ANKA Ekonomi Editörü Zülfikar Doğan'dan haftalık analiz: Artık ocak zammı tartışılacak, İSO ve MÜSİAD sanayinin "karalar bağladığını" ilan etti, turizmde alarm zilleri

TAKİP ET

Aylardır hemen her gün gazete ve TV haberleri arasında yer alan temmuzdaki enflasyon farkı ve maaş zammı tartışmaları TÜİK'in açıkladığı haziran verileriyle geride kaldı ve yerini önümüzdeki 6 ay boyunca ocak zammı ve enflasyon farkı tartışmalarına bıraktı. Muhtemelen dünyanın hiçbir ülkesi aylarca enflasyon ve maaş artışı tartışmaları yaşamıyor. Türkiye'de ise neredeyse yıllardır ekonomik kriz, hayat pahalılığı, zamlar, yoksullaşma, gelirlerdeki hızlı erime milyonlarca kişinin ana gündemi olmaya devam ediyor. Bu yüzden de şimdi ağustostan itibaren önümüzdeki 6 ayın enflasyon farkı ve ocaktaki maaş zamları tartışmasına geçilecek.

Analiz: Zülfikar Doğan

(ANKARA) - Aylardır hemen her gün gazete ve TV haberleri arasında yer alan temmuzdaki enflasyon farkı ve maaş zammı tartışmaları TÜİK’in açıkladığı haziran verileriyle geride kaldı ve yerini önümüzdeki 6 ay boyunca ocak zammı ve enflasyon farkı tartışmalarına bıraktı. Muhtemelen dünyanın hiçbir ülkesi aylarca enflasyon ve maaş artışı tartışmaları yaşamıyor. Türkiye’de ise neredeyse yıllardır ekonomik kriz, hayat pahalılığı, zamlar, yoksullaşma, gelirlerdeki hızlı erime milyonlarca kişinin ana gündemi olmaya devam ediyor. Bu yüzden de şimdi ağustostan itibaren önümüzdeki 6 ayın enflasyon farkı ve ocaktaki maaş zamları tartışmasına geçilecek.

TÜİK-ENAG enflasyon hesabında bir kata varan fark ve güven sorunu

TÜİK haziranda aylık enflasyonu yüzde 1,37, 6 aylık enflasyon toplamını yüzde 16,67 ve yıllık enflasyonu ise yüzde 35,05 olarak duyurdu. Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) TÜİK ile aynı verilere dayalı hesaplamasında ise haziran enflasyonu aylık yüzde 3,05, yıllık yüzde 68,68 oranında gerçekleşti. TÜİK ve ENAG’ın enflasyon hesabında bir kata varan fark, "resmi verilerin güvenilirliği ve manipülasyon" tartışmalarının sürmesine zemin yaratıyor.

3 Temmuz’da açıklanan TÜİK verisiyle milyonlarca memur ve emeklinin maaşlarına yansıtılacak 6 aylık enflasyon farkı da yüzde 16,67 ve yüzde 15,6 olarak kesinleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan enflasyonun yıl sonunda yüzde 20’li rakamlarda gerçekleşmesini beklediğini ifade ederken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek aynı söylemi yineleyerek "Program çalışıyor, dezenflasyon süreci başarıyla devam ediyor, enflasyonun artış hızı yavaşlıyor" dedi. Ekonomi yönetiminin yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 24. Hedefin tutması için kalan 6 ayda aylık enflasyonun yüzde 1’i aşmaması gerekiyor. Oysa sadece 2 Temmuz’da doğal gaza yapılan yüzde 24,60 zam ve akaryakıttan sigaraya, alkollü içkilerden otomobile kadar yürürlüğe konulan yüzde 15,71 oranındaki ÖTV artışlarına bağlı zamlar, temmuz enflasyonunu yüzde 2-3 arasına yükseltecek.

İSO-PMI ve MÜSİAD-SAMEKS sanayideki kara bulutları gösterdi

Toplumsal yoksullaşma yanında ekonomi ve ihracatın omurgasını oluşturan sanayide fırtınanın yaklaştığı İstanbul Sanayi Odası (İSO) ve iktidara yakın iş insanları örgütü Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneğinin (MÜSİAD) endekslerine yansıdı. İSO’nun her ay 10 sektörde gerçekleştirdiği Satın Alma Müdürleri Endeksi (PMI-Purchasing Manager’s Index) haziran sonuçları Türkiye sanayisinin ağır kriz ve zorluklarla karşı karşıya olduğunu, eylülden bu yana ilk kez tüm sektörlerde sert gerilemeler yaşandığını, olumsuzlukların kalıcı hale geldiğini gösterdi. İSO-PMI verileri, tüm sektörlerde üretim düşüşü, istihdamda azalma yaşandığını işaret ediyor. İSO-PMI haziranda 46,7 ile referans değer olan 50’nin altında kalarak 8 ayın en düşük değerine indi.

