Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gazze'de, 23 aydır tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleştirilen soykırıma en güçlü tepki Türkiye'den yükseliyor"

TAKİP ET

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi kura töreninde yaptığı konuşmada, 'Filistin başta olmak üzere mazlumların feryatlarının bomba ve kurşun seslerinin arasında kaybolduğu ağır imtihan günlerinden geçiyoruz. Gazze kasabı Netanyahu'nun bulunduğu katliam şebekesi her gün bir ülkeye saldırarak, zalimlikte ve barbarlıkta sınır tanımıyor. 23 aydır tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleştirilen bu soykırıma en güçlü tepki yine Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti'nden yükseliyor' dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi kura töreninde yaptığı konuşmada, 'Filistin başta olmak üzere mazlumların feryatlarının bomba ve kurşun seslerinin arasında kaybolduğu ağır imtihan günlerinden geçiyoruz. Gazze kasabı Netanyahu'nun bulunduğu katliam şebekesi her gün bir ülkeye saldırarak, zalimlikte ve barbarlıkta sınır tanımıyor. 23 aydır tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleştirilen bu soykırıma en güçlü tepki yine Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti'nden yükseliyor' dedi.

(ANKARA) - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi kura töreninde yaptığı konuşmada, “Filistin başta olmak üzere mazlumların feryatlarının bomba ve kurşun seslerinin arasında kaybolduğu ağır imtihan günlerinden geçiyoruz. Gazze kasabı Netanyahu'nun bulunduğu katliam şebekesi her gün bir ülkeye saldırarak, zalimlikte ve barbarlıkta sınır tanımıyor. 23 aydır tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleştirilen bu soykırıma en güçlü tepki yine Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti'nden yükseliyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarının kamu kurumlarına yerleştirilmesi kura törenine katıldı. Törende konuşma yapan Erdoğan, “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız tarafından tertiplenen bu anlamda bir sizlerle bir araya gelmekten duyduğum memnuniyeti öncelikle ifade etmek istiyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine, Gazi mekana hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Yarın önemli bir günü, Gaziler Gününü idrak edeceğiz. Buradaki kardeşlerimizin nezdinde tüm gazilerimizin Gaziler Günü'nü şahsım ve milletim adına şimdiden tebrik ediyorum” dedi.

“Ülkemiz, devletimiz, bayrağımız ve bağımsızlığımız gibi sizler de bizim için çok kıymetlisiniz”

Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Müslümanlar olarak yüce Allah'ın şu ilahi müjdesine ve ikazına yürekten inanıyoruz. Rabbimiz hayat rehberimiz olan Kur'an'da şüheda için şöyle buyuruyor: ‘Onlara ölüler demeyin, onlar diridirler. Ama siz, bunun şuurunda değilsiniz.’ Evet, biz tam manasıyla idrakinde olamasak dahi şehitlerimiz diridir ve Rabbimiz katında rızıklandırılmaktadır. Şehitlerimizin manevi gölgeleri, asırlardır olduğu gibi bugün de bize refakat ediyor. İnşallah kıyamete kadar üzerimizden hiç eksik olmasın.

Şehadet şerbeti içerek, mertebelerin en yükseğine erişmiş kahramanlara ne yaparsak yapalım şükran borcumuzu, layıkıyla ödeyemeyiz. Aynı şekilde gazilik payesini kuşanarak, bu aziz milletin katında en büyük kubbelerden birine nail olmuş gazilerimize de minnettarlığımızı hakkıyla ifa ve ifade edemeyiz. Çünkü bu vatan ve bu topraklar bize aziz şehitlerimizin emanettir. Şehitlerimizin anne babaları, kardeşleri, eş ve çocukları da devlet, millet olarak sahip çıkmamız gereken birer emanettir. Tıpkı ülkemiz, devletimiz, bayrağımız ve bağımsızlığımız gibi sizler de aziz şehitlerimizin emanetleri olarak bizim için çok ama çok kıymetlisiniz.

