CHP milletvekilleri ve PM üyeleri sahada... İki çocuk annesi vatandaş: Ben buruk bir anneyim. Bu kırgınlığın hesabını sebep olanlardan sorarım
CHP milletvekilleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri, saha çalışmaları kapsamında Ankara Mamak'ta esnaf ve vatandaşla bir araya geldi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile PM Üyeleri Ali Haydar Fırat ve Berna Özgül'ün Mamak'ta bir pazarda sohbet ettiği bir anne, hayat pahalılığına dikkat çekerek 'Biz bıktık artık. Mutlu değiliz, sadece günümüzü geçiriyoruz. Evlatlarımız böyle bir düzende nasıl büyüyecekler? Bize 'doğurun' derler. Doğuruyoruz, peki bakan kim? Çocuğun senden bir şey isteyecek diye ödün kopuyor. Ben engelli çocuğuma anlatamam bunu, anlatamıyorum. Benim çocuğum oyuncak istiyor, oyuncak alamıyorum. Ben buruk bir anneyim, çok kırgınım. Eğer ben bu kırgınlığı yaşıyorsam sebep olanlardan sorarım bunun hesabını' diye konuştu.
HABER: GÜLARA SUBAŞI / KAMERA: EYLEM LADİN DEĞER
(ANKARA) - CHP milletvekilleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri, saha çalışmaları kapsamında Ankara Mamak’ta esnaf ve vatandaşla bir araya geldi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile PM Üyeleri Ali Haydar Fırat ve Berna Özgül’ün Mamak’ta bir pazarda sohbet ettiği bir anne, hayat pahalılığına dikkat çekerek “Biz bıktık artık. Mutlu değiliz, sadece günümüzü geçiriyoruz. Evlatlarımız böyle bir düzende nasıl büyüyecekler? Bize ‘doğurun’ derler. Doğuruyoruz, peki bakan kim? Çocuğun senden bir şey isteyecek diye ödün kopuyor. Ben engelli çocuğuma anlatamam bunu, anlatamıyorum. Benim çocuğum oyuncak istiyor, oyuncak alamıyorum. Ben buruk bir anneyim, çok kırgınım. Eğer ben bu kırgınlığı yaşıyorsam sebep olanlardan sorarım bunun hesabını” diye konuştu.
CHP’nin ağustos ayı boyunca 81 ilde gerçekleştireceği saha çalışması, bugün 22 ilde eş zamanlı olarak başladı. Buna göre Ankara’da görevli milletvekilleri ve PM üyeleri altı ekip halinde altı ayrı ilçeye giderek esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile PM üyeleri Ali Haydar Fırat ve Berna Özgül’den oluşan heyet, Mamak ilçesinde çalışma yürüttü. Heyet ilk olarak CHP Mamak İlçe Başkanlığı’nı ziyaret ederek İl Başkanı Ali Rıza Erdek’ten günün saha çalışmasına ve bölgenin demografik yapısına ilişkin bilgi aldı. Heyet ardından Mamak Belediyesi’ni ziyaret ederek Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin ile görüştü.
İlk olarak belediye çevresindeki esnafı ziyaret eden heyete, Erdek ve Şahin de eşlik etti.
"Neye göre zam yapıldığını bilmiyoruz”
Boya ve boya malzemeleri satan bir dükkan esnafıyla sohbet eden heyet, ekonominin düzelmesi için ne yapılması gerektiğini sordu. Önce üreticinin denetlenmesi gerektiğini söyleyen esnaf, şöyle konuştu:
“Üretici kafasına göre her hafta zam yapıyor. Bu adamlar neye göre zam yapıyor biz bilmiyoruz. O yapınca biz de yapıyoruz tabii, en büyük sorun o zaten. Üreticiyi veya imalatçıyı denetleyeceksin.”
Ürünlerin aydan aya en yüzde 10 ila 20 oranında zamlandığını belirten esnaf, ayda bir zammın kesin olduğunu belirtti. Sattığı malı aynı fiyata alma şansının olmadığını kaydeden esnaf, TÜİK’e bakıldığında her şeyin normal olduğunu söyledi.
