CHP'li Bağcıoğlu: "15 Temmuz 2016 tarihinde FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, anayasal düzene ve devlet kurumlarına karşı yapılmış hain bir saldırıdır"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, "15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasal düzenine, demokratik iradesine ve devlet kurumlarına karşı yapılmış hain bir saldırıdır. Milletimizin onurlu direnişi, güvenlik güçlerimizin kararlı tutumu ve Cumhuriyet'e bağlı TSK personelinin üstün gayreti sayesinde bu teşebbüs bozguna uğratılmıştır. Darbe girişiminin bertaraf edilmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin çok büyük çoğunluğunun anayasal düzenin yanında yer alması belirleyici olmuştur. Özellikle yıllarca süren hukuksuz kumpas süreçlerine rağmen görevini onurla sürdüren Atatürkçü askeri personelin kararlı duruşu tarihsel bir rol oynamıştır" dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, "15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine, demokratik iradesine ve devlet kurumlarına karşı yapılmış hain bir saldırıdır. Milletimizin onurlu direnişi, güvenlik güçlerimizin kararlı tutumu ve Cumhuriyet’e bağlı TSK personelinin üstün gayreti sayesinde bu teşebbüs bozguna uğratılmıştır. Darbe girişiminin bertaraf edilmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin çok büyük çoğunluğunun anayasal düzenin yanında yer alması belirleyici olmuştur. Özellikle yıllarca süren hukuksuz kumpas süreçlerine rağmen görevini onurla sürdüren Atatürkçü askeri personelin kararlı duruşu tarihsel bir rol oynamıştır" dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin 9'uncu yıl dönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Bağcıoğlu açıklamasında şu ifadelere yerverdi:
"Atatürkçü askeri personelin kararlı duruşu tarihsel bir rol oynamıştır"
"15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin yıldönümünde aziz şehitlerimizi saygıyla anıyor, demokrasiye sahip çıkan tüm kurum ve vatandaşlarımızı minnetle selamlıyoruz. 15 Temmuz 2016 tarihinde Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenine, demokratik iradesine ve devlet kurumlarına karşı yapılmış hain bir saldırıdır. Milletimizin onurlu direnişi, güvenlik güçlerimizin kararlı tutumu ve Cumhuriyet’e bağlı TSK personelinin üstün gayreti sayesinde bu teşebbüs bozguna uğratılmıştır. Darbe girişiminin bertaraf edilmesinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin çok büyük çoğunluğunun yüzde 98 anayasal düzenin yanında yer alması belirleyici olmuştur. Özellikle yıllarca süren hukuksuz kumpas süreçlerine rağmen görevini onurla sürdüren Atatürkçü askeri personelin kararlı duruşu tarihsel bir rol oynamıştır. Ancak 15 Temmuz’un ardından yaşanan süreçte, darbe girişimi gerekçe gösterilerek yapılan bazı yapısal düzenlemelerin ve kurumsal değişikliklerin, TSK’nın kurumsal bütünlüğü, caydırıcılığı ve milli güvenliğimiz açısından yeniden gözden geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
"Geçici reflekslerle yapılan bazı dönüşümlerin kalıcı zararlara yol açmamalı"
Bu bağlamda aşağıdaki başlıklarda yapılan düzenlemeler; stratejik riskler, uygulama sorunları ve uzun vadeli etkiler bakımından kapsamlı biçimde değerlendirilmelidir: TSK komuta ve kuvvet yapısı, askeri eğitim ve disiplin sistemi, askeri sağlık sistemi, personel temin, atama, terfi ve sicil uygulamaları, askeri yargı sistemi, Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının TSK ile bağlarının koparılması, savunma sanayisinde yaşanan zafiyetler. Bu başlıklarda yapılan düzenlemeler, her yönüyle liyakat, milli güvenlik ihtiyacı, kurumsal hafıza ve uluslararası örnekler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmelidir. Geçici reflekslerle yapılan bazı dönüşümlerin kalıcı zararlara yol açmaması adına kapsamlı bir gözden geçirme süreci zaruridir."
"Benzer oluşumların TSK’na sızmaları bir ihmal ve güvenlik zafiyeti değil midir"
CHP'li Bağcıoğlu, "15 Temmuz ve öncesi yaşanan sürecin milli güvenliğimize zararı çok büyük olmuştur" diyerek şu soruları yöneltti:
"FETÖ’nün 2005-2015 döneminde devletin stratejik kurumlarına sızmasına neden engel olunamamıştır? Hedef alınan TSK personelinin tasfiyesiyle, kritik görevlerde güvenlik zaafiyeti oluşmasına kimler zemin hazırlamıştır? Milli savunma projelerinde çalışan uzmanların tasfiyesiyle savunma sanayimizin uğradığı kayıpların sorumluluğu kimdedir? Kumpas davaları sürecinde yaşanan ihmallerden ders çıkarılmaması ve benzer oluşumların TSK’na sızmaları bir ihmal ve güvenlik zafiyeti değil midir? 15 Temmuz, sadece bir direniş değil, aynı zamanda kurumsal akıl ve güvenlik stratejisi açısından tarihsel bir dönüm noktasıdır. TSK’nın yeniden kurumsal bütünlüğüne kavuşturulması, liyakat ilkesinin esas alınması ve savunma kapasitemizin artırılması, demokrasimizin teminatıdır."