DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: Bütünleşik bir ulusal yangın eylem planı hazırlanması kaçınılmazdır

TAKİP ET

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, "Yangınların ardından bazı bölgelerin turizm, enerji ya da madencilik yatırımlarına açılacağı yönündeki endişeler, orman varlığımızın geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Mevcut durumda, AFAD'ın afet eylem planı güncel değildir; Tarım ve Orman Bakanlığının planı ise yerel yönetimler, güvenlik birimleri ve diğer kurumlarla entegre değildir. Ayrılan bütçe yetersiz, koordinasyon zayıf, müdahale gücü sınırlıdır. Artık geç kalmadan, tüm kurumları kapsayan, güncel, yeterli kaynakla desteklenen, bütünleşik bir ulusal yangın eylem planı hazırlanması kaçınılmazdır" dedi.

(TBMM) - DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, "Yangınların ardından bazı bölgelerin turizm, enerji ya da madencilik yatırımlarına açılacağı yönündeki endişeler, orman varlığımızın geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Mevcut durumda, AFAD’ın afet eylem planı güncel değildir; Tarım ve Orman Bakanlığının planı ise yerel yönetimler, güvenlik birimleri ve diğer kurumlarla entegre değildir. Ayrılan bütçe yetersiz, koordinasyon zayıf, müdahale gücü sınırlıdır. Artık geç kalmadan, tüm kurumları kapsayan, güncel, yeterli kaynakla desteklenen, bütünleşik bir ulusal yangın eylem planı hazırlanması kaçınılmazdır" dedi.

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Ekmen, "Bir orman ülkesi olarak, Akdeniz'de risk altındaki bir ülke olarak tıpkı deprem olayında olduğu gibi yangın olayında da bu kadar büyük yaşanmışlığa rağmen gereken tedbirlerin tam anlamıyla alındığını iddia etmemiz mümkün değil” dedi.

Ekmen, “Orman yangınlarında mücadele sırasında hayatını kaybedenlerimiz birer şehittir. Bu şehitlerimizin geride kalan ailelerine yönelik birer sosyal destek programının mutlaka yürütülmesi gerekir, ihtiyaçlarının giderilmesi özellikle evlatlarımız ve gencecik çocuklarımız var ise onların eğitim hayatı başta olmak üzere sorunlarının takip edilmesi gerekir” diye konuştu.

"Bu yangınların arka planında maden faaliyetleri, turizm faaliyetleri veya bir takım terör unsurları var mıdır?"

Ekmen, şunları söyledi:

“Bu yangınlar iklim değişikliği, ihmalkarlık, bilinçsiz vatandaşlarımızın iş ve eylemleri nedeniyle mi çıkıyor yoksa bu yangınların arka planında maden faaliyetleri, turizm faaliyetleri veya birtakım terör unsurları var mıdır? Bu konularda toplumun kafasındaki soru işaretlerinin giderilmesi gerekir.

Turizmde de bazen karşılaştığımız bazı orman yangını bölgelerinin beş yıldızlı otellere tahsisi gibi eğer buralar o bölgelerde madencilik faaliyetinin kolaylaştırılması veyahut madenciliğe karşı direnç göstereceği varsayılan köylülerin doğal yaşam alanlarından uzaklaştırılması için çıkartılmış ise bu iddia büyük iddiadır, büyük vahşettir. Bunun cumhuriyet başsavcılıkları eliyle özel olarak incelenmesi gerekir. Bu konuda önce bir soru önergesi, soru önergemize gelecek cevaba göre suç duyurusunda bulunma irademizi açıklamak istiyorum. Maden amacıyla çıkartılmış olma ihtimali olan yangınlar hiçbir vatandaşımızın aklında soru işareti bırakmayacak şekilde bu iddialar aydınlatılmalıdır.