"Önce düzeni değiştireceğiz, ekonomiye sonra bakacağız”
Bir berber dükkanında müşteri olan bir vatandaş ise şöyle konuştu:
“Her şeyden önce ekonomiyi, ülkeyi düzeltmemiz lazım. Bizim yapacağımız şey ilk önce baştaki adamı bir göndereceğiz. Yoksa zaten düzelme şansımız yok. İmamoğlu gitti. Yarın Mansur gider, yarın sen gidersin Başkanım, öbür gün öbürü gider... Önce düzeni değiştireceğiz ki ekonomiye sonra bakacağız. Önce adalet tabii. Al Melih Gökçek’i de içeri. Diyelim ki ‘Tamam ya.’ Melih niye geziyor dışarıda? Bunu halk görmüyor mu? Hepimiz görüyoruz bunu. Onun için önce bir adaleti sağlayalım, bu olur zaten. Yeriz, içeriz, tıraşa da gelirler.”
"Komisyona tabii ki üye vereceğiz”
Vatandaş, CHP’nin Meclis’te kurulan komisyona üye vermesini ise şöyle değerlendirdi:
“Biz teröristiz. Seçimden önce biz teröristtik. Şimdi onlar vatansever, milliyetçi oldu. Biz yine teröristiz. Vereceğiz tabii. Terörü kim istiyor, kimse istemiyor. Terörsüz bir Türkiye’yi hepimiz istiyoruz, destekliyoruz. Ama düne kadar ‘CHP teröristlerle iş birliği yapıyor.’ CHP yapınca suç, kendi yapınca mübah. ‘Milliyetçiyim’ diye geçinenler şimdi ‘Apo çıksın’ diye yırtınıyorlar. Yarın Meclis’e de getiririz Apo’yu, parti de kurdururuz. O yüzden önce adaleti sağlayacağız. Biz çalışıyoruz. Adalet, adalet, adalet.”
"Uçurumdan düşüyor gibiyiz”
Heyetin ziyaret ettiği bir aktar dükkanı esnafı, işlerinin hastanedeki randevu sorunu, muayene ücretleri, ilaç farkları sebebiyle arttığını belirtti. Ekonominin durumunun çok kötü olduğunu belirten esnaf şöyle konuştu:
“Eskiden bir kilo pul biber satardık. Şimdi 100-150 gram satıyoruz. Şimdi kiloyla alana ‘Ooo’ diyoruz, seviniyoruz. Tek çalışıyorum, kendimi zor geçindiriyorum. Başkasını çalıştırsam aylık en kötü 50 bin lira masraf. Türkiye’nin en büyük sorunu alım gücü, maddiyat, ekonomi. Her gelen dert yanıyor. İşin adalet, hukuk boyutuna girersek hiç çıkamayız. Uçurumdan düşüyor gibiyiz. Bunu her kesimde hissediyoruz. Emeklisinden, çalışanından, esnafından; her kesim hissediyor maalesef. Kısarak yaşıyoruz.
"Bir ülkede köleleşmiş bir sistem varsa o ülkede ne adalet ne hak ne de hukuk olur”
Heyetin ziyaret ettiği bir çantacı ise şunları söyledi:
“Bir ülkede köleleşmiş bir sistem varsa o ülkede ne adalet olur ne hak olur ne de hukuk olur. Bak örnekler: Hiçbirinde bir siftah yoktur, hepsine sorabilirsiniz.”
"İmamoğlu’nun tutukluluğu bu ülkenin acizliğidir”
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluğunu da değerlendiren esnaf şöyle konuştu:
“Kesinlikle karşıyım. Bu bir ülkenin acizliğidir. Mesela Ahmet Özer gibi bir profesör, bir sürü kitabı var. Buna benzer nice örnekler sayabiliriz. Ben Kürtüm, CHP’yi destekliyorum. Ekonomi bir kenara, öncelik adalet. Adalet ve hukuk olmadığı sürece zaten ekonomi olmaz, olamaz. CHP’nin biraz daha baskın olması lazım. Sonuçta Türkiye’nin birinci partisi. Ben bir devrimciyim, iyi de bir devrimciyim. Biraz da baskın olması gerekiyor. Türkiye’nin birinci partisisin. Kendini göstermen gerekiyor. Yumruğunu masaya vurman gerekiyor, her konuda.”
