CHP'li Sarıbal: "Saray merkezli yönetim anlayışı, sadece hukuku değil, toplumsal barışı da boğdu"

TAKİP ET

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yedi yılını değerlendiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, ''Bu sistemle birlikte liyakatin yerini sadakat aldı. Devletin kurumsal yapısı tahrip edildi; Türkiye, tek kişinin iradesine mahkum edildi. Saray merkezli yönetim anlayışı, sadece hukuku değil, toplumsal barışı da boğdu'' dedi.

(TBMM) - Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yedi yılını değerlendiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, ''Bu sistemle birlikte liyakatin yerini sadakat aldı. Devletin kurumsal yapısı tahrip edildi; Türkiye, tek kişinin iradesine mahkum edildi. Saray merkezli yönetim anlayışı, sadece hukuku değil, toplumsal barışı da boğdu'' dedi.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 24 Haziran 2018 seçimlerinde hayata geçirilen başkanlık sisteminin yedi yıllık bilançosunu TBMM’de düzenlediği basın toplantısında değerlendirdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin halka ''istikrar, refah, büyüme'' vadettiği dile getiren Sarıbal, ekonomiden yargıya, eğitimden toplumsal barışa kadar her alanda derin bir çöküş yaşandığını belirterek, ''Geride kalan yedi yıl, yıkımın tarihi oldu. Bugün Türkiye, ekonomik çöküş, siyasal baskı ve sosyal yıkımın tam ortasında. Bu sistemin tek sonucu oldu: Bir kişiye sınırsız yetki, halka ise sınırsız yoksulluk'' dedi.

''Devletin kurumsal yapısı tahrip edildi; Türkiye, tek kişinin iradesine mahkum edildi''

''Türkiye 'tek adam' rejiminin enkazı altında'' diyen Sarıbal, “Bu enkazı kaldırmak, lafla değil mücadeleyle olur. Türkiye ya bu piyasacı, rantçı, dinci düzenle birlikte çöküşe sürüklenecek ya da kamucu, halkçı, laik, emekten ve doğadan yana bir siyasetin ışığıyla yeniden ayağa kalkacak” ifadelerini kullandı.

Tüm devlet kurumlarının yetkisinin tek merkezde toplandığını, bu merkezileşmenin, özellikle 6 Şubat depremlerinde olduğu gibi, kriz anlarında koordinasyonsuzluğu daha da derinleştirdiğini hatırlatan Sarıbal, şunları kaydetti:

''Bu sistemle birlikte liyakatin yerini sadakat aldı. Devletin kurumsal yapısı tahrip edildi; Türkiye, tek kişinin iradesine mahkum edildi. Saray merkezli yönetim anlayışı, sadece hukuku değil, toplumsal barışı da boğdu. Tarikatlar, cemaatler ve mafya benzeri yapılar iktidar boşluklarını doldurdu. Gazeteciler, öğrenciler, akademisyenler, muhalif siyasetçiler susturulmaya çalışıldı; gözaltılar, soruşturmalar ve hukuksuz yargılamalar rutin hale geldi. AYM kararlarının yok sayıldığı, AİHM kararlarının tanınmadığı bir düzende hukuk değil, Saray’dan çıkan söz esas alındı. Bakanlar Saray’ın memurları haline geldi. Bürokrasi felç oldu.''