Enerji nakil hatlarının yarattığı tehlikeler hakkında Mersin, Antalya ve İzmir’de valiliklerin resmi açıklaması var. Enerji nakil hatları orman yangınlarına sebebiyet veriyor, orman yangınlarıyla mücadelede zafiyet yaratıyor. Biz burada her gün enerji firmaları için özel yasalar çıkartıyoruz. Devletin kurumları onların daha çok para kazanması için gereken her türlü mevzuat değişikliğini yapmaktan kaçınmıyor. Ama onlar da bir zahmet enerji nakil hatlarının alt yapısını en üst standartta, en modern şekilde yenilesinler ve enerji nakil hatlarının yenilenmemesinden kaynaklı ortaya çıkan yangın varsa, bu yangının maliyeti nedeniyle bu şirketler sorumlu tutulmalıdır. Bu yönde de bir soru önergesi vereceğiz. Yangının çıkma nedenlerine ilişkin üçüncü sebep ise terör iddiasıydı. Geçmişte PKK terörünün orman yangını çıkarttığına dair haberler vardı. Elbette insan öldüren bir terör örgütü orman da yakar. Bu reddedilecek bir iddia değildir. Ancak PKK’nın orman yangını çıkarttı iddialarının Türkiye’deki toplumsal barışı bozan şekilde sosyal medyada kullanımı ortada. Fakat PKK, bugün de Bursa Valiliği’nin yaptığı açıklamaya göre FETÖ terör örgütünden işlem görmüş birisinin yangın çıkartma iddialarına dair ne kadar hızlı aydınlatılması gerektiği gibi olayın akışında da bir terör örgütünün izi görülmediği hallerde ilgili birimlerimiz sosyal medyada çıkan spekülasyonlara hızlı şekilde son vermelidir. Çünkü bu iddiaların iç barışımızı tehdit eden bir yere evrilme ihtimali var.

"Bizim bütçemiz faize, kur korumaya ayrılıyor"

Devlet bu yangınlara karşı gereken bütün tedbirleri almış mıydı? Almış olmasına rağmen bu yangına cevap veremiyorsak işte o zaman bu Allahtandır, kaderdir, küresel ısınma önlenemez bir durumdur. 

Ülkemizin dört bir yanı yanıyor. İzmir’den Bursa’ya, Karabük’ten Hatay’a, Mersin’den Antalya’ya, Ankara Eymir Gölü çevresinden Kocaeli’ye, Uşak’tan Kahramanmaraş’a kadar pek çok bölgede, yaz aylarından bu yana orman yangınlarıyla mücadele ediyoruz. Şimdiye dek yaklaşık 15 bin futbol sahası büyüklüğünde ormanlık alanımızı kaybettik. Peki, bu tabloya rağmen neden hâlâ bütünleşik bir yangın eylem planımız yok? Neden afet eylem planlarımız 10 yıldır güncellenmiyor? Orman Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı yangınla mücadele planı mevcut, ancak bu plan ne AFAD ile ne büyükşehir ve ilçe belediyelerinin itfaiye teşkilatlarıyla ne de Türk Silahlı Kuvvetleri veya emniyet birimleriyle koordineli ve entegre yapıda değil. Oysa Akdeniz ülkelerinde, yaklaşık 81 milyon hektar orman ve maki alanına sahip ve bu da toplam bölgenin yüzde 9,4’üne denk geliyor. Türkiye ise bu bölgede orman varlığı en yüksek ülkelerden biri: 17,5 milyon hektar ormanlık alanımız var. İspanya 17,8 milyon, İtalya 4,2 milyon, Yunanistan ise 3 milyon hektar civarında. Ancak afet yönetimi ve personel gücü kıyaslandığında tablo oldukça çarpıcı. Yunanistan’ın orman alanı bizim altıda birimiz olmasına rağmen 18 bin personeli var. İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya’nın verdiği bilgiye göre bizde 25 bin personel bulunuyor. Oysa orman varlığına göre orantılı kadro kurulsaydı, bu sayının en az 120 bin olması gerekirdi. İtalya, orman alanı bakımından bizim beşte birimiz olmasına rağmen 35 bin personelle çalışıyor. Yunanistan 2.1 milyar euro bütçeyle; hava ve karada erken müdahale, sürdürülebilir planlama ve eğitimi kapsayan bir eylem planı bulunmaktayken bizim en az 10 milyar euro bütçemizin olması lazımdı.

"Bütünleşik bir ulusal yangın eylem planı hazırlanması kaçınılmazdır"

Türkiye'nin orman yangınlarına karşı hâlâ bütünleşik, çok aktörlü ve bilim temelli bir ulusal eylem planı bulunmuyor. Oysa yangınları yalnızca bir ‘afet’ olarak tanımlayıp geçemeyiz. Bu mesele, artık sadece çevresel değil; ekonomik, sosyal ve stratejik bir krize dönüşmüş durumda. Yangınların ardından bazı bölgelerin turizm, enerji ya da madencilik yatırımlarına açılacağı yönündeki endişeler, orman varlığımızın geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Mevcut durumda, AFAD’ın afet eylem planı güncel değildir; Tarım ve Orman Bakanlığının planı ise yerel yönetimler, güvenlik birimleri ve diğer kurumlarla entegre değildir. Ayrılan bütçe yetersiz, koordinasyon zayıf, müdahale gücü sınırlıdır. Artık geç kalmadan, tüm kurumları kapsayan, güncel, yeterli kaynakla desteklenen, bütünleşik bir ulusal yangın eylem planı hazırlanması kaçınılmazdır.”