"Çiftçiliği bırakacağım”
Heyetin ziyaret ettiği bir bisiklet tamircisi, aynı zamanda çiftçi olduğunu belirterek tarımda yaşanan girdi maliyetlerinin pahalılığı sorununa dikkat çekti. Esnaf şöyle konuştu:
“13 liraya buğday sattım, 18 liraya tohumunu aldım. Bir hafta evvel 960 liraya gübre aldım, bin 100 liraya bir hafta sonra bir daha aldım. Bırakacağım. 26 liraya nohudumu aldılar, pazara baktım 80 lira nohut. İki sene evvel ben 38 liraya nohut sattım. Böyle yürümez. Bir yerden patlayacak. Böyle olur mu, mazota her gün zam... Mazotu depoluyorum. 42 liraya mazot almıştım, onu kullanıyorum. Şimdi 56 lira. Ekim geliyor, ekilecek. Sürdüm mecburen. İş değil.”
"Doyumluğu bıraktık, tadımlık alabilirsen ne mutlu”
Heyet, esnaf ziyaretinin ardından Kartaltepe Pazarı’nı ziyaret etti. Pazarda alışveriş yapan bir vatandaş, pazar arabasının 2 bin liradan aşağı dolduramayacağını belirterek şunları söyledi:
“Baksana etiketlere. Onlar için artmaz. Vişne 300 liraydı. Emekliyiz. Doyumluğu bıraktık, tadımlık alabilirsen ne mutlu. Eskiden dört tane kavun, beş tane karpuz alıyordum; şimdi dilimle veya tane uygun olursa... Onlar için düştü enflasyon, onların tuzları kuru. Eskiden 16 bin lira alıyordum, şimdi 29 bin lira alıyorum. Emekliyim, artı taksiye çıkıyorum. Devlete 25 yıl pirim yatırdım. BAĞ-KUR’dan emekliyim. Bu devlete bir tane yüküm bile yok.”
"Sahte diplomalılar atanır, bizim tertemiz belediye başkanlarımız içeride çürür”
Pazarda alışveriş yapan bir başka emekli vatandaş ise sahte e-imzalarla sahte diploma ve belge dağıtan çeteye değindi. Vatandaş şöyle konuştu:
“Sahte diploma, sahte ehliyet, sahte vesika atanır. Ama bizim tertemiz milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız içeride çürür. Ben gerçekten çok üzülüyorum. 200 lira harcadım, yarım kilo biber aldım, mısır aldım, torunlarıma götürüyorum. Artık yeter, yeter, yeter. Canım çıkıyor, ne yapacağımı bilmiyorum. Suyum az kalmış, 200 lira verip de suyumu dolduramıyorum. Millet daha perişan. Kira veriyorlar, ben kira vermiyorum. Oğlumun evinde oturuyorum, kira almıyor ama ben üzülüyorum.”
"Kavun-karpuz sezonu başlayalı cepten yiyoruz”
Heyetin sohbet ettiği karpuz satıcısı şunları söyledi:
“Daha bin lira satışım var. Poşetin kilosu 150 lira. Yevmiye 2 bin lira. Durum içler acısı. Burasının 13 bin lira sermayesi var. Masrafı hariç. Kavun karpuz sezonu başlayalı, son üç aydır cepten yiyoruz. Böyle giderse kara geçemeyiz. Vatandaş da zorlanıyor. Tane alamıyor, yarım veriyoruz. Kavunun en ufağını istiyor. Kimseyi kırmadan veriyoruz ama vatandaşın durumu daha kötü. Sokak bu. Sokağı da sizin sayenizde anca yansıtabilirsek yansıtıyoruz. Düzen böyle giderse önümüzdeki sene daha kötü olur. Bir yenilik olması lazım. Biz seçimi bekliyoruz.”
"Halkta Ekrem bitmiyor, Ekrem çok ama yeşeren Ekrem’i kesiyorlar”
İmamoğlu’nun tutukluluğunu da değerlendiren esnaf, şunları söyledi:
“Ekrem Bey’i aldılar. Halkta Ekrem bitmiyor, Ekrem çok. Ama yeşeren Ekrem’i kesiyorlar. Bu da bunların sonunu hazırlıyor. İnşallah son bulacak. Bunu da yayınlayın. Bir oda da bana Silivri’de ayırsın, ben de giderim. Durum bu. İşler acısı durumdayız. Yani demokrasi ülkesi ama hiçbir demokrasi yok. Adalet olsa sokağın sözü tutulur, seçimin derhal gelmesi lazım. Biz size güveniyoruz.”
"Ben hala çileğin tadını bilmiyorum”
Heyetin sohbet ettiği bir engelli vatandaş 5 bin 500 lirayla geçinmeye çalıştığını söyleyerek şunları söyledi:
“Yetmiyor, yollarda çorap satıyorum. Pazarda fiyatlar bana göre iyi değil. 50 liraya yeşillik aldım. 25 liraya da biber aldım, yarım aldım. Gelir olmadığı için alamıyoruz. Meyve alıp yemiyoruz. Bize uymuyor, hepsi pahalı. Ben hala çileğin tadını bilmiyorum.”
