Davutoğlu'ndan İsrail'in Suriye saldırısına tepki: Suriye'yi etnik çatışmalarla bölmek istiyorlar

TAKİP ET

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İsrail'in Suriye'ye yönelik son saldırılarını sert bir dille eleştirdi. İsrail'in kuruluşundan bu yana uyguladığı bölgeyi parçalama stratejisine dikkat çeken Davutoğlu, "İsrail'in iki temel hedefi var: Bölge ülkelerini birbirine düşman etmek ve bu ülkelerin içindeki etnik-mezhebi grupları ayrıştırarak güçsüzleştirmek" dedi.

(ANKARA) - Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İsrail’in Suriye’ye yönelik son saldırılarını sert bir dille eleştirdi. İsrail’in kuruluşundan bu yana uyguladığı bölgeyi parçalama stratejisine dikkat çeken Davutoğlu, "İsrail’in iki temel hedefi var: Bölge ülkelerini birbirine düşman etmek ve bu ülkelerin içindeki etnik-mezhebi grupları ayrıştırarak güçsüzleştirmek" dedi.

Davutoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail’in Suriye’ye yaptığı saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek, bu saldırıların esas amacının Suriye’yi parçalamak olduğunu vurguladı. Lübnan ve Irak’tan sonra Suriye’nin de mezhep ve etnik temelde bölünmek istendiğini savunan Davutoğlu, "Sünni Arap, Nusayri Arap, Kürt ve Dürzi bölgelerine ayrılmış bir Suriye, dış müdahaleye açık hale gelir. Bu, eski Fransız sömürge planının bugün İsrail eliyle uygulanma çabasıdır" dedi.

Davutoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

"İsrail'in kurulduğu andan itibaren bölgesel stratejisinin iki temel ilkesi olmuştur: 1. Bölge ülkelerini dış ilişkilerinde birbirine düşman etmek. 2. Her bir ülke içindeki etnik ve mezhebi grupları da birbirine düşman ederek ülkeleri daha küçük yapılara bölmek ve etnik ve mezhep temelli çatışmalarla güçsüzleştirmek. İsrail’in Suriye’ye yaptığı her türlü uluslararası hukuk ilkesine aykırı barbarca saldırının da temel amacı budur.

Lübnan ve Irak’tan sonra Suriye’nin de etnik ve mezhebi temelde iç parçalanma yaşaması ve Sünni Arap, Nusayri Arap, Kürt ve Dürzi bölgelere ayrılarak dış müdahaleye açık hale gelmesi. Fransız sömürge planı olan bu bölücü politika bugün İsrail tarafından hayata geçirilmek istenmektedir.

Son günlerde Yusuf Jarbuu liderliğindeki Dürzilerin merkezi hükümetle anlaşarak Süveyda’nın yönetimini üniter devlet zemininde Şam’a devretmesi ve ortak bir güvenlik sistemi kurulması ilkeleri çerçevesinde anlaşmasından rahatsız olan İsrail bu anlaşmayı bozmak için bir taraftan kendisine yakın Hikmet Hecri liderliğindeki Dürzileri tahrik etmiş diğer taraftan Golan tepesindeki Dürzileri sınıra yönlendirmiş ve nihayet Şam’a saldırı düzenlemiştir.

Bu bozguncu stratejiye karşı uygulanacak strateji de açıktır: 1. Bölge ülkeleri arasındaki sorunları çözecek bir bölgesel mekanizma ve düzen kurmak. 2. Her bir ülkenin kendi iç barışını sağlama alması.

Bu temel ilkeler zemininde daha önce birçok kez vurguladığımız ama maalesef geciktikçe risk oluşmasına sebep olan tedbirler şunlardır:

1. Türklye Suriye’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunmasını Türkiye’nin güvenlik önceliği olarak ilan etmeli ve Suriye yönetimi ile birlikte başta BM olmak üzere uluslararası alanda ve kurumlarda İsrail saldırılarına karşı diplomatik girişim başlatmalıdır.

2. Bu bağlamda İsrail’i bu saldırılarında cesaretlendiren ABD ile açık ve net bir dille konuşulmalı ve Türkiye’nin etrafında saldırılarını artıran İsrail’e karşı gereken caydırıcı tedbirleri alması istenmelidir.

3. Türkiye Şam’daki Merkezi yönetimin Süveyda’da Dürzilerle, Lazkiye’de Nusayri/Alevilerle ve Haseke’de Kürtlerle uzlaşı çalışmalarına içerden doğrudan destek vermelidir.

4. Bu bağlamda İsrail’e karşı ve Türkiye’ye müzahir tutumuyla bilinen Lübnan Dürzilerinin lideri Velid Canbolat ile birlikte Şam yönetimiyle Dürziler arasında arabuluculuk yapmalı ve İsrail’in bölücü faaliyetlerine set çekmelidir.

5. İsrail yanlısı Dürzilerle eş zamanlı hareketlenen SDG unsurlarına karşı tedbir alacağını ilan etmeli ve özellikle Rakka ve Deyruzzur’da merkezi hükümetin kontrolü sağlamasına destek verilmelidir.

6. İsrail’in Kürt kartını Türkiye, Suriye ve Irak’a karşı kullanması etkin politikalarla engellenmelidir.

7. Bu bağlamda Türkiye’de hassas bir dengede yürütülmekte olan “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” süreci hızlandırmalı, Suriye merkezi yönetimi ile Suriye Kürtleri arasındaki sorunların bir an önce çözülmesi için bizzat devreye girilmeli ve IKBY ile zaten son derece iyi olan ilişkiler derinleştirilmelidir.

8. Suriye’nin egemenliğini koruyacak bütün etnik ve mezhebi toplulukların katıldığı gerçek bir milli ordunun tesisi için askeri danışmanlık hizmeti verilmelidir."