CHP milletvekilleri ve PM üyeleri sahada... Polatlılı pazarcı: "Torunları gördüğümüz zaman sırtımızı dönüyoruz"
CHP milletvekilleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri, saha çalışmaları kapsamında Ankara'nın Polatlı ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile PM Üyeleri Ali Haydar Fırat ve Berna Özgül'ün Polatlı'da sohbet ettiği pazarcı, emekli olmasına rağmen geçinebilmek için çalıştığını belirterek 'Torunları gördüğümüz zaman sırtımızı dönüyoruz. Dünyanın en tatlı şeyi. Kaçar mı adam torunundan? 'Dede bir gel markete gidelim.' Çocuğa mahcup olacağız. 'Sonra gidelim oğlum.' Der mi adam torununa öyle bir şey? Diyemez. Dünyadaki en tatlı meyve torun ama kaçıyoruz, sırtımızı dönüyoruz, ondan sonra gözümüzden yaş akmıyor ama içimiz ağlıyor. Ben niye çalışıyorum, 57 yaşındayım ben' dedi.
HABER: GÜLARA SUBAŞI / KAMERA: EYLEM LADİN DEĞER
(ANKARA) - CHP milletvekilleri ve Parti Meclisi (PM) üyeleri, saha çalışmaları kapsamında Ankara'nın Polatlı ilçesinde yurttaşlarla bir araya geldi. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ile PM Üyeleri Ali Haydar Fırat ve Berna Özgül’ün Polatlı’da sohbet ettiği pazarcı, emekli olmasına rağmen geçinebilmek için çalıştığını belirterek “Torunları gördüğümüz zaman sırtımızı dönüyoruz. Dünyanın en tatlı şeyi. Kaçar mı adam torunundan? ‘Dede bir gel markete gidelim.’ Çocuğa mahcup olacağız. ‘Sonra gidelim oğlum.’ Der mi adam torununa öyle bir şey? Diyemez. Dünyadaki en tatlı meyve torun ama kaçıyoruz, sırtımızı dönüyoruz, ondan sonra gözümüzden yaş akmıyor ama içimiz ağlıyor. Ben niye çalışıyorum, 57 yaşındayım ben” dedi.
CHP’nin ağustos ayı boyunca 81 ilde gerçekleştireceği saha çalışması, üçüncü gününde 22 ilde eş zamanlı devam ediyor. Bu kapsamda Ankara’da görevli milletvekilleri ve PM üyeleri altı ekip halinde altı ayrı ilçeye giderek esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi.
CHP Eskişehir Milletvekili Çakırözer ile PM üyeleri Fırat ve Özgül’den oluşan heyet, Polatlı'da çalışma yürüttü. Heyet ilk olarak CHP Polatlı İlçe Başkanlığını ziyaret ederek çalışma programına ve bölgenin demografik yapısına ilişkin bilgi aldı. Burada, CHP Polatlı İl Başkanı Melih Çınar ve ilçe örgütüyle bir araya gelen heyet, basın açıklaması yaptı.
Çakırözer: “TBMM’nin tatil dönemini vatandaşlarımızla kucaklaşmak için fırsat olarak gördük”
Heyet sorumlusu Çakırözer, şöyle konuştu:
“Biz, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in ve parti yönetimimizin talimatıyla CHP Meclis Grubu, CHP PM üyeleri Türkiye’nin tüm illerinde ağustos boyunca çalışmalar yürütüyoruz. TBMM tatilde, biz bunu bir fırsat olarak görerek PM üyelerimizle, il yöneticilerimizle, ilçe başkanlarımızla bir arada milletimizle bu tatil dönemini milletimizle kucaklaşma, dertleşme fırsatı olarak gördük ve çalışmalarımıza başladık. Bugün çalışmalarımızın üçüncü günü. Ankara’nın tüm ilçelerini Türkiye’nin dört bir yanından gelen milletvekilleriyle, PM üyelerimizle adım adım dolaşıyoruz. Bugün de Ankara’nın en üretken, en verimli, en bereketli ilçelerinin başında gelen Polatlımızdayız. Türkiye’de tarım dendiğinde, hayvancılık dendiğinde Polatlı en önde gelen ve bazen fiyatları belirleyen, sektörün geleceğini belirleyen bir öneme sahip.