Her sağlıklı insanın bir engelli adayı olduğunu belirten vatandaş, şöyle devam etti:
“Ben 55 yıldır engelliyim ve yalnız başına mücadele veriyorum. Ne olur engellinize sahip çıkın. Sadece bunu istiyorum sizden. Toplum bize sahip çıkmıyor. Herkes bizi rencide ediyor. Devlet bize sahip çıkmıyor.”
"Pazarcı bitik, zor ayakta duruyor”
Bir başka pazar esnafı ise pahalılık karşısında işin içinden çıkamadığını belirterek şöyle konuştu:
“Mazot parası çıkartamıyoruz. Bir yevmiye 2 bin lira. 500 lira da masrafı var yevmiyecinin. 100 lira soru parası veriyorum. 600 lira poşet parası vermişim. Bugün yedi çadır var, 700 lira çadır parası veriyorum. Bin lira mazot parası veriyoruz. Hep masraf. Pazarcı çok bitik. Pazarcının artık gücü yok, zor ayakta duruyor. Onların enflasyonu düşmüş, gelsin de bir baksın. Biz en iyisi köyümüze gideceğiz.”
"İnsanlar gıda alamayacak mı”
Pazarda alışveriş yapan bir vatandaş ise şöyle konuştu:
“Kiraz 600 lira, yaz meyvesi. İnsanlar gıda alamayacak mı? Şeftali 100 lira olur mu? Çocuğun canı çekiyor. İnsani ihtiyaçlar bu ülkede çok pahalı. Avrupa’da böyle değil. Cebimde 2 bin lira var, bitirsem de dolabı dolduramam. Ay başı gelin, bakın. 10 bin lira para var cebimde, beraber harcayalım dolabı doldurabilecek miyiz? Önümüz kış. Okul açılıyor. Doğal gaz faturaları en kötü 4 bin lira gelecek. 17 bin lirayla nasıl geçinecek bu insanlar?”
"Belediye yemeğini yiyorum, utanmıyorum ama beni bu duruma düşürenler utansın”
Pazarda alışveriş yapan iki çocuk annesi bir vatandaş şöyle konuştu:
“Bu çanta dolmaz. Ben bebeğimin parasını aldım. Markete gittim, sadece bezini aldım, mamasını aldım, pazarımı yapacağım. 18 bin liraya kirada oturuyorum. Bu sistem böyle dönmez. İktidar bizi görmezden geliyor, kimse kusura bakmasın biz konuşmak zorundayız. Kiramı ödeyemiyorsam ve ben bir markete giremiyorsam ve ben çocuklarımı besleyemiyorsam kimse kusura bakmasın, susturamaz kimse bizi. Yeter artık. Biz her şeyi görüyoruz, o gözlükleri attık biz, kimse bizi uyutamaz. Herkes kendini bilecek, yapamıyorsan bırakacaksın. Başkası gelsin. Aşım dönmüyor benim. Belediye yemeğini yiyorum ben. Ben bundan utanmıyorum ama beni bu duruma düşürenler utansın. Evime et giriyorsa CHP iktidarı belediyeye geçtiğinden beri ben yiyorum. Süt giriyorsa CHP sayesinde, teşekkür ediyorum. Mansur Yavaş’ı çok seviyorum. Rabbim ondan razı olsun.
"Ben buruk bir anneyim. Bu kırgınlığın hesabını sebep olanlardan sorarım”
Ben çalışamıyorum, benim özel çocuğuma bakacak kimsem yok. Beni yok sayıyorsa ben de onları yok sayarım. Biz bıktık artık. Mutlu değiliz, sadece günümüz geçiriyoruz. Evlatlarımız böyle bir düzende nasıl büyüyecekler? Bize ‘doğurun’ derler. Doğuruyoruz, peki bakan kim? Çocuğun sende bir şey isteyecek diye ödün kopuyor. Ben engelli çocuğuma anlatamam bunu, anlatamıyorum. Benim çocuğum oyuncak istiyor, oyuncak alamıyorum. Ben buruk bir anneyim, çok kırgınım. Eğer ben bu kırgınlığı yaşıyorsam sebep olanlardan sorarım bunun hesabını."