“51 bin 947 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızı kamuda istihdam etmiş oluyoruz”

Bizler, şehidini kalbinin en mutena köşesine yerleştirmiş, gazilerini baş tacı etmiş, şehit ve gazi yakınlarını daima bağrına basmış bir milletiz, böyle bir hükümetiz. Tüm imkanlarımızla şehitler tepesini boş bırakmayan o yüce ruhlara layık olma çabasındayız. Gaziler Günü vesilesiyle tertiplediğimiz kura törenimiz, bunun en somut nişanesidir. Birazdan çekeceğimiz kura ile 630 şehit yakını gazi ve gazi yakınımızın atamalarını gerçekleştireceğiz. Şüphesiz, ateş düştüğü yeri yakar ve çoğu zaman kelimeler, bu yangını söndürmekte kifayetsiz kalır.

Yine biliyorum ki evladını, kardeşini, hayat arkadaşını, anne babasını toprağa vermiş mahzun ve mahcup bir gönlün içinde kopan fırtınaları dindirecek duadan başka hiçbir söz ve eylem yoktur. Ama buna rağmen bugünkü törenle bir nebze de olsa sizlere olan minnet, vefa, şükran borcumuzu yerine getirebilmenin memnuniyeti içerisindeyiz. Birazdan çekilecek kuralarla görev yerleri belli olacak her bir kardeşime, şimdiden kamu hizmetlerinde hayırlı ve başarılı vazifeler diliyorum. Bugünkü atamayla birlikte az önce Aile Bakanımız da ifade etti, 51 bin 947 şehit yakını, gazi ve gazi yakınımızı kamuda istihdam etmiş oluyoruz.”

“Devletimizin şefkat eli, daima sizin üzerinizde olmaya devam edecek”

“Şehitlerimizin muazzez hatırasını, gazilerimizin gönlünü incitecek en ufak bir söze, beyana, tavra, fiile, zerre miskal tahammülümüz yoktur” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu konudaki kararlılık ve hassasiyetimizden hiçbirinizin şüphesi olmasın. Devletimizin şefkat eli, daima sizin üzerinizde olmaya devam edecek. Derdinizi derdimiz, sevincinizi sevincimiz, sıkıntınızı sıkıntımız olarak görmeyi ve bunların çözümü için elimizden geleni yapmayı sürdüreceğiz. Allah'ın izniyle ne bu aziz milletin, ne de sizin başınızı öne eğilmeyecek. Her daim sizin yanınızda olmaya, sizlere kol kanat germeye devam edeceğiz. Bütün bunları, sizleri teskin etmek için söylemiyorum. 23 yıldır ortaya koyduğumuz samimi gayretlerin bir neticesi olarak bunları, açık yüreklilikle ifade ediyorum.

Bakınız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızı da sayarsak tam 31 yıldır bilfiil sizlerin ve aziz milletimin huzurundayız. Bu süreçte, çok ağır bedeller ödedik; çok zorlu günlerden, çok çetin imtihanlardan geçtik. Ama ne size olan ahdimize ne de şehit ve gazilerimizin emanetlerine gölge düşürdük. Her karışı şehit ve gazilerimizin kanlarıyla sulanan bu vatanı muhafaza ve müdafaa etmek için ne gerekiyorsa yaptık. Terörün her türlüsüyle en etkili şekilde mücadele ettik. Kader ortaklığımıza, yol arkadaşlığımıza, kan kardeşliğimize, milli birlik ve dayanışma ruhumuza pusu kuranların planlarını hep birlikte yırtıp attık. Bütün ihanet odaklarına rağmen içeriden ve dışarıdan gelen envai çeşit saldırıya rağmen vatanımıza namahrem ellerin değmesine izin vermedi.

“Gazze kasabı Netanyahu'nun katliam şebekesi her gün bir ülkeye saldırarak, zalimlikte sınır tanımıyor”

Şehitlerimizin kabirleri, emperyalistlerin taşeronluğunu üstlenen ihanet ve işgal odaklarına karşı kazılmış birer siperdir. O siperler hiçbir zaman aşılmadı ve aşılmayacaktır. Bakınız, milletçe zor bir coğrafyada ve zor bir zaman diliminde yaşıyoruz. Bin yıldır ateşle imtihan olduğumuz bu topraklarda bugün de özgürce, onurlu ve başı dik bir şekilde var olma mücadelesi veriyoruz. Filistin başta olmak üzere mazlumların feryatlarının bomba ve kurşun seslerinin arasında kaybolduğu ağır imtihan günlerinden geçiyoruz. Başında Gazze kasabı Netanyahu'nun bulunduğu katliam şebekesi her gün bir ülkeye saldırarak, zalimlikte ve barbarlıkta sınır tanımıyor. 23 aydır tüm insanlığın gözleri önünde gerçekleştirilen bu soykırıma en güçlü tepki yine Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti'nden yükseliyor.