"Vatandaş feryat ediyor”
Az sonra Polatlımızı birlikte gezeceğiz, birlikte dinleyeceğiz ama burada dinleyeceklerimizin dün Gölbaşı’nda, ondan önce Mamak’ta, diğer heyetlerimizin Haymana’da, Elmadağ’da, Çankaya’da, Keçiören’de, Yenimahalle’de dinlediklerinden farkı olacağını düşünmüyoruz. Neyi duyduk, neyi işittik? Vatandaş feryat ediyor. Vatandaşın bizim görebildiğim kadarıyla üç alanda önemli sesi, isyanı var. Birincisi adalet. Herkes adalet istiyor. Bakın, 19 Mart sivil darbesinin 140’ıncı günü geride kaldı. İşte tablo ortada. Siz de gördünüz Murat Çalık’a yapılan, onun annesine yapılan muameleyi tüm Türkiye elleri vicdanında izlemek durumunda bırakıldı. Gözü yaşarmayan kimse yok o tablo karşısında, o annenin feryadı karşısında. Ama bazı kulaklar işitmiyor, bazı gözler görmüyor. Bize düşen konuşarak, anlatarak tüm milletimize bu adalet isyanının, feryadının duyulmasını sağlamak olmalı.
"Vatandaş hayat pahalılığı altında inim inim inliyor”
Vatandaş yoksulluk, hayat pahalılığı, işsizlik altında inim inim inliyor. Gördüğümüz tüm ilçelerde, inanıyorum burada da maalesef tahmin ediyorum böyle olacak, çiftçi üretiyor, ürünün karşılığını alamıyor. Susuzluk en önemli sıkıntılardan biri. Susuzluğa gelene kadar da girdi maliyetleri çiftçinin belini bükmekte. Hayvancılık yapanlar, besiciler neredeyse bırakacaklar kazanamadıkları için. İnsanlar evlatlarının işsizliğinden dertli.
"Sahtekarlık düzeninden vatandaş artık isyan noktasında”
Ve üçüncü nokta da Türkiye’de bu artık arşa çıkmış, gizlenemez hale gelmiş nepotizm, torpil, sahtekarlık düzeni, çürümüşlük düzeninden vatandaş artık isyan noktasında. Hepimiz çocuklarımız okusun, diploma alsın diye yıllarca uğraşıyoruz. Ama görüyoruz ki bu ülke bir sahtelikler ülkesi olmuş. Hiçbir gayret, çaba, mücadele olmadan satın alınan diplomalar, o diplomalarla oturulan koltuklar var. İnanılır gibi değil. Devletin en gizli kurumlarının başkanlarının imzalarının yetkisini almışlar; BTK’nın, YÖK’ün, MEB’in ve bununla diploma dağıtmışlar para karşılığı. Vatandaş feryat içinde. Biz tüm yol arkadaşlarımızla birlikte Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak bu adaletsizliği, yoksulluğu, hayat pahalılığını, torpil düzenini bitirmek için mücadele edeceğiz.
"Ne adalet ne ekonomi ne de çevresel kıyıma izin vereceğiz”
Geliş amaçlarımız belli. Hükümet programımızı çok yakında partimizin en üst düzey organındaki PM ile birlikte tarımda, hayvancılıkta, ekonomide, adalette, demokraside Türkiye’yi nereye götüreceğimizin programını çok kısa sürede açıklayacağız. Bu programı da Polatlı’dan alacağımız yönlenmeyle, irfanla, akılla yazacağız. O yüzden buradayız. Aynı zamanda da büyük bir mağduriyet yaşayan Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı projesine de yine Polatlı’dan fikirlerinizle, tavsiyelerinizle, önerilerinizle, bulunulacak katkıyla yine o program içine hep birlikte nakşedeceğiz, dahil edeceğiz. Biz ne adalet kıyımına izin vereceğiz ne ekonomi kıyımına ne de çevresel kıyıma izin vereceğiz. Böylesine üretken, verimli, bereketli toprakların vatanı Polatlı’nın nükleer atıklarla zehirlenmesine Polatlıların verdiği mücadeleye de sonuna kadar katılacağız.”
