CHP'li Tanrıkulu: Bu masanın iradesinin bir açıklamaya, bir tutuma dönüşmesi lazım
CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Bundan sonra hem bugün itibarıyla aksayacak, aksayan adımların giderilmesi hem de bundan sonra o dirençlerin kırılması noktasında bu masanın iradesinin bir açıklamaya, bir tutuma dönüşmesi lazım. İnanın, benim tanıdığım yargı bürokrasisi de benim bildiğim bürokratlar da veya siyasi partiler içerisinde bu süreçten memnun olmayanlar veya bu sürecin gerçekten de başka nedenlerle yürümesini istemeyenler, direnç gösterme yetkisine sahip olanlar bundan kendilerinin payını alacaklardır. O payı alabileceğimiz bir siyasi duruşu da her toplantının sonunda daha etkili bir biçimde ortaya koyacağımız bir araca, iletişim aracına sahip olmalıyız diye düşünüyorum" dedi.
(ANKARA) - CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Bundan sonra hem bugün itibarıyla aksayacak, aksayan adımların giderilmesi hem de bundan sonra o dirençlerin kırılması noktasında bu masanın iradesinin bir açıklamaya, bir tutuma dönüşmesi lazım. İnanın, benim tanıdığım yargı bürokrasisi de benim bildiğim bürokratlar da veya siyasi partiler içerisinde bu süreçten memnun olmayanlar veya bu sürecin gerçekten de başka nedenlerle yürümesini istemeyenler, direnç gösterme yetkisine sahip olanlar bundan kendilerinin payını alacaklardır. O payı alabileceğimiz bir siyasi duruşu da her toplantının sonunda daha etkili bir biçimde ortaya koyacağımız bir araca, iletişim aracına sahip olmalıyız diye düşünüyorum" dedi.
Tanrıkulu, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun üçüncü toplantısında, komisyon çalışmalarının hızlı ve somut adımlarla ilerlemesi gerektiğini söyledi.
Tanrıkulu'nun açıklamaları şu şekilde:
"Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii, çok şey konuşuldu, herhalde geçen süreçten bugüne kalan -öyle tahmin ediyorum- tek vekil benim, öyle baktım. O sürecin deneyimine de sahibim, 2011-2015 dönemindeki. Dolayısıyla, yani bu sürecin başarısı bakımından da yani Komisyonumuzun hızlı karar alması, güven arttırıcı ve toplumsal desteği daha da tahkim edici, başlangıçta adım atması çok önemli. Yani, dolayısıyla, bugün birçok konuşma yapıldı, birçok öneride bulunuldu ama bugün günün sonunda “Konuştular, dağıldılar”dan ziyade, yani belki son arada, işte tekrar bir araya gelerek, “İşte, şunlarda uzlaşıldı, bunlarla ilgili çalışma başlatıldı” gibi bir kamuoyu duyurusu, bence çok önemli ve anlamlı olur, yani bence. Yani, o “Konuştular, dağıldılar”dan daha ziyade, ne yapıldığı...
Şimdi, izlediğim kadarıyla, mesela, Cüneyt Bey, adil yargılamayla ilgili bazı düzenlemelerin, yine demokratikleşmeyle ilgili düzenleme yapılması gerektiği konusunda bir tespitte bulundu. Fethi Bey ve yine, işte, arkadaşlarımız, infaz yasasıyla ilgili olarak düzenlemenin çok gerekliliğinin altını çizdiler. Yine, Milliyetçi Hareket Partisinden Halil Öztürk, şehit ve gazilerle ilgili, işte, özlük haklarına ilişkin taleplerin çok önemli olduğunu ve bunun yapılması gerektiği konusunda bir fikir ortaya koydular. Öyle tahmin ediyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi önerisinde bunlar var zaten. Ama Adalet ve Kalkınma Partisinden ve diğer partilerden de bir ortaklaşma gelirse -birkaç örnekle beraber bunlar genişletilebilir- en azından bugün itibarıyla silah bırakma, silahsızlanma, silah bırakanların entegrasyonu, eve dönüşle ilgili yasalarla birlikte 'Komisyon demokratikleşme bağlamında bu çalışmalarını da öncelikle yapması konusunda bir fikir birliğine varmıştır.' şeklinde bir açıklama, buraya olan güveni ve çalışmaların da daha hızlı ilerlemesi konusunda bir başlangıç olacaktır; bu bence önemli.
