(TBMM) – DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, grup toplantısında yaptığı konuşmada hem ekonomideki tabloyu hem de kumar-bahis düzenini hedef aldı. “Kumarın yasalı yasadışısı olmaz” diyen Babacan, gençlerin cebindeki son parayı alan “kolay kazanç” tuzaklarına karşı iktidarı sorumluluğa çağırdı. Enflasyonun kalıcı yüksek seyrettiğini, mutfakta yangının sönmediğini vurguladı; “Bu millet bahane değil çözüm bekliyor” ifadesini kullandı.
Deprem, afet bölgesi talebi ve dayanışma çağrısı
Babacan, sözlerine Sındırgı merkezli depremde etkilenenlere “geçmiş olsun” diyerek başladı. Bölgenin “Afet Bölgesi” ilanının elzem olduğunu belirtti; yaraların hızla sarılması için merkezi idareyi adım atmaya davet etti. “Devlet, kaybın büyümesini beklemez; hızla destek ve koordinasyon sağlar” dedi.
Milletin ortak acılarda kenetlendiğini hatırlatan Babacan, afet yönetiminde şeffaflık ve planlı hareket etmenin önemini yineledi. “İstişare, liyakat, hazırlık… Bunlar kâğıt üzerinde değil, sahada sonuç üretmeli” mesajını verdi.
Kumar ve bahis düzeni: yasal görünümlü bataklık
Babacan, hükümetin yasa dışı kumar ve bahisle mücadele genelgesini hatırlattıktan sonra şu soruyu yöneltti: “Peki ‘yasal’ olan ne olacak?” Devletin lisans verdiği sistemin gençleri ve dar gelirlileri “kolay kazanç” masalıyla sömürdüğünü savundu. “Kumar, kumardır; yasalı yasadışısı olmaz. Kumara bu kadar kolay erişim kabul edilemez” çıkışını yaptı.
Reklamların gençleri hedef aldığını, borçlanma ve bağımlılık sarmalının büyüdüğünü söyleyen Babacan, “Bir yandan ‘ahlak’ dersi verip öbür yandan devlet eliyle kumar oynatamazsınız” dedi. Erişim, reklam ve pazarlama kanallarında sıkı denetim çağrısı yaptı; insan odaklı, önleyici bir yaklaşım istedi.
Ahlaki çürüme, gençler ve fırsat eşitliği
Babacan’a göre mesele sadece ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki: “Gençlere adil yarış sunmaz, emeğin karşılığını vermez, mülakatı torpilin gölgesine sokarsanız boşluk büyür; ‘kolay para’ vaadi o boşluğu doldurur.” Eğitim ve istihdamda fırsat eşitliğinin, kumar ve bahis sarmalına karşı en güçlü kalkan olduğunu vurguladı.
Gençlerin umutlarının tükendiği yerde bağımlılığın arttığını söyleyen Babacan, “Devlet, imkân eşitleyerek, şeffaf sınavla, liyakatla yol açar; reklamla, teşvikle yanlış mecralara yönlendirmez” dedi.
Adalet, emanet ve kamu ahlakı
Konuşmasında “emanet” ve “kul hakkı” vurgusu öne çıktı: “Güç imtihandır. Yetki, hesabı en ağır sorumluluklardandır.” Devlet yönetiminde adaletin aşınmasına, israfın yayılmasına sessiz kalmadıklarını belirten Babacan, “Koltuğa değil; hakka, adalete, doğruya bağlı kaldık” dedi. Kamu kaynaklarının “dar bir zümrenin menfaatine” aktarılmasına itirazını yineledi.
“Helal kazanç, helal yönetim” ilkesini hatırlatan Babacan, yolsuzluğa ve gösterişe “son verme” sözü verdi; “Devleti ‘bizden olan-olmayan’ diye ayırmadan yöneteceğiz” mesajını verdi.
