaganda makinesi, soykırım şebekesinin siyasi dili Hamas'ın bundan uzak durduğunu söyledi ama Hamas bunu kabul ettiğinde geçmişten itibaren hatırlayalım ya bir ülkeye saldırı gerçekleştirdiler ateşkes ve barış gündemini yok etmek için ya rahmetli Haniye'ye olduğu gibi bir suikast gerçekleştirdiler. Şimdi de haftalardır 'Hamas'ın barışa yanaşmadığı' söyleniyordu, büyük ülkelerin açıklamalarına dönük bu gündeme getiriliyordu. Halbuki Hamas müzakere heyeti bu şartları konuşmak üzere bir toplantı kararı almıştı. Bu toplantı doğrudan barış, ateşkes müzakerelerini değerlendirmek üzere yapılan bu toplantıyı İsrail başka bir ülkenin topraklarında Katar'da hedef aldı. Bu, soykırım şebekesinin hiçbir kural tanımadığını ve bu kural tanımamazlıkla birlikte müzakere heyetini bile tuzağa düşürecek kadar sinsi yaklaşımlar içerisinde olduğunu bir kere daha göstermiştir. Burada bir şeye daha dikkat çekmek gerekir. Çağrı yapan ülkeler, gerçekten ateşkesi isteyen, gerçekten barış isteyen ülkeler de bu şekilde hedef alınmıştır. İsrail'in saldırganlığı aslında Katar’da gerçekleştirdiği barbarca terör eylemi barış isteyen, ateşkes isteyen bütün ülkelere dönük bir saldırıdır.Sumud Filosu'na İsrail iki kere saldırmıştır. Aslında bu bir kere daha göstermiştir ki İsrail'deki Netanyahu şebekesi her türlü insani faaliyete, her türlü insani duruşa saldırmak için fırsat beklemektedir. Bunun da muhakkak surette uluslararası toplumla, uluslararası bir iradeyle engellenmesi gerekmektedir."Gündem, PKK'nın bütün şube ve uzantılarıyla feshi ve silah bırakmasıdır"(Terörsüz Türkiye) Hem iç siyasetin dili açısından hem de dışarıdaki birtakım yaklaşımlar açısından hem yanlış noktalara sürüklenmeye çalışılması hem de birtakım sabotajlara ve enfeksiyonlara açık hale getirilmesi gibi gündemleri bütünüyle takip ediyoruz. Buradaki meselenin Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız bir kere daha bugün MKYK toplantısının açılışındaki konuşmalarında bahsettiler, birilerinin PKK'nın feshi ve silah bırakması dışında bir gündeme Komisyon'u ya da terörsüz Türkiye'ye kaydırmaya çalışarak bir odak kayması üretmesine müsaade etmeyeceğiz. Gündem, PKK'nın bütün şube ve uzantılarıyla feshi ve silah bırakmasıdır, silahların yakılmasıdır, yok edilmesidir. Dolayısıyla bunun dışında maksimalist taleplerin, başka ajandaların, başka gündemlerin burayı herhangi bir şekilde enfekte etmesine, odak kaybı oluşturmasına, burada herhangi bir şekilde yakını görme problemi ya da uzağı görme problemini, siyasi miyopluk gibi birtakım sonuçlar doğurmasına müsaade etmemek lazımdır. Odak bellidir, gündem bellidir ve burada bir devlet politikası olarak ilgili bütün kurumlar üzerine düşeni yapmaktadır. Meclis devrededir. Onun dışındaki yaklaşımların herhangi bir şekilde bu sürece bir katkısı olmayacaktır."Farklı terör örgütlerinin hareketliliklerini görüyoruz"Türkiye bütün bu süreci yürütürken milli güvenlik değerlendirmelerinden vazgeçmiş değildir. Etrafımızdaki coğrafyalarda hem Suriye'de hem Irak'ta farklı terör örgütlerinin hareketliliklerini görüyoruz. Önümüzdeki döneme dönük olarak hangi devletlerle, hangi istihbarat örgütleriyle, hangi siyasi projeleri bölgenin aleyhine olan siyasi projeleri dayatmak üzere terör devletçikleri oluşturmak isteyen ya da terörü