İkinci olarak, yine toplumsal desteğin artırılması bakımından Komisyonun çalışmalarına bu salonda devam etmesi çok önemlidir. Mesela Diyarbakır'da gidip DSİ Bölge Müdürlüğünün salonunda mağdurları dinlemektense hem bu sorunun tarihsel anlamı, geldiğimiz nokta ve mağdurlara ve dinleyeceğimiz insanlara vereceğimiz güven bakımından hem de bu tarihsel mekânda, bu görkemli Tören Salonu'nda onları dinleyip onlara güven vereceğimiz, onları dinlediğimizi bütün Türkiye'ye buradan göstereceğimiz bir ortam da rızanın üretimi bakımından çok anlamlı olacaktır. O yüzden de Komisyon, çalışmalarını çalışma mekânı olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi ve burada sürdürme noktasında bir karar almalıdır yani öyle dağılmaktansa, Türkiye'nin değişik yerlerine gitmektense mağdurları veya diğer ilgili kurumları burada birlikte dinleme de çok anlamlıdır, onu da söyleyeyim.
Üçüncü olarak da biz ekim ayının başına kadar çalışma günlerimizi belki önümüzdeki haftadan sonra iki veya üç güne çıkartıp işte bu kadar çok talebin ortaklaştıracağı ve öncelik sırasının, toplumsal destek bakımından da önceliklerin sıralanacağı bir çalışma takvimini önümüze koymalıyız. Süresi, zamanı, kimleri beraber dinleyeceğimiz noktasında bir çalışmayı yine önümüze koymalıyız. Mesele, benim aklımdan geçen ilk başta kamu vicdanının ortaklaştığı konularda birlikte dinleme veya aynı gün, aynı zaman dilimi içerisinde dinleme bakımından... Mesele, Uğur -çocuklardan bahsediyorum- Ceylan, Yasin, Eren ve Muhammed'in ailelerini birlikte dinleme, aynı gün dinleme, toplumu burada ortaklaştırma yani aynı gün, aynı duygu içerisinde ortaklaştırmanın o toplumsal destek bakımından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Yine, Batman'da, Tunceli'de şehit edilen, yaşamını yitiren öğretmenlerin ailelerini veya diğer gerçekten de simgesel ailelerin yakınlarını burada beraber dinleme veya işte Silopi'de beş gün yerde kalan Taybet Anne'nin yakınlarını burada dinleme, beraber dinleme önemlidir. Yine, aynı gün içerisinde yapabilirsek, Cumartesi Annelerini, Diyarbakır Annelerini, barış annelerini bir oturumda üst üste dinlemenin o ortaklaşmayı buradan gösterme bakımından önemli ve anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Başka tabir kullanacağım ama olmaz. Şimdi, bu irade Genel Kurulda bir araya gelmiyor yani çok nadir, uluslararası bir konu olduğu zaman gerçekten böyle, bir bildiri çerçevesinde bir araya geliyor bu irade, onun da etkisi o bildiriyle sınırlı kalıyor ama biz Türkiye'nin en temel meselesinden hem Türkiye'deki kamuoyuna hem de dünyaya buradan mesaj veriyoruz yani biz bu meselenin sahibiyiz, Türkiye'de siyasi parti olarak, Büyük Millet Meclisi olarak biz meselenin sahibiyiz ve dolayısıyla bu konuyu görüşeceğiz ve çözeceğiz. Böyle bir iradeyi... Bir sefer siyasi partilerimiz irade ortaya koydular, siz inisiyatif aldınız ve bu inisiyatifle yürüyoruz.
Şimdi, evet, bir yasa çalışması yapacağız, insanları dinleyeceğiz fakat bu toplantının başladığı andan itibaren biz Türkiye'de hem yargı bürokrasisine hem de kamu bürokrasisine 'Şu iradeyi ortaya koymalıyız.' dedirtebilmeliyiz. Bundan önce başka bir Türkiye vardı en azından bu sorun çerçevesinde ama bundan sonra o Türkiye yok. 'Beraber bir araya gelmişiz, bu soruna direnecek, bu sorunun yürüyüşüne veya ilerlemesine engel olacak, adım atmayacaksınız yani atarsanız dolayısıyla bu milletin iradesini de karşısında görürsünüz.' gibi bir siyasi duruşu ortaklaşa gösterebileceğimiz bir tutuma da buradan ihtiyaç var. O ihtiyaç...
Bundan sonra hem bugün itibarıyla aksayacak, aksayan adımların giderilmesi hem de bundan sonra o dirençlerin kırılması noktasında bu masanın iradesinin bir açıklamaya, bir tutuma dönüşmesi lazım. İnanın, benim tanıdığım yargı bürokrasisi de benim bildiğim bürokratlar da veya siyasi partiler içerisinde bu süreçten memnun olmayanlar veya bu sürecin gerçekten de başka nedenlerle yürümesini istemeyenler, direnç gösterme yetkisine sahip olanlar bundan kendilerinin payını alacaklardır. O payı alabileceğimiz bir siyasi duruşu da her toplantının sonunda daha etkili bir biçimde ortaya koyacağımız bir araca, iletişim aracına sahip olmalıyız diye düşünüyorum."