Ali Haydar Fırat: “Ülkeyi yeniden ayağa kaldırma çabasındayız”
Fırat ise şunları söyledi:
“Bizde denizde Çanakkale geçilmez, karada da Polatlı geçilmez. Burası bir ulusun en son direnme noktası. Dolayısıyla bulunduğumuz yer bizim açımızdan son derece değerli ve önemli. Bugün CHP dışında herhangi bir siyasi partinin Türkiye’nin herhangi bir sorunuyla ilgili ne bir çözüm önerisinin ya da toplumla buluşmasının mümkün olduğunu ya da sahada olmadığını hem gördük hem işittik hem bize söylendi. Biz bütün olarak Türkiye’nin ayağa kalkmasını istiyoruz. Tümüyle ranta, paraya teslim edilmiş, kıyıları yağmalanmış, ovaları yağmalanmış, ormanları yakılmış bir ülkeyi yeniden ayağa kaldırma çabasındayız. Çünkü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden, öyle bir gelenekten geliyoruz. O yüzden bu ülkenin bütün açılardan, bütün kurumlardan yeniden ayağa kalkması gerekiyor. Bunun mücadelesini veriyoruz. Şu anda Türkiye’nin hemen her yerinde bütün parti örgütlerimiz ayaktadır. Milletvekillerimiz, PM üyelerimiz, Genel Başkanımız sahadadır. Bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. 4-5 Eylül’de başlamak üzere bir parti programı çalışmamız olacak. Türkiye’nin hangi sorunu varsa o kadar çok çözüm önerimizin olduğunu, kapsamlı çözüm önerimizin olduğunu net bir biçimde göstereceğiz. Herkes bunun farkına varacak, herkes bunu görecek.
"İnsanların bize söylediği şey şu: ‘Tek kurtuluş sizsiniz’”
Artık Türkiye’de bütün vatandaşlar hangi partiden olursa olsun CHP’nin nasıl kendileri için yaşamsal bir tercih olduğunu ya da yaşamsal bir alan olduğunu görecekler, görmektedirler. O yüzden yüz binlerce insan CHP’ye bugüne kadar üye oldu, bundan sonra üye olmaya devam edecektir. Polatlı’da benzer bir çalışmayı sürdürdük. İnsanların Mamak’ta da Gölbaşı’nda da bize söylediği şey şuydu: ‘CHP sokakta olmalı. CHP ayakta olmalı. Tek kurtuluş sizsiniz. Tek çare sizsiniz.’ Biz kurtuluş ruhunu taşıyoruz. Çok zor koşullarda bir ülkeyi inşa ettik. O azim ve kararlılıkla bundan sonra da ülkemizin bütün sorunlarına hiç kimseyi ayırt etmeden, hiç kimseyle herhangi bir kavgaya girmeden bir büyük barışı, bir büyük kardeşliği mutlak suretle inşa edeceğiz. Bu ülkenin çok ciddi kaynakları var. Yeter ki o kaynaklar birilerine peşkeş çekilmesin, yeter ki insanlarımız rahat ve huzur içerisinde hayatlarını sürdürebilsinler. Bunu sağlayacak demokrasiyi, Cumhuriyet’in bütün birikimlerini ve elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı bütün değerleri sahiplenerek bundan sonra da kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.”