kendi vekalet savaşlarının enstrümanı haline getirmek isteyen ülkelerin, odakların, birtakım karanlık merkezlerin faaliyetlerini de görüyoruz. Bütün buna ajandamızı net tutarak, siyasi gündemimizi net tutarak, eylem planımızı net bir şekilde uygulamaya devam ederek ve siyasi dilimizi tüm bu enfeksiyonlardan ve sabotaj faaliyetlerinden koruyarak cevap vereceğiz. Terörsüz Türkiye hedeflerine ulaşılması için bahsettiğimiz şekilde Cumhur İttifakı tarafından başlatılan destek veren siyasi partilerle güçlenen, Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla devlet politikası haline gelen bütün bu çerçeveyi net çizgilerle korumaya ve hedeflerine ulaştırmaya dönük çalışmalarımızı sürdüreceğiz.Kuşkusuz terör örgütünün kendisini feshetmesi ve silah bırakmasıyla ilgili atılacak adımların kesintisiz devam etmesi gerekir. Bu kesintisiz adımların devam etmesi başka olumlu adımları beraberinde getirecektir. Burada hem devlet politikası açısından olumlu adımları getirecektir hem Meclis’teki çalışmalar açısından getirecektir. Burada esas takip edilmesi gereken konu fesih ve silah bırakma sürecinin kesintisiz bir şekilde devam etmesi ve tamamlanmasıdır.""Bunların hepsi yok hükmündedir"Çelik, bir gazetecinin ''İsrail'in Türkiye'ye saldırabileceği'' iddialarını sorması üzerine şu değerlendirmeyi yaptı:"Türkiye'ye şurası saldıracak, burası saldıracak gibi gündemleri dikkate almamak lazım, gündeme almamak lazım, kale almamak lazım. Türkiye egemen ve kudretlidir. Şuradaki gazeteci Türkiye'nin aleyhine bir şey söylemiş, buradaki siyasetçi Türkiye'nin aleyhine bir şey söylemiş. Aslında bunları değerlendirmemiz bile bu büyük ülkenin gündemi açısından sadece bir zaman kaybı ve bu kişilere gerektiğinden fazla alan açmakla, gerektiğinden fazla bunları gündem yapmakla ilgili bir sonuç doğuruyor. Türkiye Cumhuriyeti hiç kimsenin düşmanı değil. Ama Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliğinin pazarlık konusu olmadığını, vatan müdafaasının pazarlık konusu olmadığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin gerek terörle mücadelesini gerek güvenliğini sağlama hususunda uluslararası hukuka, uluslararası toplumla birlikte hareket etmeye ne kadar riayet ettiğini bütün dünya biliyor. Bu çerçevede bazı ülkelerden gelen tehditlerin bizim yanımızda hiçbir hükmü yoktur, bunların hepsi yok hükmündedir.Tarih boyunca ülkemiz birçok kere tehdit edildi. Bu tehditlere verilen tarihi cevaplardan bir tanesi ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 'Geldikleri gibi giderler' sözüdür. Şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da 'Bir gece ansızın gelebiliriz' sözüdür. Türkiye, kimsenin düşmanı değildir, kimseye tehdit değildir. Ama Türkiye'ye düşmanlık edene, Türkiye'ye düşmanlık oluşturmaya çalışana karşı da her türlü kudretli cevabı verecek kapasiteye ve imkana sahiptir.""Bu iddiaları CHP’lilerden duyduk"CHP ile ilgili son gelişmelerin sorulması üzerine Çelik, şu yanıtı verdi:"Bu iddiaları ilk dile getirenler kimler? CHP'liler. CHP'liler ne yaptılar? Bazı CHP'lilerin birtakım skandallarla, birtakım yolsuzluklarla, birtakım usulsüzlüklerle hareket ettiğini ifade ettiler. Bu kamuoyunun gündemine de düştü, biz de bu iddiaları böyle duyduk. Arkasından bu iddialarla ilgili olarak CHP içinde belediye