Gamze Taşcıer: "Ekonomideki yönetim beceriksizliği nedeniyle sofralardan altı ayda; 6 kilogram kırmızı et yok olmuştur"

TAKİP ET

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, Emekliler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Tek Adam Rejimi'nin ekonomideki yönetim beceriksizliği nedeniyle, emeklilerimizin sofralarından sadece altı ayda; 6 kilogram kırmızı et, 37 kilogram beyaz et, 136 litre süt, 56 kilogram yoğurt, 11 kilogram beyaz peynir ve 167 adet yumurta yok olmuştur. Bugün milyonlarca emeklimiz, açlık sınırının altında maaşlarla, temel gıda maddelerine erişemez halde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bu tablo, rejimin ekonomi politikasının acı ve somut bir sonucudur; tek adam rejiminin sosyal devlet ilkelerini yok sayan beceriksizliğinin açık kanıtıdır" dedi.

(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, Emekliler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Tek Adam Rejimi'nin ekonomideki yönetim beceriksizliği nedeniyle, emeklilerimizin sofralarından sadece altı ayda; 6 kilogram kırmızı et, 37 kilogram beyaz et, 136 litre süt, 56 kilogram yoğurt, 11 kilogram beyaz peynir ve 167 adet yumurta yok olmuştur. Bugün milyonlarca emeklimiz, açlık sınırının altında maaşlarla, temel gıda maddelerine erişemez halde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bu tablo, rejimin ekonomi politikasının acı ve somut bir sonucudur; tek adam rejiminin sosyal devlet ilkelerini yok sayan beceriksizliğinin açık kanıtıdır" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Emek Büroları Koordinatörü Gamze Taşcıer, Emekliler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Türkiye’de emekli aylıklarının hesaplanmasında yaşanan karmaşa ve adaletsizlik, milyonlarca emeklinin geçim sıkıntısını derinleştirmektedir. Ülkemizde emekli aylığı hesaplama sistemleri, son 25 yıl içinde üç kez değiştirilmiştir. 2000 yılında çıkarılan 4447 sayılı Kanun, 2008 yılı Ekim ayında çıkarılan 5510 sayılı Kanun ve 2013 yılında yapılan intibak düzenlemesiyle, sistem karmaşık bir hale gelmiş ve her yeni sistem, bir önceki sisteme göre daha düşük aylık bağlama oranlarına yol açmıştır. Aynı prim gününe sahip sigortalılara, farklı tarihlerde emekli oldukları için farklı aylık bağlanmakta ve bu durum emekliler arasında derin adaletsizlik yaratmaktadır. Devlet memurları yönünden de 2008 öncesi ve sonrası ayrımı, yeni mağduriyetleri beraberinde getirmiştir.

"Emeklilerimizin yaşadığı sorunların çözümü için tek ve adil bir aylık hesaplama sistemine geçilmesi elzemdir"

Emeklilerimizin yaşadığı sorunların çözümü için tek ve adil bir aylık hesaplama sistemine geçilmesi elzemdir. Bu sistem, tüm çalışma hayatını kapsayan prime esas kazançların dikkate alındığı, yaş ve çalışma sürelerine bağlı artan bir aylık bağlama oranını içermelidir. Ayrıca, tarihsel adaletsizliği ortadan kaldırmak amacıyla intibak düzenlemeleri derhal yapılmalı, mevcut tüm emekli aylıkları yeni sisteme göre yeniden hesaplanmalıdır. Bugün milyonlarca emeklinin yaşadığı derin adaletsizliğin bir kaynağı da alt sınır aylığı uygulamasında yatmaktadır. Bu uygulama, daha uzun yıllar çalışmış, daha yüksek prim ödemiş emekliler ile kısa süre çalışmış olanlar arasında hiçbir fark bırakmamaktadır. Bu durum, sosyal güvenliğin adalet ilkesine açıkça aykırıdır. Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini tehdit eden ve prim ödeyenler yönünden mağduriyet yaratan 'alt sınır aylığı' uygulaması ise kaldırılarak sosyal yardımlar kapsamına alınmalıdır.

Bu nedenle, emeklilere ödenecek en düşük emekli aylıklarının, SGK tarafından ödenen en düşük kök aylık için net asgari ücret olarak belirlenmesi, kök aylığı daha yüksek olan emeklilere ise net asgari ücrete orantılanarak aylık bağlanması zorunludur. Böylece, tek tip alt sınır aylığı uygulamasının yerine, emeklilerin kök aylıklarının esas alındığı adil bir sistem getirilmiş olacak, uzun yıllar prim ödeyen ile kısa süre çalışan arasındaki haksız eşitleme sona erecektir.

