Fatih Erbakan'dan PKK çıkışı: Af referandumla milletin önüne gelmeli
Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan, 'Terörsüz Türkiye' sürecindeki olası af düzenlemeleri için referandum çağrısı yaptı. 'Millet onay verirse affedilsin, vermezse verilmesin' dedi.
(ANKARA) – Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında gündeme gelen yasal düzenlemelere ilişkin dikkat çeken bir çıkış yaptı. PKK mensuplarına yönelik af iddialarının kapalı kapılar ardında değil, doğrudan milletin onayına sunulması gerektiğini vurgulayan Erbakan, referandum çağrısını yineledi.
PKK affı tartışması ve referandum çağrısı
Erbakan, yapılacak yasal düzenlemelerin toplumsal meşruiyetinin ancak referandumla sağlanabileceğini belirterek, “Referandumda milletimiz PKK’nın yöneticilerine ya da suça karışmamış PKK’lıların affedilmesine onay veriyorsa affedilsin, onay vermiyorsa affedilmesin” dedi. “Madem ‘milletimiz istiyor’ deniliyor, o halde bu süreç milletle birlikte yürütülmeli” sözleriyle siyasi iradeye açık bir çağrıda bulundu.
Sürecin sadece PKK ile sınırlı kalmaması gerektiğini de vurgulayan Erbakan, silah bırakmanın PYD ve YPG’yi de kapsamasının zorunlu olduğunu ifade etti. Şehit aileleri ve gazileri üzecek hiçbir adımın kabul edilemeyeceğini söyleyen Erbakan, Öcalan’a yönelik umut hakkı tartışmalarına da net bir dille karşı çıktı.
Milli Görüş, ahlak vurgusu ve toplumsal çürüme
Milli Gençlik Derneği’nde partisinin İl Başkanları Toplantısı öncesinde konuşan Erbakan, yaklaşan 3’üncü Büyük Kongrelerini “dosta güven, düşmana korku veren” olarak tanımladı. Milli Görüş’ün “önce ahlak ve maneviyat” ilkesinin bugün çok daha iyi anlaşıldığını belirten Erbakan, toplumda derin bir değerler erozyonu yaşandığını söyledi.
Bebek ölümleri, sağlık çalışanlarına yönelik suçlar, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları, cinsel istismar vakaları ve spor camiasındaki soruşturmaların bu çürümenin göstergesi olduğunu dile getirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmalarda birçok tanınmış ismin adının geçmesinin, yaşanan yozlaşmayı gözler önüne serdiğini ifade etti.
Ekonomik tablo: Borç, haciz ve çaresizlik
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde sert ifadeler kullanan Erbakan, Birleşik Kamu-İş KAMU-AR verilerine dikkat çekti. Açlık sınırının 30 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 93 bin lirayı aştığını belirten Erbakan, asgari ücretlinin ve memurun bu tablo karşısında ayakta kalmakta zorlandığını söyledi.
Vatandaşların kredi ve kredi kartlarıyla yaşamaya çalıştığını vurgulayan Erbakan, toplam borcun 5 trilyon lirayı aştığını, takibe düşen alacakların ise hızla arttığını ifade etti. Yozgat’ta borcunu ödeyemeyen bir vatandaşın güvercinlerine haciz konulmasını örnek gösteren Erbakan, “En sonunda bu da oldu, uçan kuşu bile haczettiler” diyerek ekonomik çöküşe dikkat çekti.
Tarım, gıda krizi ve beton ekonomi eleştirisi
Tarım politikalarını da eleştiren Erbakan, Güney Kore’den sıfır gümrüklü mercimek ithalatının önünün açılmasını, üretimden kopuşun sembolü olarak değerlendirdi. Bir dönem dünya mercimek ihracatının neredeyse yarısını yapan Türkiye’nin bugün ithalata mahkûm hale geldiğini söyledi.
FAO verilerine göre Türkiye’de gıda fiyatlarının son dört yılda dünya ortalamasına kıyasla yaklaşık yedi kat daha pahalı hale geldiğini vurgulayan Erbakan, beton ve çimento ekonomisinin teşvik edilirken tarımın göz ardı edildiğini ifade etti. “Bu gidişle Türkiye satacak gıda ürünü bulamayacak” uyarısını hatırlattı.
Bütçe, faiz, israf ve asgari ücret çıkışı
2026 bütçesini de eleştiren Erbakan, bütçenin faiz ödemeleriyle adeta kilitlendiğini söyledi. Faize ayrılan kaynağın trilyonları bulduğunu, buna karşın aile, çocuk ve kırsal kalkınma gibi alanların ihmal edildiğini dile getirdi. “Faiz şampiyonu olan bir iktidara nasıl destek verelim?” sözleriyle tepkisini ortaya koydu.
Etimesgut Havalimanı’na NATO Zirvesi için yapılan milyarlık yatırımları da israf örneği olarak gösteren Erbakan, “İtibardan tasarruf olmaz anlayışıyla harcamalar sürüyor” dedi. Asgari ücrete ilişkin soruya ise net yanıt verdi: “Asgari ücret en az 45 bin lira olmalı.” Faize ve israfa giden kaynağın emekçiye ayrılması halinde bu artışın rahatlıkla karşılanabileceğini savundu.
Kaynak: Haber Merkezi