başkanlığı yapmış, meclis üyeliği yapmış kişiler tuttular yargıya suç duyurusunda bulundular. Yani suç duyurusunda bulunanların hepsi CHP'li. Suçlananların hepsi CHP’li. Bu meselelerin ortaya çıkışı CHP içindeki tartışmaların neticesinde ortaya çıktı. Biz bunun hiçbir tarafında yokuz. Ne bu iddiaları biz gündeme getirdik, ne bu iddialarla ilgili biz yargıya başvurduk. Biz bu iddiaları da CHP’lilerden duyduk.Siz kendi meselenizi halletmemişsiniz, kendi meselenizi halletmeyişinizi, beceriksizliğinizi vatandaşı sokağa çağırarak örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Bu milletimize, siyaset kurumuna yapılan bir haksızlıktır. Bir grup, hangi bir partinin kongrelerinde ya da diğer süreçlerinde usulsüzlük yapmışsa ve bu iddia edilmişse, bu doğrudan doğruya sivil siyasetin güvenliğini tehlikeye atan bir durumdur. Hepimizin bu konuda hassas olması gerekir. Sivil siyasete dönük tehditler geçmişte darbelerden, post modern darbelerden, birtakım vesayet oluşumlarından gelirdi. Gerek askeri vesayet gerek yargı vesayetinden gelirdi. Sivil siyasetin güvenliğini korumak için sadece dış değil aynı zamanda iç tehditlere karşı da korumak lazım. Biz parti içinde bu tip hizipler, grupların eğer iddia edildiği gibi, doğru olup olmadığına yargı süreci zaten cevap verecek, böyle durumlar varsa bu bütün siyaseti ilgilendiren bir durumdur."Oraya herhangi bir AK Partili mi atanmış"Sayın Özgür Özel diyor ki, 'AK Parti bizim içimizi karıştırmaya çalışıyor'. Bugün oraya herhangi bir AK Partili mi atanmış? Yine CHP'liler, yine beraber yolda yürüdüğünüz arkadaşlar. İkinci en büyük haksızlık, CHP'ye oy veren ve CHP'ye gönül veren vatandaşlarımıza yapılıyor. Vatandaşlarımız CHP'ye oy vermişler, gönül vermişler. Onların oy verdiği, gönül verdiği böyle köklü bir partiyi bu hale düşürmek, bu hale düşürülmesi karşısında bütün bunlardan habersizmiş gibi davranmak ve halen de gereğini yapmamak bu yöneticilerin CHP seçmenine karşı sorumluluğudur ve onlara karşı işlenmiş bir ayıptır.""Özgür Özel'in gündelik hayatı felç ettiği tek kurum var, o da CHP"AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bir başka soruyu ise şöyle yanıtladı:"(Özgür Özel) Şimdi de gelmiş diyor ki, 'Biz hayatı felç ederiz, gündelik hayatı yaşanmaz hale getiririz'. Özgür Özel'in gündelik hayatı yaşanmaz hale getirdiği ve felç ettiği tek kurum var, o da CHP. Önce CHP'deki yönetim performansını ortaya koysun, ondan sonra sokaklarla uğraşsın. Geçen sefer de bunu yapmaya çalıştı. Sonuçta kimi hedef aldı? Esnafa zarar vermeye kalktı, işçiye zarar vermeye kalktı, emekliye zarar vermeye kalktı. Siz 'Ben sosyal hayatı felç edeceğim' diye ortaya çıkacaksınız da vatandaş buna müsaade mi edecek? Bunu da bize dünyanın her tarafında yapılan barışçıl eylemler olarak anlatmaya çalışıyor. Yukarıdan aşağıya bakın, bu, siyaseti zehirleyen bir dil. Bu, siyasetin güvenliğini, siyasetin üstünlüğünü tehlikeye atan bir dil. Bundan sonrasında Sinop'taki balıklardan sonra CHP'nin üstünden uçan kuşlara dönük de bir açıklama yapmasını bekliyoruz kendisinin. Bunlar boş açıklamalar. Gerçek siyaset gündemine dönmesi lazım, bunun için de ilk önce CHP niçin bu hale düştü, bununla yüzleşmesi lazım. Yoksa CHP'nin genel başkanının kim olacağı bizi ilgilendirmiyor."
Reklam










