Birleşik Kamu -İş'ten memur zammına tepki: "Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, bu mücadeleyi, bu kavgayı burada bitirmeyecek"

TAKİP ET

Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel  Başkanı Orhan Yıldırım, 'Kasım ve Aralık ayına kadar bütçe görüşmelerine kadar Türkiye'de ne kadar kasaba, ne kadar şehir, ne kadar parti, dernek, sivil toplum örgütü varsa emin olunuz Türkiye'yi bu açlık ve sefalete karşı koymaya, emekçilerin yanında olmaya, tüm demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz.' dedi.

(ANKARA)- Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel  Başkanı Orhan Yıldırım, ''Kasım ve Aralık ayına kadar bütçe görüşmelerine kadar Türkiye'de ne kadar kasaba, ne kadar şehir, ne kadar parti, dernek, sivil toplum örgütü varsa emin olunuz Türkiye'yi bu açlık ve sefalete karşı koymaya, emekçilerin yanında olmaya, tüm demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz'' dedi.

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun  memur maaşları ile memur emeklisi aylıklarına 2026'nın ilk 6 ayında yüzde 11, ikinci 6 ayında yüzde 7, 2027'nin ilk 6 ayında yüzde 5, ikinci 6 ayında yüzde 4 zam yapılmasına ilişkin aldığı kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından  Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde ''Hakem taraflı, oyun hileli'' başlığıyla açıklama yaptı.

 Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel  Başkanı Orhan Yıldırım Yıldırım, konuşmasında şunları söyledi:

''Bugün burada Maliye Bakanlığı önünde bir aydır yaşanan tiyatro oyununun sonuna geldiğimizi ama nasıl geldiğimizi ifade edeceğiz. 7 dönemdir devam eden bir toplu sözleşme süreci  8’inci  döneme geldi.4688 sayılı yasada hükümet bilerek ‘ memur, memur emeklileri ve ailelerini nasıl yoksul ve aç bırakırım’ maddelerini sırasıyla yasaya yazmış. Grev hakkını yasaya koymayarak,anlaşmazlık olduğunda Hakem Heyeti adı altında tamamen hükümetin kendisinin kurguladığı ama asla emekçinin kazanamayacağı bir sistem kurmuş. Bu 7  dönemdir devam etti 8’inci döneme geldik. Birleşik Kamuş Konfederasyonu ilk kez Türkiye'nin  üçüncü  büyük konfederasyonu olarak masada yerini aldı.Ve ilk toplantıda Çalışma Bakanı'na bizzat yüzüne bakarak söyledim. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu  7  dönemdir oynadığınız tiyatro oyununun bir benzerinin  8’inci dönemde oynanmasını ve o tiyatronun figüranı olmayacağımızı ifade ettik.

Hepsi oyunun bir parçası olan bir ay devam eden bu süreçte diğer konfederasyonları bir yere kadar ikna edebildik, bir yere kadar aynı gün iş bırakabildik, tepkiyi verebildik, mücadelede talepleri ortaklaştıralım dedik. Ama Hakem Heyeti kurgusuna ne yazık ki oturmamaları gerektiği konusu da ikna edemedik.

Şimdi burada 25 milyon Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşını  babası, annesi, çocukları, anneannesi, babaannesi ile birlikte önümüzdeki 2 yıl boyunca aç ve yoksul bırakacak olan zam miktarlarını Hakem heyeti dün akşam açıkladı.

Buradan Sayın Cumhurbaşkanı’na bir kez daha sesleniyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet  Sistemi’nde yönetiliyoruz. Bizlere Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi getirilirken allayarak, pullayarak denildi ki 'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gelirse Türkiye uçacak, maaşlar yükselecek, her şey ucuzlayacak.' 'Avrupa'dakiler gibi konfor içinde yaşayacağız' diyerek yalan söylediler.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu bu mücadeleyi  bu kavgayı burada bitirmeyecek. Halkı kandırarak anayasa değişikliği yaptırdınız. Ama gelinen noktada asgari ücretli aç, çiftçi aç, emekli aç, memur aç. Biz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu bu mücadeleyi, bu kavgayı burada bitirmeyeceğiz. Kasım ve Aralık ayına kadar bütçe görüşmelerine kadar Türkiye'de ne kadar kasaba, ne kadar şehir, ne kadar parti, dernek, sivil toplum örgütü varsa emin olunuz Türkiye'yi bu açlık ve sefalete karşı koymaya, emekçilerin yanında olmaya, tüm demokratik haklarımızı kullanmaya devam edeceğiz.''

