BBP Genel Başkanı Destici: "Bu ülkede Kürt sorunu diye bir sorun yoktur, bu mesele çözülmüştür"

TAKİP ET

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bu ülkede Kürt sorunu diye bir sorun yoktur, bu mesele çözülmüştür. Merhum Özal'la başlayan süreç Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yönettiği hükümetler döneminde çözülmüştür. Evet bu ülkede Kürtler vardır ve bizim kardeşimizdir, Zazalar, Gürcüler, Arnavutlar, Boşnaklar, Türkmenler, Yörükler bizim kardeşimizdir ama bunların hepsinin ortak bir adı vardır o da Türk milletidir. Onun için bunlarla müzakere olmaz, bunlarla çözüm adına bir süreç yürütülmez" dedi.

(ANKARA) - Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Bu ülkede Kürt sorunu diye bir sorun yoktur, bu mesele çözülmüştür. Merhum Özal‘la başlayan süreç Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yönettiği hükümetler döneminde çözülmüştür. Evet bu ülkede Kürtler vardır ve bizim kardeşimizdir, Zazalar, Gürcüler, Arnavutlar, Boşnaklar, Türkmenler, Yörükler bizim kardeşimizdir ama bunların hepsinin ortak bir adı vardır o da Türk milletidir. Onun için bunlarla müzakere olmaz, bunlarla çözüm adına bir süreç yürütülmez" dedi.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mersin’in Erdemli ilçesinde tarım işçilerini taşıyan minibüsün şarampole devrilmesi sonucu hayatını kaybeden beş vatandaşa rahmet dileyen Destici, "Her sezon bu tür mevsimlik işçi ya da tarım işçilerini taşıyan araçların kaza yapması sonucu sonucu çok sayıda işçimiz hayatını kaybediyor ve incelendiğinde maalesef yetersiz, sağlıksız ve güvenliği tam olmayan  nedenlerle bu kazaların geldiğini görüyoruz buralarda sıkı denetim yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"Meclis çatısı altında atılan sloganlar açıkça terör örgütü propagandasıdır"

DEM Parti grup toplantısında terör örgütü lideri Öcalan lehine atılan sloganlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Destici, şöyle konuştu:

"Gazi Meclisi'mizin uğradığı saldırıdan dolayı büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Yüreğinde vatan, millet, devlet sevgisi olan bayrak sevgisi olan hiçkimsenin kabul etmeyeceği bir süreç yaşanıyor. Bu sürecin bir tarafında bulunan PKK’nın elebaşısı onun siyasi uzantıları, onun terör örgütü uzantıları her türlü hadsizliği, pervasızlığı yapmaya devam ediyorlar.  Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Bu durum Meclis'in büyüklüğüne, dokunulmazlığına itibarına aykırıdır. Bu Meclis Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran, Kurtuluş Savaşı’nı yöneten, 15 Temmuz darbesine karşı en dik duruşun gösterildiği noktalardan biridir. Maalesef çok üzgünüz bu durumu lanetliyor, kınıyor ve mutlaka ama mutlaka bunun hesabının sorulması gerektiğini açık yüreklilikle ifade ediyoruz. Meclis çatısı altında atılan sloganlar açıkça terör örgütü propagandasıdır. Derhal vakit kaybetmeden bu ihanetle ilgili hukuk yapılmalı ve tekrarına asla ve kata müsaade edilmemelidir. Kimse milletin sabrını sınamaya kalkmasın.

Melis‘te kurulan komisyonun adı bellidir, görevi bellidir, sınırları bellidir. Fakat PKK’nın siyasi uzantısı Meclis'te kurulan komisyonun görevi dışında sınırları dışında talepler zorlamaktadır. Bu ülkede Kürt sorunu diye bir sorun yoktur bu mesele çözülmüştür. Merhum Özal‘la başlayan süreç Sayın Recep Tayyip Erdoğan Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yönettiği hükümetler döneminde çözülmüştür. Neymiş o halk varmış, bu halk varmış, hepsi kardeş olacakmış... Evet bu ülkede Kürtler vardır ve bizim kardeşimizdir, Zazalar, Gürcüler, Arnavutlar, Boşnaklar, Türkmenler, yörükler bizim kardeşimizdir ama bunların hepsinin ortak bir adı vardır o da Türk Milletidir. Bu iş böyle gitmez ve gitmeyecektir. Bunların niyeti Türkiye Cumhuriyeti'dir. Onun için bunlarla müzakere olmaz, bunlarla çözüm adına bir süreç yürütülmez."

"Filistin halkının siyasi iradesinin korunarak, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmalıdır"

Milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması gerektiğini belirten Destici, "Adam ağzına geleni söylüyor dokunulmazlığı olduğu için hakkında işlem yapılamıyor. Normal bir vatandaş ya benzer suçları işlediklerinde anında hukuk tepelerinde. Milletvekilliği dokunulmazlıkları Meclis kürsüsünde yaptığı konuşma hariç mutlaka kaldırılmalıdır" dedi.

Sumud Filosu'nun Gazze'ye ulaşmasa bile çok büyük bir iş başardığını belirten Destici, İsrail'de tutsak olanların da bir an önce Türkiye'ye getirilmesi gerektiğini ifade etti. 

Trump tarafından kamuoyuna sunulan ve "20 maddelik plan" olarak anılan barış planı önerisine ilişkin Destici, şunları söyledi:

"Kağıt üzerinde ateşkes, esir takası ve insani koridor vaatleri taşımaktadır. Ancak planın niyeti, uygulanma mekanizması ve sahadaki etkilerine dair ciddi şüphelerimiz bulunmaktadır. Sadece 'çatışma duruyor' diye bu plana otomatik olarak onay verilmesi ciddi riskler taşımaktadır; bunlara koşulsuz güvenmek doğru değildir. Türkiye’nin sözleri ve duruşu bağlayıcı olmalıdır. Türkiye elbette bölgesel ve insani sorumluluğunu göz önünde tutarak sürecin tarafı olmaya devam edecektir ve olmalıdır; ancak bu otomatik onay ya da koşulsuz kabul anlamına gelmemelidir. Bizim önceliğimiz sivillerin korunması, adaletin sağlanması, ölümlerin durması ve Filistin halkının siyasi iradesinin korunarak, başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasıdır."

İdam cezasının geri gelmesi için iki milyon imza topladıklarını açıklayan Destici, şöyle konuştu:

"Terörle mücadele, kadınların öldürülmesi ve en son sokak cinayetleri… Türkiye buna dur demelidir. Maalesef bugün teröristler, davul zurnalarla halaylarla karşılanmaktadır. Güya bunlar ağırlaştırılmış müebbet ceza almışlardı; şimdi bu kabul edilebilir mi? Bir şehit anasını, babasını, evladını kaybetmiş herhangi bir insanın yüreğinde bir nebze de olsa vatan, millet, insan sevgisi olan bunu kabul edebilir mi? Bunu kabul edemez. İşte onun için buradan çok açık bir çağrıda bulunuyoruz: Biz affa karşıyız. Suçluyu değil mağduru koruyan bir sistem inşa etmek zorundayız. Adalet geciktiğinde sadece dosyalar değil, insan vicdanı da yara alır. Aziz milletimiz bu yükü taşımak mecburiyetinde değildir."