"16 milyon emeklimizden 10 milyonu 14 bin TL’nin altında bir aylıkla yaşamaya çalışmaktadır"

Bugün emeklilerimiz, siyasi iktidarın dayattığı açlık sınırının altındaki aylıklarla, adeta zorunlu bir ölüm orucuna mahkûm edilmiştir. Türk-İş verilerine göre, açlık sınırı 26 bin TL’ye ulaşmış, yoksulluk sınırı ise 85 bin lirayı geçmiştir. Buna karşın, en düşük emekli aylığı yalnızca 14 bin 469 TL’dir. Bu rakamların ortaya koyduğu acı gerçek, emeklilerimizin açlık ve yoksulluk sınırının çok altında yaşadıklarını göstermektedir. En düşük emekli aylığı 2002’de asgari ücretin yüzde 33 fazlasıyken bugün yüzde 34 altında kalmıştır. En düşük memur emekli aylığı ise 2002’de asgari ücretin 2,31 katı gelir elde ederken bugün asgari ücretin altına düşmüştür. Neticede yaklaşık 16 milyon emeklimizden 10 milyonu 14 bin TL’nin altında bir aylıkla yaşamaya çalışmaktadır. Yılbaşından bugüne emekli aylıkları enflasyon karşısında yaklaşık 3 bin lira kayıp yaşanmıştır. Bu durum, milyonlarca emeklimizin alım gücünü hızla erittiği gibi, yaşam koşullarını da dayanılmaz hale getirmiştir.

"Ekonomideki yönetim beceriksizliği nedeniyle sorfralardan altı ayda; 6 kg kırmızı et yok olmuştur"

Sosyal devlet olmanın gereği, emeklilerimizin hak ettikleri ekonomik ve sosyal güvenceyi sağlamaktır. Ancak tek adam rejimi, bu sorumluluğun gereğini yerine getirecek beceriyi göstermek şöyle dursun, izlediği politikalarla emekliyi her geçen gün daha da yoksulluğa sürüklemektedir. Bu rejim altında, yılbaşından bugüne emeklinin cebindeki para 413 dolardan 308 dolara düşmüş, sofrasındaki gıda maddeleri trajik biçimde eksilmiştir. Tek adam rejiminin ekonomideki yönetim beceriksizliği nedeniyle, emeklilerimizin sofralarından sadece altı ayda; 6 kilogram kırmızı et, 37 kilogram beyaz et, 136 litre süt, 56 kilogram yoğurt, 11 kilogram beyaz peynir ve 167 adet yumurta yok olmuştur. Bugün milyonlarca emeklimiz, açlık sınırının altında maaşlarla, temel gıda maddelerine erişemez halde yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bu tablo, rejimin ekonomi politikasının acı ve somut bir sonucudur; tek adam rejiminin sosyal devlet ilkelerini yok sayan beceriksizliğinin açık kanıtıdır.

"CHP olarak, emeklilerimizin hak mücadelesinde yanlarında olmaya devam edeceğiz"

Dünya Emekliler Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isteriz ki; emeklilerimizin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürebilmeleri için kapsamlı, adil ve kalıcı çözümler üretmek siyasi iktidarın sorumluluğudur. Sosyal devlet olmanın gereği, emeklilerimizin hak ettikleri ekonomik ve sosyal güvenceyi sağlamaktır. Tek adam rejimi, bu sorumluluğun gereğini yerine getirecek beceriye sahip değildir. Milyonlarca emekli bugün açlık sınırının altında bir maaşla yaşamaya mahkûm ediliyorsa, iktidarın bu sesi duymaması kabul edilemez. Eğer insanca yaşamak için gerekli adımlar atılmıyorsa, emeklinin önünde tek bir çıkış yolu kalmıştır: Sandık! Çünkü bu sandık, yalnızca geçim derdine çare değil, aynı zamanda adaletsizliğe ve yok sayılmaya karşı demokratik bir başkaldırıdır. Geçim yoksa seçim şarttır. Maaş artışı düşünülmüyorsa sandık emekli için ilaçtır. CHP olarak, emeklilerimizin hak mücadelesinde yanlarında olmaya, insanca yaşam koşullarına erişmeleri için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz."