CHP grup toplantısı... Özgür Özel, Kartalkaya yangını davasına ilişkin konuştu: "İşine geldi mi 'Sorumlusu benim ben' diyene söylüyorum; sorumlusu sensin Erdoğan"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bolu Kartalkaya Grand Kartal Otel'de meydana gelen 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangına yönelik davaya ilişkin olarak, "Bu ülkeyi bu hale getirene, o Turizm Bakanı'nı oraya atayana, istifa etmediği halde orada tutana, o Turizm Bakanı'na hala çanak tutanlara yazıklar olsun. Allahlarından bulsunlar. Milletimize Turizm Bakanı atayan, o Turizm Bakanı'nı azletmeyen, bu pişkinliğe karşı halen daha sessiz kalan, sonra da işine geldi mi 'Sorumlusu benim ben' diyene söylüyorum; sorumlusu sensin Erdoğan" dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bolu Kartalkaya Grand Kartal Otel’de meydana gelen 78 kişinin yaşamını yitirdiği yangına yönelik davaya ilişkin olarak, "Bu ülkeyi bu hale getirene, o Turizm Bakanı'nı oraya atayana, istifa etmediği halde orada tutana, o Turizm Bakanı'na hala çanak tutanlara yazıklar olsun. Allahlarından bulsunlar. Milletimize Turizm Bakanı atayan, o Turizm Bakanı'nı azletmeyen, bu pişkinliğe karşı halen daha sessiz kalan, sonra da işine geldi mi 'Sorumlusu benim ben' diyene söylüyorum; sorumlusu sensin Erdoğan" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel salona girdiğinde "Hak hukuk adalet" ve "Birleşe birleşe kazanacağız" sloganları atıldı. Pençe Kilit Harekat Bölgesi'nde metan gazına maruz kalan 12 askerin şehit olmasıyla ilgili konuşan Özel, "Kendilerine Allahtan rahmet, milletimize ve ailelerine başsağlığı diliyorum. 12 evladımızın böyle bir olayda şehit olması milletimizin hem yüreğini yaktı ama bir yandan da çok üzdü, rahatsız etti. Çok sayıda soru var. Bir ihmal, hatalar zinciri olduğu değerlendiriliyor. Şüphesiz alınması gereken dersler var ama bu derslerin çoktan alınmış olması gerekiyordu. Cevaplanması gereken sorular var ama bu cevapların çoktan bulunmuş olması gerekiyordu" dedi.
"Bu konunun üzerine gitmek milletimizin ana muhalefet partisi olarak bizden beklentisidir talebidir"
Özel, şunları kaydetti:
"Arkadaşlarımız şu anda şehitlerimizin cenazelerindeler. Defin işlemleri tamamlandıktan sonra konuyu Meclis gündemine getireceğiz. Her ne kadar Milli Savunma Bakanlığı tahkikat açıldığını söylese de konunun uzmanları meselenin Meclis eliyle araştırılmaya değer olduğunu, ancak Meclis'in kararlılıkla üzerine giderse cevap aranması gereken soruların açıkça yanıtlanabileceğini ifade ediyorlar. Yeterli keşfin yapılmadığından, evlatlarımıza gaz maskesinin ve oksijen tüplerinin sağlanıp sağlanmadığından mağaraya önce bir robotun ya da insansız aracın girmesi gerektiğinden, bu araçların Türk Silahlı Kuvvetleri'nin envanterinden son teknolojiye dayalı insansız araçlar olduğundan ve bu mağarada patlatma yapılıp yapılmadığını, yapıldıysa içerideki gazı bu patlatmanın tutuşturacağının öngörülmüş olması gerektiğinden ve askerlerin yanındaki varsa sağlık profesyonelleri onların kaç kişi olduğu, hangi eğitimde oldukları yanlarındaki ilk yardım malzemelerinin hangi kapsamda olduğunun enine boyuna araştırılması gerektiğinden bahsediyorlar. Biz araştırma önergemizi vereceğiz. Bütün partilerden bu konuda destek bekliyoruz. Ama üç yıl önceki bir şehidimizin cenazesini alırken bu kadar basit tedbirler araç gereç kullanılmadan ortaya çıkan bu kayıplar da gerçekten yüreğimizi yaktı. Bu konunun üzerine gitmek, bu konunun araştırılmasını ve bir daha tekrar etmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasını, sorumluların cezalandırılmasını istemek milletimizin ana muhalefet partisi olarak bizden beklentisidir talebidir.
"Şehidimizin burs vermekte olduğu evladımızın bursu kesilmeyecek, o bursu biz üstleniyoruz"
Şehidimiz Sözleşmeli Er Özkan Özkanlı'nın mesajlaşma görüntüleri kamuoyuna yansıdı. Kıt kanaat geçindiği maaşıyla memleketi Aksaray'da bazı öğrencilere burs vermek için ısrar ettiği anlaşılıyor. Parti meclisi üyemiz ve il başkanımız kanalıyla hem bursa aracılık eden kuruma ulaştık hem öğrendik ki kendisi annesiz, babasız, bursla büyümüş birisi. Mesleğini edinip, sözleşmeli er olup eline ilk geçen maaşla kendisine burs veren kurumu arıyor. Suriye'de anasız babasız kalmış kendisi gibi yetim büyümek zorunda kalmış bir evlada burs vermek istediğini ifade ediyor. Biz bilgilere ulaştık. CHP grubu olarak şehidimizin burs vermekte olduğu evladımızın bursu kesilmeyecek, o bursu üstleniyoruz.
"Adaleti çalmışlardır"
Bugün CHP milletvekillerinin bir kısmı Kartalkaya davasını izliyor. Dün ben de oradaydım ve öğleye kadarki ilk kısmını takip ettim. Kartalkaya davası bizim bu kürsülerde en yakından meseleyi takip ettiğimiz bir dava. Hepiniz hatırlayacaksınız grup toplantımızı İstanbul'da yapacakken sabah o feci haberle uyandı Türkiye. 36'sı çocuk ve bebek, 78 canımızı kaybetmiştik. İlk gün oraya gittim. İçişleri Bakanı '10 gün içinde tüm sorumlular, tüm sorumluluklar en şeffaf şekilde ortaya çıkacak' dedi. İçişleri Bakanlığı'nın bu konudaki kapasitesinden dem vurdu. Sonra bir daha bu konuda kendisinden bir şey duyan olmadı. Savcılık bir bilirkişi heyeti görevlendirdi. Heyete üç gün süre verdiler. Heyet üç gün gece gündüz çalıştı. Raporda bilirkişi heyeti Bolu İl Özel İdaresi Kültür ve Turizm Bakanlığı'nı ve otel yönetimini sorumlu görüyor. Diyorlar ki 'Bu rapor olmaz.' 'Niye?' 'Buradan Kültür Bakanlığı'nı çıkarın. Kültür Bakanlığı olmasın. Buraya onun yerine Bolu Belediyesi de ekleyin.' Heyet diyor ki 'Belediye sınırlarında değil. Bambaşka bir yerde. Buraya Bolu Belediyesi'ni ekleyemeyiz. Hele hele Kültür Bakanlığı denetlemeye tek yetkili kurum kapıdaki tabelası duruyor. Bir ay önce gelmiş denetlemiş. Hatta yangınla ilgili birçok soruya denetleme kağıdında cevap vermiş. Onlar sorumlu.' 'O zaman siz görevden el çekin' diyorlar. Yedisinin de istifa dilekçelerini buradan okudum. Üçüncü gün akşam, görevi yapmış bitirmişler. 'Gördüğüm zulüm üzerine istifa ediyorum. Sağlık sorunlarım yüzünden istifa ediyorum.' Sonra o raporu kamuoyuyla paylaştık. Dediler ki 'Rapor korsandır.' Evet bir korsanlık faaliyeti oldu. Korsanlık faaliyeti yetkisiz birinin meşru olan bir malı gayrimeşru yollarla elde etmesidir. Bir korsanlık faaliyeti varsa üç gün gece gündüz görevlendirme kağıdı elimizde olan ve kendilerinin vicdanı çarpıtmaya olmadık bir şeye imza atmamaya yönelik olan bilirkişilerin yazdığı rapor meşrudur. Ona korsan diyen Adalet Bakanlığı ve AK Parti'nin yaptığı iş adalete korsanlık faaliyetidir. Adaleti çalmışlardır.
"Bu iş çorap söküğü gibidir, ucunu verirsen çeke çeke tamamını sökerler ucu sana gelir"
Kamuoyunun baskısı, her hafta burada üzerinde durmamızla da nihayet ikinci raporda da Turizm Bakanlığı yer aldı. Ancak Bolu Belediyesi'nin de İtfaiye Müdürlüğü yer aldı. Dün de yargılama başladı. Hiçbir kurum, hiçbir kişi yargılanmaktan muaf olamaz. Ama adil bir yargılamanın, hızlı bir yargılamanın ve tüm delillerin hakkaniyetle sorgulandığı bir yargılamanın takipçisi olacağız. O gün oradayız, dün oradaydık, bugün oradayız. Dava boyunca hem ilgili komisyondaki arkadaşlarımız, hem Bolu Milletvekilimiz orada olacak. Ben de programım elverdiğince davanın kritik kavşaklarında gidip orada olmaya ve oradaki ailelerin adalet arayışını takip etmeye devam edeceğim. Ama dün orada kucaklaştığımız duygusal anlar yaşadığımız ailelerin en büyük şikayeti şu; burada yargılanması gerekenlerin bir kısmı yargılanıyor. Ama ilk raporda, ikinci raporda yargılansın denilen, savcının yargılanmalıdır dedikleri yok. Kim yok? Turizm ve Kültür Bakanlığı. Oradan oraya teftişe gidenler, onları görevlendirenler yok. Diğer taraftan denetim yapması gerekenler, iş güvenliği açısından, orada yoklar. Çünkü ilgili bakanlar Çalışma Bakanı ve Turizm Bakanı, personellerinin yargılanmasına izin verecek imzayı atmadılar. Esas sorumlu olan Turizm Bakanlığı personele dokunma diyor. Çünkü biliyor ki bu iş çorap söküğü gibidir, ucunu verirsen çeke çeke tamamını sökerler ucu sana gelir.
"Turizm Bakanı sefa sürüyor, tatil yapıyor"
O Turizm Bakanı bu insanların yüreği yanıyorken 36 bebek ve çocuk kömür parçaları halinde ailelerine teslim edilmişken birinci elden sorumlu kendisi ve bakanlıyken 50 metrelik yatıyla Ege adalarını geze geze gitti. Dün 50 metrelik yatını beş yıldızlı otelinin önüne demirledi. Orada sefa sürüyor, tatil yapıyor. Acılı analar, babalar, eşler, dedeler, sekiz evladını elleriyle toprağa vermiş, evladı, gelini, torunları, beş evladını elleriyle toprağa vermiş dedeler, nineler orada gözyaşı döküyorlar. Ağlamaktan konuşamıyorlar. Bu ülkeyi bu hale getirene, o Turizm Bakanı'nı oraya atayana, istifa etmediği halde orada tutana, o Turizm Bakanı'na hala çanak tutanlara yazıklar olsun. Allahlarından bulsunlar. Milletimize Turizm Bakanı atayan, o Turizm Bakanı'nı azletmeyen, bu pişkinliğe karşı halen daha sessiz kalan, sonra da işine geldi mi 'Sorumlusu benim ben' diyene söylüyorum; sorumlusu sensin Erdoğan.
"Mısra Öz'e bir kez daha partimizin dayanışma duygularını ilettim"
Bugün Çorlu tren kazasının yedinci yıl dönümü. Biraz önce Oğuz Arda Sel'in annesi Mısra Hanım'ı Mısra Öz'ü aradım. Davanın sembol ismidir bütün aileleri bir araya getiren. Zaten ailelerle toplanmak üzere yoldaymış. Kendisiyle konuştum. Partimizin bir kez daha dayanışma duygularını ilettim. Ve kendisine bir diyeceğiniz var mı diye sordum. Söylediği şu, süreçte gösterilen dayanışmaya, gösterilen ilgiye elbette müteşekkirler. Ama diyor ki 'Esas sorumlular yargılanmadı. Hatta içeride attığı bir imza yüzünden bir başka sebepten işlediği suçun sorumluluğunun çok üstünde ceza alanlar var. Ama esas sorumlular yani aynı Turizm Bakanı'nın yaptığı gibi Ulaştırma Bakanlığı izin vermedi diye yargılanmayanlar var. Evladımın ve evlatlarımızın, ailelerimizin katilleri Ulaştırma Bakanı'nın AK Parti'nin sorgulatmadığı adalete teslim etmedikleridir. Onlar yargılanana kadar gözümüze uyku girmeyecektir' diyor."
(SÜRECEK)