Ekonomi tablosu: mutfakta yangın ve güvensizlik
Babacan, enflasyonun kalıcılığına ve gelir erozyonuna dikkat çekti. “Gıda, kira, yakıt, faturalar… Yük büyüyor, vatandaşın beli bükülüyor” dedi. “Yıl sonu enflasyonu yüzde 28,5 olacak” beyanının ardından ekim enflasyonunun yüzde 33’e yakın çıktığını hatırlattı; “Kâğıt üzerindeki hedefler değişiyor ama mutfaktaki yangın sönmüyor” sözlerini kullandı.
“Biz enflasyonu 2003–2004’te mali disiplinle iki yılda tek haneye indirdik; küçük iniş-çıkışlarla 12 yıl tek hanede tuttuk” diyen Babacan, Merkez Bankası bağımsızlığının ve hukuki güvenin önemine işaret etti. Son yıllarda faiz, vergi ve geçici önlemlerle “yazboz” yapıldığını, bunun güveni aşındırdığını savundu.
OECD karşılaştırması ve kötü yönetim eleştirisi
Pandemi gerekçesine itiraz eden Babacan, OECD’de 2020 Ekim–2025 Ekim beş yıllık toplam enflasyonun yüzde 41 civarında olduğunu, Türkiye’de ise toplam artışın katbekat fazla seyrettiğini anlattı. “Fark, kötü yönetimin farkıdır” dedi. Karşılıksız genişleme, hukuki belirsizlik ve kuralsızlığın fiyatlara yansıdığını, “etiketlerin milleti terbiye ettiği” bir düzene dönüldüğünü söyledi.
“Ekonomiyi ayağa kaldıracak olan alın terine, üretime, adalete değer veren anlayıştır. İstikrar kişide değil; kurumlarda ve adil kurallarda sağlanır” vurgusunu yaptı.
Yolsuzluk, israf ve ‘faiz geliri’ne dayalı düzen eleştirisi
Babacan, “Orta direk çöktü” diyerek gelir dağılımındaki bozulmaya dikkat çekti. Üretim ve yatırım yerine “paradan para kazanmanın” öne çıktığını, geniş kesimlerin yoksullaşırken küçük bir zümrenin servetini büyüttüğünü söyledi. “Milletin refahını ikinci plana iten düzen sürdürülemez” değerlendirmesinde bulundu.
Çözüm reçetesinde ise güçlü kurumlar, mali disiplin, bağımsız denetim ve şeffaflık başlıklarını sıraladı: “Doğru hesap, hukuka bağlılık ve dürüst kadrolar olmadan kalıcı refah olmaz.”
Siyasetin üslubu: kutuplaşmayı değil ortak aklı büyütmek
“Biz kavga etmeye değil, ülkeyi toparlamaya geliyoruz” diyen Babacan, kutuplaşmayı reddeden bir çizgiyi tarif etti. Kimlik siyaseti ve rövanşizme mesafesini “Yeni Yol” vurgusuyla anlattı: “Akıl, ahlak ve adalet üzerinde yükseleceğiz; konuşunca doğruyu söyleyeceğiz, söz verince tutacağız.”
“Tek başımıza da kalsak hakkın, adaletin, doğrunun yanında durduk” diyen Babacan, toplumun talebinin “adalet, tevazu ve ehliyet” olduğunu söyledi.
Babacan, gençlere iş ve adil yarış, çalışanlara alın terinin hakkı, esnafa nefes ve çiftçiye bereket sözü verdi. “Geri adım yok. Türkiye’yi sağlam kadrolarla, istişareyle, şeffaflıkla yöneteceğiz” dedi. Kumar ve bahiste erişimi zorlaştıran, reklamı kısıtlayan, bağımlılıkla mücadeleyi güçlendiren önlemler için iktidara çağrısını yineledi: “Kumarın yasalı yasadışısı olmaz; devlet, gençlerini bataklığa iten hiçbir düzenin paydaşı olamaz.”
Kaynak: Haber Merkezi