“Bugünün ilk eylemi bu konfederasyon ve sendikalardan istifa etmektir”

Orhan Yıldırım’ın ardından konuşan Eğitim- İş Genel Başkanı Kadem Özbay de şunları kaydetti:

''Tüm emekçilere, tüm kamu emekçilerine çağrımızdır: Bugünün ilk eylemi bu konfederasyon ve sendikalardan istifa etmektir. Hepsini istifaya davet ediyorum. Birleşik Kamu-İş ve bağlı sendikalarımıza üye olmaya davet ediyorum. Cumhuriyetten ve emekten yana, Türkiye'nin en büyük sendikası olan Eğitim-İş örgütünün bütün kadrolarıyla birlikte, konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş ve bağlı sendikalarıyla söz veriyoruz: Bu yaptıklarınızın hesabını sizden soracağız. Yaptığınız her kötülüğü ifşa edeceğiz. Gelin, Birleşik Kamu-İş, Eğitim-İş ve bağlı sendikalarda örgütlenin, birlikte bunun hesabını soralım diyorum.''

Konfederasyon temsilcilerinin ardından konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe ise şunları söyledi:

''Dün açıklanan kararla bir kez daha gördük ki bugün Türkiye’de kamu çalışanları organize bir kötülükle karşı karşıya. Bu organizasyonun bir tarafını iktidar ve ekonomi yönetimi oluştururken diğer kısmını adında sendika olan fakat sendikanın s’siyle ilişkisi bile olmayan bir yapı olduğunu net bir biçimde görüyoruz. Kamu çalışanlarına önerilen, dün Hakem Kurulu’ndan çıkan kararın kabul edilebilir bir tarafı yok. Yüzde 11 artı yüzde 7 şeklinde ifade edilen artış oranı Merkez Bankası’nın  2026 yılı için öngördüğü enflasyon oranıyla örtüşen bir tekliftir. Yani iktidar diyor ki, ‘Biz gerçekleşenle değil, beklediğimiz enflasyon kadar size bir artış yapacağız’ fakat hangi oran? Onların beklediği verinin gerçekleşmediğini yıllardır ortaya çıkan sonuçlardan net bir biçimde görüyoruz. Merkez Bankası’nın orta noktasıyla örtüşen bir artış oranı kabul edilebilir bir şey değildir. Teklif edilen, orataya çıkan, dün Hakem Heyeti ile karara bağlanan bu rakam çalışanları, kamu personelini yoksulluğa mahkum etmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

''Kamuda çalışan sayısında yaklaşık yüzde 40’tan fazla bir artış olmasına rağmen bütçeden aktarılan pay yüzde 25’e gerilemiştir”

Şunu ifade etmek isterim ki bu yeni bir durum da değildir. Bakın 2015 yılında Türkiye’de devlette yani kamuda çalışanların sayısı yaklaşık 3,5 milyon civarındaydı. 10 yıl önceden bahsediyorum. Kamuda çalışan sayısı 3,5 milyon iken bütçeden kamu çalışanlarına yapılan ödemenin oranı yaklaşık bütçenin yüzde 29’una denk geliyordu. 2025 yılında, içinde bulunduğumuz dönemde kamuda çalışanların sayısı 5 milyon 200 binin üzerine çıkmıştır. Yani kamuda çalışan sayısında yaklaşık yüzde 40’tan fazla bir artış olmasına rağmen bütçeden aktarılan pay yüzde 25’e gerilemiştir. Bir taraftan çalışan sayısını yüzde 40 arttırırken diğer taraftan bütçeden aktardığınız kaynağı nasıl azaltabiliyorusunuz? Bunun yolu da kamu personelini açlığa mahkum etmekten geçiyor. Maalesef ki gittikçe yoksullaşan, sürekli olarak bütçeden daha az pay alan bir kamu kesimiyle yüz yüzeyiz.

''Sesinizi yükseltin, biz sizinle birlikte bu mücadelede varız''

Kamu personelinin, toplumun diğer kesimlerinin refaha ermesinin yolu bu zihniyetin değişmesidir. Bunun da ilk seçimde olacağını biliyoruz. İlk genel seçimde yaşanacak bir iktidar değişimiyle hem kamu çalışanlarının insanca yaşayacağı bir maaş seviyesine erişmesi temin edilecektir hem de kamudan emekli olup, seyyanen artıştan bugüne kadar yararlanmamış olan memur emeklilerinin de bu imkandan yararlanmaları bir an önce sağlanacaktır. Ben işçi, kamu personelini temsil eden sendikaların mücadelelerine destek olmaya devam edeceğimizi buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Susunca sonuç elde edemiyorusunuz. Sesinizi yükseltin, biz sizinle birlikte bu mücadelede varız.''