MÜSİAD’ın Satın Alma Müdürleri Endeksi de (SAMEKS) haziranda referans değer olan 50’nin çok altına inen verilerle İSO-PMI ile örtüşüyor. Sanayi ve hemen tüm sektörlerde istihdam, üretim, sipariş ve satışlarda gerileme ve durgunluğa işaret eden MÜSİAD-SAMEKS raporunda; "46,3 puanla referans değerin altındaki seyrini sürdüren SAMEKS Bileşik Endeksi, ekonomik aktivitedeki durağanlığın haziran ayında da devam ettiğine işaret etmiştir" deniliyor.

Dolayısıyla Bakan Şimşek’in her şeyin iyiye gittiği iddialarına karşılık, iktidara yakın iş insanlarının örgütü MÜSİAD aksi görüşte. Sanayideki tablonun aylardır kötüye gittiğini, ekonominin durgunluğa sürüklendiğini, üretim ve istihdamın gerilediğini söylüyor.

Dış ticaretten sonra turizmde de kan kaybı ve alarm zilleri

Sanayide ağırlaşan gidişat, en önemli döviz geliri kaynaklarını oluşturan ihracat ve turizmde de iç açıcı değil. Haziranda geçen yıla kıyasla yüzde 8 artışla 20,5 milyar dolar olan ihracata karşın ithalat yüzde 15,3 artışla 28,7 milyar dolar oldu. Aylık dış ticaret açığı yüzde 38,8 büyüdü. Ocak-haziran dönemi 6 aylık dış ticaret açığı 49,4 milyar dolara ulaştı. Diğer önemli döviz kaynağı turizmde de bu yıl öngörülen 65 milyar dolarlık hedefin tutmayacağını gösteren işaretler artıyor.

İçeride haneleri ve bireyleri zorlayan konaklama ücretleri, alım gücünü azaltan fahiş fiyat artışları, gıda fiyatlarındaki olağanüstü zamlar turizm tesislerini, restoran ve barlardaki yeme-içme fiyatlarını çok yukarılara çekerek, turistleri de etkilemiş görünüyor. Öğretmen Evi, Polis Evi gibi kamu misafirhanelerinde bile günlük konaklama ücreti 1100-1770 liradan başlayıp, 3-8 bin TL’ye kadar çıkarken, TRT’nin Antalya-Lara’daki sosyal tesisleri ve kamplarında kişi başı günlük konaklama ücreti görev, unvan, yakınlık derecesi vb. göre 2 bin 800-5 bin 600 lira arasında. Kamu misafirhaneleri ve kamplarında durum buyken en ucuz otel ve tatil köylerinde çift kişi 5 gecelik konaklama 190-250 bin liradan; Antalya, Alanya, Bodrum, Marmaris, Fethiye vb. turistik yerlerde haftalık tatil paketler en düşük 350-450 bin liradan başlıyor.

Bu fiyatlar ve konaklama ücretleriyle Türkiye, Akdeniz havzasının "pahalı turizm destinasyonu" olarak anılmaya başladı. Sektör temsilcilerinin açıklamalarına göre doluluk oranlarında yüzde 5’e varan düşüşler söz konusu. Yerli turistin yanına bile yanaşamadığı konaklama ücretleri yabancı turistleri de zorlayınca doluluk yüzde 70-80’e indi. Konaklama sürelerinin yüzde 10 kısaldığı dile getiriliyor.

Türkiye "pahalı" olarak etiketlenince paralı turistler İspanya, Fransa, İtalya’ya; ortalama turistler Yunanistan, Mısır, Tunus gibi ülkelere yöneliyor. Yapılan zam ve ÖTV artışları sonrası turistik tesislerdeki alkollü içki fiyatlarının turistleri de zorladığı, tatil yörelerinde turistlerin en çok tükettiği bira fiyatlarının erişilmez noktalara geldiği, rakip ülkelerde 1,5 euro olan kahvenin Türkiye’de 4 avroya sunulduğunu dile getiren sektör temsilcileri şimdiden turizmde 2026’yı kaybetme endişesinin başladığını vurguluyorlar. Bir başka ifadeyle iktidar ve Şimşek’in ekonomik programı, yurttaşlara tatili hayal bile edemez hale getirirken, fahiş fiyatlar, turistleri de kaçırıyor.