"Yarım kilo kıyma almak çok lüks artık”
Heyet ardından çarşı esnafını ve semt pazarını ziyaret ederek burada yurttaşlarla bir araya geldi. Heyetin ziyaret ettiği bir kasap ithalattan şikayet ederek şöyle konuştu:
“Esnaflıktan kaçacağız yavaş yavaş. Küçük esnafı istemiyor zaten, öyle bir sistem var. Bırakacağız yani. Ben babadan esnafım, biz dokuz kardeşiz, hepimiz esnafız. Bırakmayı düşünüyorum. Artık hayat zorlaştı. Alım gücü çok zor. Alt grup zaten alamıyor. Üç-beş zengin kalmış, onlarla gidiyoruz. 10 sene önce gelen kıyma alabiliyordu, ona gücü yetiyordu. Şu anda 100 gram kıyma 150-200 lira tutuyor. Yok. Bir ekmek olmuş 12 lira. Adam ne alabilir? Et şu an ikinci, üçüncü planda. ‘Önce bir yumurta alayım da kırayım, günümü geçireyim.’ Çok zor iş. Günden güne de zorlaşıyor. Yarım kilo kıyma almak çok lüks artık. Biz tamamen ithale gidiyoruz şu anda. Baş köşede ithal var şu anda. Şap olayını çıkardılar. Her sene kurbandan sonra bir şap çıkıyor ki kurbandan sonra etin düşmesi lazım, düşüyordu zaten. Ama şu anda düşürmemeye çalışıyor. Niye? Dışarıdan getirdiği ithalden kendisi de kar ediyor. Halka da ne idüğü belirsiz etler yediriyor, işte Sırbistan’dan, Brezilya’dan. Doğal yolları bırakıyoruz artık, ithale dönüyoruz.”
Heyetin ziyaret ettiği ayakkabı satıcısı esnaf, “Bir sonraki seneye dair umudunuz var mı?” sorusuna karşılık, “Gidecek bir yerimiz yok. İnşallah iyi olur. İyi olması için de çabalıyoruz. Ekonominin düzelmesinde bizim üzerimize ne görev düşüyorsa hazırız. Bana desin ki ‘Ayakkabıdan kar etme, ekonomi düzelsin.’ Düzelsin” dedi.
"Zam gelse ne olur? Bir yandan veriyorlar, bir yandan alıyorlar”
Heyetin sohbet ettiği bir çiftçi, ektiklerinin karşılığını alamadığını, girdi maliyetlerini ancak kurtardığını belirterek, “Mazot, gübre fiyatları ikiye katladı geçen seneye göre. 20 liraya aldığımız gübre, 35 lira oldu. Sadece çarkı döndürüyoruz. Enflasyon düşse fiyatlar bu seviyede olmaz. Mazot 35 liraydı, 55 lira oldu. Düzelmesi çok zor. Birbirimizi kandırıyoruz” diye konuştu.
Heyetin sohbet ettiği bir başka vatandaş pazara 200 lirayla gittiğini belirterek “İdare ediyoruz. 200 lirayla beş nüfus geçindiriyorum. Bir tek ben çalışıyorum. BAĞ-KUR’dan emekliyim. Aldığım, alacağım o. Zam gelse ne gelecek? Bir yandan veriyorlar, bir yandan alıyorlar” dedi.
"40 senedir üretiyordum, bıraktım”
Aynı zamanda üretici olduğunu söyleyen pazar esnafı ise şunları söyledi:
“Ben 40 senedir üretiyordum, bıraktım. Şimdi alıp satıyorum. Maliyetler yükseldi, bu sene her şeyden zarar ettik. Ekmeyeceğiz. 39 liraya gübre alıp 10 liraya ekini satarsan nasıl karşılayacaksın? Köylü olmasın, ben getireyim istiyorlar. Bunlar Ankara, Eskişehir malı. Polatlı’da üreten bir kişi kaldı. Başka kimse kalmadı. Üretici hiç yok, şu anda pazara gelen yok. Öyle istiyorlar. 2021’de işçi yevmiyesi 150 liraydı, bu domates 20 liraydı; şimdi bin 100 lira, domates yine 20 lira. Nasıl karşılayacaksın bunu?”
"Eskiden 3-4 ton mal satıyorduk, şimdi 500 kilo”
Pazarda sebze satan başka bir esnaf ise vatandaşın alım gücünün olmadığını belirterek, şunları söyledi:
“Gün içinde 500 kilo mal gidiyor. Eskiden 3-4 ton mal satıyorduk, şimdi satılmıyor. Tezgahlar bomboş. Maliyet ağır, mazot ağır... Akşama kadar bu şekilde gidiyor, stabil. Milletin alım gücü yok ki tutup da 50-60 liraya biber nasıl alsın? Nakliye pahalı, mazot 55 lira. Çalıştıracak adam bulamıyoruz yanımızda. Geçen sene daha iyiydi, yarıdan fazla düşüş var. Bu sene pazar bomboş. Alan da yarım kilo, bir kilo alıyor, fazla alan yok. Meyve çok pahalı.”
"Üç liraya satamadığımız soğan burada 15 liraya satılıyor”
Pazara alışveriş yapmaya gelen bir vatandaş ise şöyle konuştu:
“Gökpınar Barajı’nda dedikleri gibi su eksikliği yok. Yüzde 70 şu an doluluk oranı gösteriyor fakat oraya daire başkanı diye oturttukları bir vatandaş var. Adamın inadı şu yönde: ‘Ben ekime kadar bu suyu salmayacağım.’ En küçük Kabak Köyü'nde 2 bin 500 dönüm soğan, pancar şu an kurumaya terk edildi. Mısırlar zaten gitti. Ürün şu an zaten para etmiyor. Soğanların bize maliyeti 7-8 lira, satış fiyatımız 3 lira. 3 liraya alan da yok. Bıraktık, kurumaya terk ettik, süreceğiz şimdi. Satmasak da en azından ürünümüzü kurtarıp maliyetlerimizi almaya çalışıyoruz. Ama onu da yapamıyoruz şu an. Şeker pancarları kuruyor. Bırakacağız çiftçiliği, üretecek gücümüz kalmadı. Bizim 3 liraya satamadığımız soğan burada 15 liraya satılıyor. Aracılara tamamen bizi peşkeş çekiyorlar. Gebe bıraktılar çiftçiyi.
"Köylüyüm, geldim biberi pazardan alıyorum”
Girdi maliyetleri geçen seneyle bu sene yüzde 200 arttı. Geçen yıl bizde haşhaş kırım ücreti bin 500 liraydı, bu yıl 4 bin lira. İşçi maliyeti bu sırf. Geri kalanı bırakıyoruz. Gübre maliyetlerimiz zaten iki-üç katı arttı. Maliye Bakanı’na bakıyoruz ama gelsin, bir de bize sorsunlar. Bakın ben köylüyüm, geldim biberi pazardan alıyorum. Çünkü yok, yetiştiremiyorum. Geçen yıl dolma biber fidesinin tanesi 2 liraydı, bu yıl 10-15 lira. Bunu ben nasıl üretip satacağım? Gelip pazardan alıyorum şu an. Tamamen ihtiyacımı pazardan alıyorum. Buğdayın maliyeti şu an 8-10 liralarda, satış fiyatımız 11-12 lira. Ama hiç durmadan un fabrikalarına tamamen ithal buğday çekiliyor.
"Devletimiz sağ olsun, çiftçiyi tamamen bitirdi”
Pancar Kooperatifinde oturan hükümet yanlısı arkadaşlar kendi çiftçilerine, yandaşlarına ‘Biz size tohumluk dağıttık’ diye buğday verdiler. O adamların buğdaylarını tekrar göz boyamak için 16-17 liralardan aldılar. Ama arka taraftaki çiftçi 11-12 liraya buğday satmaya mecbur bırakıldı. Şu an çiftçi çekiliyor. Benim köyümde genç kalmadı. En son nesil biziz artık, 45-50 bandı. Biz çekildiğimiz zaman şehirliyi artık Allah kayırsın. Tümden dışa bağımlı olacağız. Devletimiz sağ olsun, çiftçiyi tamamen bitirdi.”
"Maliye Bakanı gelsin, bakalım hangimiz daha çok anlıyoruz maliyeden”
Bir başka pazar esnafı şöyle konuştu:
“Muhalefet artık ayağa kalksın, şahlanın bir. Biz size destek verdik. Birinci partisiniz. Şahlanın, vurun masaya. Yeter artık. Patladık, patlayacağız. Yetiştiremiyoruz. Burası benim manavımdı, elektrikleri söktüm. Yetiştiremiyorum. Bir litre mazot 55 lira olur mu? Arabaları çalıştırmaya korkuyoruz. Tarlamız var köyde, gidip de ekmiyoruz, ekemiyoruz. Evdeki masrafa yetiştiremiyoruz. Ben emekliyim, çalışmak zorundayım. Bakan gelsin, göstersin, fiyatlar nasıl düşmüş. Bu yaz sezonu. İki ay sonra 100 liraya da bir şey bulamayacaksın. Geçen sene bin 500 lira olan maliyet, şimdi 2 bin 500 lira oldu. Maliye Bakanı bir gelsin bakalım, çok biliyor ya. İkimiz bir karşı karşıya gelelim, hangimiz daha çok maliyeden anlıyoruz. Hadi, gelsin. Bir ev geçimine baksın. Ev kolay mı geçindiriliyor?
"Torunları gördüğümüz zaman sırtımızı dönüyoruz”
Torunları gördüğümüz zaman sırtımızı dönüyoruz. Dünyanın en tatlı şeyi. Kaçar mı adam torunundan? ‘Dede bir gel markete gidelim.’ Çocuğa mahcup olacağız. ‘Sonra gidelim oğlum.’ Der mi adam torununa öyle bir şey? Diyemez. Dünyadaki en tatlı meyve torun ama kaçıyoruz, sırtımızı dönüyoruz, ondan sonra gözümüzden yaş akmıyor ama içimiz ağlıyor. Ben niye çalışıyorum, 57 yaşındayım ben? Bir tatile gidemedim. Sandıktan başlayacaksın çözmeye.”
"Yaşım 77, eğer evim kira olsaydı şu anda dilenecektim”
Pazarda alışveriş yapan emekli vatandaş, iki marula 30 lira verdiğini belirterek şunları söyledi:
“Bunu üretenden aldım bir de üstelik. Bunu bir düşünmek gerek. Bir paket makarnaya kendisini satıyorsa bu millet... Emekliyim, 27 sene 3 ay ben bu devlete hizmet ettim idareci olarak. Ne kadar maaş aldığımı söylersem gülersin. 23 bin lira alıyorum. Evim kira değil çok şükür, eğer o olmasaydı var ya şu anda dilenecektim, yaşım 77. Bu memlekete de evlat yetiştirdim. Kimisi mühendis, kimisi öğretmen, kimisi inşaatçı. Tuğlasını yıktırmadım bu memleketin.”
Sahte diploma skandalının sorulması üzerine ise vatandaş şunları söyledi:
“O da bunların zamanında çıktığı için bunların içerisinde hükümetin de parmağı var. Benim çocuklarımın okudukları yerler belli. Diploma törenlerine gittim. Şapkamı attım, ‘İşte benim çocuğum’ diye. Sahte diplomaları görünce, ‘Verdiğim emeğe yazıklar olsun,’ diyorum.”
"Günü karla bitiremiyorum”
Tezgahında kilosu 180 liraya limon satan esnaf şunları söyledi:
“Esnafların çoğu getiremiyor bile. Günü karla bitiremiyorum. Sattığım poşetten biliyorum. 2010 yılında bu poşetten beş kilo satıyordum, şimdi bir buçuk kilo anca satıyorum. İşler çok durgun. Milletin alım gücü yok.”