ANKA'ya konuşan emekliler: Bizi açlığa, sefalete mahkum ettiler. 15-20 bin lira ev kirası, taş mı kaynatacaklar insanlar? Saraylarda yiyip içip keyif yapıyorlar"
Hafta sonu meydanlara inen emekliler sıkıntılarını ANKA'ya anlattı. Bir emekli "Gelsin beyefendi saraydan insin de, bu kadar insanın içine bir gelsin bakalım, nasıl geçiniyor" dedi. Bir diğer emekli, "15 bin-20 bin ev kirası, bu neyle geçinecek? Taş mı kaynatacak insanlar", bir başkası da "İnsanlar yerlerden sebze topluyorlar. Ama kendileri orada oturmuşlar milyarların üzerine, saraylarda yiyip içip keyif yapıyorlar. Yazık değil mi bu insanlara" diye sordu. Emekli olduğu zaman asgari ücretin 150 lira fazlasını aldığını, şu andaki maaşının ise 13 bin 31 lira olduğunu belirten bir emekli, "Her yıl emekliyi enflasyona ezdirmedik diyerek enflasyona ezdirdiler, maaşlarımızı düşürdüler" diye tepki gösterdi. Bir başka emekli de 'Bizi açlığa mahkum ettiler' dedi.
Haber: Beril KALELİ-Kamera: Mehmet ÇALPAR
(İSTANBUL)- Hafta sonu meydanlara inen emekliler sıkıntılarını ANKA'ya anlattı. Bir emekli "Gelsin beyefendi saraydan insin de, bu kadar insanın içine bir gelsin bakalım, nasıl geçiniyor" dedi. Bir diğer emekli, "15 bin-20 bin ev kirası, bu neyle geçinecek? Taş mı kaynatacak insanlar", bir başkası da "İnsanlar yerlerden sebze topluyorlar. Ama kendileri orada oturmuşlar milyarların üzerine, saraylarda yiyip içip keyif yapıyorlar. Yazık değil mi bu insanlara" diye sordu. Emekli olduğu zaman asgari ücretin 150 lira fazlasını aldığını, şu andaki maaşının ise 13 bin 31 lira olduğunu belirten bir emekli, "Her yıl emekliyi enflasyona ezdirmedik diyerek enflasyona ezdirdiler, maaşlarımızı düşürdüler" diye tepki gösterdi. Bir başka emekli de “Bizi açlığa mahkum ettiler” dedi.
ANKA muhabirleri, Emekliler Federasyonu’nun (EYT-EF) çağrısıyla Bakırköy’deki Özgürlük Meydanı’nda ve DİSK’e bağlı Emekli-Sen'in çağrısıyla Kartal Meydanı'nda bir araya gelen emeklilere mikrofon uzattı. Yaşadıkları sıkıntıları dile getiren emekliler, yılbaşında en düşük emekli aylığında yapılacak artışın yaklaşık 2 bin TL seviyesinde olacağı haberlerini değerlendirdi. Emeklilerin değerlendirmeleri şöyle oldu:
Mahide Atilla: "Asla kabul etmiyoruz. Kendi idare etsin o 1'le 2'yle, sonra bize gelsin. Biz emeklileri süründürmeye hiç hakkı yok. Ben 35 sene çalışmışım, emekli olmuşum, benim hakkımı yiyecek. Yok öyle bir dünya. Kendi saraylarda yatacak, biz de sürüneceğiz. Öyle bir şey yok. 13 bin 500 lira maaş alıyorum. 10 seneyi geçti emekliyim. Ayıp değil mi? Hakkımız bu muymuş?
EYT'den emekli olmuş Sultan Çelik: "'Nasıl geçiniyorsunuz' diye soracağınıza 'Nasıl geçinmiyorsunuz diye sormanız lazım. Çünkü geçinemiyoruz. Yani bir emekli kalkıp da bir et alamıyor. O kadar her şey pahalı olmuş ki. Gelsin beyefendi bir saraydan insin de bu kadar insanın içine bir gelsin bakalım, nasıl geçiniyor. O 2 bin lirayı o alsın zenginlere versin. Artık biz bittik. Emeklilere çift dikiş yiyor, neyin çift dikişi? O zaman o da çift dikiş. O kadar insanların hakkını yiyor. Cumhurbaşkanıyım diye, insanların hakkını yemeden önce insanlarına baksın"
Şerife Akkaya: "Bin-2 bin ne yetecek, fatura parası bile değil. Ev kiraları aldı başını gitti. 15 bin olsun haydi; 15 bin- 20 bin ev kirası, bu neyle geçinecek? Taş mı kaynatacak insanlar. Gerçekten geçinemiyoruz. Benim çocuklarım okuyor. Ben gidiyorum pazara, insanların ne kadar zor geçindiğini görüyorum. Akşam saat 7'den sonra gelip yerlerdeki sebzeleri topluyorlar ki evinde ekmek götürsün, adam emekli hiç geçinemiyor. Baştakiler oy zamanı geliyorlar halktan oyu alıyorlar. Aşağı insinler bir halkın arasına karışsın da görsünler bunu."
Hatice Laçin: "Ben onunla ne yapacağım. Daha şimdiden her şeye zam geldi. Onunla nasıl geçineceğiz? 1 ay geçinsinler, bir şey demiyorum. Ama onlar ne yapıyorlar? Herkes koltuğunu sağlamlaştırmak için uğraşıyor. Yazık değil mi bize? Helal etmiyoruz. Hem çocuklarıma üzülüyorum hem devletimizin, milletimizin bu haline üzülüyorum. İnsanlar yerlerden sebze topluyorlar. Ama kendileri orada oturmuşlar milyarların üzerine, saraylarda yiyip içip keyif yapıyorlar. Yazık değil mi bu insanlara?"