Öte yandan, Türkiye'nin mazlumlara umut aşılayan bu vicdanlı duruşunun zalimleri ve destekçilerini rahatsız ettiğini hepimiz çok net görebiliyoruz. Dikkat ederseniz, artık bunu gizleme gereği duymuyorlar. Kimi zaman medya ve sosyal medyadaki tetikçileri aracılığıyla, kimi zaman siyasetçi kılıklı aparatları vasıtasıyla, kimi zaman uğruna can vereceğimiz mukaddesatımıza dil uzatarak, kimi zaman da tam 27 yıldır dinmeyen kuyruk acısının öfkesiyle niyetlerini, rahatsızlıklarını, hazımsızlıklarını açığa vuruyorlar.

“Biz, tarih sahnesine yeni çıkmış nevzuhur bir devlet değiliz”

Erdoğan, “Biz, tarih sahnesine yeni çıkmış nevzuhur bir devlet değiliz” diyerek, şunları söyledi:

“Tam tersine, Türkiye Cumhuriyeti olarak hafıza kartında 2 bin yıldan fazla tecrübesi, birikimi ve mücessebatı olan köklü bir devletiz. Cumhurbaşkanlığı forsumuzdaki her bir yıldız, işte bu geleneğin bir sembolüdür. Şimdi birileri çıkıyor güya bize laf atıyor. Tarih dersi vermeye çalışıyor. Oysa biz, bize sataşanların daha iki üç nesil önce geldiği topraklarda, yüzyıllar boyunca hüküm sürdük, tüm cihana nizam verdik, adaletin kılıcı olduk. Şair diyor ya: ‘Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz. Gelmişiz dünyaya millet. Milliyet nedir öğretmişiz.’ Biz böyle bir milletiz. Sıradan değil. Bayrağımızın dalgalandığı her yere sadece huzuru ve barışı götürürüz.

Her zaman söylüyorum, biz bu coğrafyada ne misafiriz ne de işgalciyiz. Dostlar unutmayın, biz bu coğrafyada ev sahibiyiz. Bin yıldır buradayız. İnşallah kıyamete kadar da yine burada olacağız. Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Senaryoyu da senarist de gayet iyi biliyoruz. Bölgemizi istikrarsızlığa hapsetmeye yönelik planlar, tutmayacak. Emperyalist ve Siyonist kan dökücüler, sinsi emellerine ulaşamayacak. Allah'ın izniyle her türlü oyunu bozacak, her türlü senaryoyu yırtıp atacak kudrete, kuvvete, kapasiteye ve elbette vasiret ve ferasete sahibiz. Tahriklere kapılmadan, sağ dur ve serinkanlılık içinde, dikkatli ve kararlı bir şekilde kutlu yürüyüşümüzü sürdüreceğiz.”

“Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Arapıyla, Çerkeziyle bir olacağız, kardeş olacağız”

Ülkeyi etnik köken, mezhep ve hayat tarzı üzerinden bölmeye çalışanların olduğunu ileri süren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"86 milyon olarak, ebedi kardeşliğimize, birlik ve beraberliğimize sıkı sıkıya sarılarak oyunları bir kez daha bozacağız. Bizi etnik köken, mezhep ve hayat tarzı üzerinden bölmeye çalışanlara inat; birbirimize tutunacağız, birbirimize sarılacağız, birbirimize güveneceğiz, birbirimizle hoşgörü ve empatinin diliyle konuşacağız. Biz unutmayın, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Arapıyla, Çerkeziyle bir olacağız, iri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız.

Ümitli, sabırlı, sağlam ve samimi adımlarla ilerlediğimiz ‘Terörsüz Türkiye’ hedefine beraberce vasıf olacağız. Sizlerin de desteği ve hayır duasıyla süreci alnımızın akıyla şehit ve gazilerimizin emanetine, en ufak bir leke bulaştırmadan başarıyla taçlandıracağız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak, yeni bir kardeşlik destanını, yeni bir başarı hikayesini hep birlikte yazacağız. İşte o zaman şehitlerimiz de bize, ebedi alemden dualarını yansıtacaktır. İstiklal Marşı'mızda ne diyor: ‘Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın. Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.’”