''Emeklilerin yüzde 68'i ya çalışıyor, ya da iş arıyor”

''Başkanlık rejiminin özellikle dar gelirli kesimleri vurduğunu'' kaydeden Sarıbal, yedi yıllık sistemin faturasının, halkın sofrasına açlık, cebine yoksulluk, geleceğine umutsuzluk olarak yansıdığını söyledi. Sarıbal, 2018 Haziran’da 4.81 TL olan doların bugün 39 TL’yi aştığını, kur korumalı mevduat gibi politikalarla halktan alınan kaynakların, zenginlerin kasasına aktığını belirterek, şöyle konuştu:

''Memurun, işçinin, emeklinin cebindeki para, pul oldu Günümüzde çalışabilir 66 milyon kişinin sadece 22,3 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda. DİSK-AR’ın yaptığı hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı Nisan 2025’te 13 milyon kişiye ulaştı. Geniş tanımlı işsiz sayısındaki artışın sebebi zamana bağlı eksik istihdam ve ümitsiz işsizler ile iş aramayıp çalışmaya hazır olanları, iş arayan ancak hemen çalışmaya başlayamayacak olanları kapsayan potansiyel işgücü sayısındaki artıştır. Geniş tanımlı işsizlik Temmuz 2018’de yüzde 16,3 (5,6 milyon kişi) iken Nisan 2025’te yüzde 32,2’ye çıkarak rekor kırdı. (13 milyon kişi) 2018’den 2025’e geniş tanımlı işsizlik oranı 15,9 puan, yaklaşık 7,4 milyon kişi artmış durumda. Geniş tanımlı işsiz sayısı sadece bir ayda 1 milyon 240 bin, son bir yılda ise 2 milyon 229 bin kişi arttı. Emekli olduğu için işgücüne katılmayanların sayısı 3,9 milyona geriledi. Emeklilerin yüzde 68'i ya çalışıyor, ya da iş arıyor.'' 

''Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 37,86 ile dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 6. ülke''

AK Parti hükümetinin ilk dönemlerinde enflasyonda bir düşüş yaşanırken özellikle Başkanlık sistemi sonrasında enflasyonun hızla arttığına dikkatu çeken Sarıbal, 2005-2017 arasındaki 13 yılda yüzde 167 artan enflasyonun, son 7 yılda yüzde 788 arttığını söyledi. 

''Sadece bu veri bile tek adam rejiminin emek düşmanı karakterini ortaya koymaktadır” diyen Sarıbal, şu ifadeleri kullandı:

''Enflasyon, emekçilerin gelirlerini aşındırarak sermaye sahiplerine kaynak aktaran bir mekanizma. Yüksek enflasyon dönemlerinde en ağır bedeli emekçiler öderken, varlıklı kesimler ve iktidara yakın çevreler servetlerini katladı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldikten bir ay sonra 2023 Temmuz’unda, 2025 enflasyonunun yüzde 15 olacağını açıklamıştı.  Şubat 2025'te tahmin yüzde 24 oldu. Ancak dört aylık enflasyon yüzde 13,36’ya ulaştı. Türkiye’de yıllık enflasyon yüzde 37,86 ile dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 6. ülke konumunda.  Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artış oranı yüzde 36,1 seviyesine ulaşırken, bu oran Avrupa ortalamasının çok üzerinde gerçekleşti. Son yedi yılda ilaç ve kira artışları yüzde 1.000’in üzerine çıktı. Tüpgaz, eğitim ve sağlık giderlerindeki artışlar genel enflasyonun üzerinde gerçekleşti.'' 

''Saray’da şatafat yerinde, israf tam gaz''

2018 Haziran’dan bu yana artan fiyatlar ve hayat pahalılığı nedeniyle yaşamın zorlaştığını kaydeden Sarıbal, ''2018 Mayıs’ta açlık sınırı bin 686 TL ve yoksulluk sınırı ise 5 bin 833 TL’ydi. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmesi için gereken harcama 25 bin TL’yi yoksulluk sınırı ise 81 bin TL’yi aştı. Türkiye'de 18 milyon 675 bin vatandaş yoksulluk riski ile yaşıyor. Maaş artışları enflasyon gerisinde kaldı. Alım gücü yok oldu, temel ihtiyaçlar bile lüks. Yani bu ülkede çalışan da aç, emekli de aç, aileler zaten perişan. Saray’da ise her şey tastamam. Şatafat yerinde, israf tam gaz'' diye konuştu.