Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkanı Kuruoğlu'ndan 'enflasyon' tepkisi: "Aynı senaryoyu her zam döneminde yaşıyoruz"
Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, TÜİK'in haziran ayı enflasyon rakamlarına ilişkin "Aynı senaryoyu her zam döneminde yaşıyoruz maalesef. Bu temmuz ayında da farklı olmadı. İktidarın, dar gelirli memur ve emekliyi rahatlatmak; yıllar içindeki kayıplarını telafi etmek gibi bir derdi de yok, şüphesiz. Halkın sorunları devasa boyutlara ulaşmışken, her gün yeni bir suni gündeme odaklanan ülkemizde; yokluk, yoksulluk sözü dahi edilemez hâle geldi" dedi.
(ANKARA) - Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, TÜİK'in haziran ayı enflasyon rakamlarına ilişkin "Aynı senaryoyu her zam döneminde yaşıyoruz maalesef. Bu temmuz ayında da farklı olmadı. İktidarın, dar gelirli memur ve emekliyi rahatlatmak; yıllar içindeki kayıplarını telafi etmek gibi bir derdi de yok, şüphesiz. Halkın sorunları devasa boyutlara ulaşmışken, her gün yeni bir suni gündeme odaklanan ülkemizde; yokluk, yoksulluk sözü dahi edilemez hâle geldi" dedi.
enflasyon rakamlarını değerlendirerek, “Silkinip kendimize gelmenin; hem iktidara hem de arka bahçe sendikacılığına bir ayar vermenin tam zamanıdır” dedi.
Hürriyetçi Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, TÜİK'in bugün açıkladığı haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kuruoğlu, şunları kaydetti:
"Aynı senaryoyu her zam döneminde yaşıyoruz maalesef. Bu temmuz ayında da farklı olmadı. ENAG, Haziran enflasyonunu yüzde 3,05; yıllık enflasyonu ise yüzde 68,68 olarak açıkladı. TÜİK’in aylık enflasyonu ise yüzde 1,37; yıllık enflasyonu yüzde 35,05 oldu. Adeta dejavu. TÜİK enflasyonu dikkate alındığı için enflasyon farkı yüzde 10,07’ye; yüzde 5 Toplu Sözleşme zammı eklendiğinde toplam artış yüzde 15,57 oldu.
Ağustos ayında Toplu Sözleşme süreci başlayacak. Hangi memura, hangi emekliye sorsanız bir umut görünmüyor. Allah nasip ederse, hep birlikte göreceğiz. Sendikacılığın asgari gerekleri bile yerine getirilmeyecek. Yetkili sendika ve yamağı, aynı ağız ve yöntemlerle masaya oturup sonunda timsah gözyaşları dökecekler. Sendikal itibarları neredeyse sıfıra düşerken, üye sayıları artan bu sendikalar; memur ve emekliye 'işte bu' dedirtecek adımları bile atmayacaklar. Neden? Çünkü bunları sorgulayan, başarı ve ilkeli duruş bekleyen kimse kalmadı maalesef. Yani bile bile lades.
"Her gün yeni bir suni gündeme odaklanan ülkemizde; yokluk, yoksulluk sözü dahi edilemez hâle geldi"
İktidarın, dar gelirli memur ve emekliyi rahatlatmak; yıllar içindeki kayıplarını telafi etmek gibi bir derdi de yok, şüphesiz. Halkın sorunları devasa boyutlara ulaşmışken, her gün yeni bir suni gündeme odaklanan ülkemizde; yokluk, yoksulluk sözü dahi edilemez hâle geldi. Türk-İş’in Haziran ayı açlık ve yoksulluk sınırı açıklaması tüyleri diken diken edecek boyutlara ulaşmış: Açlık sınırı 26.115 TL, yoksulluk sınırı ise 85.066 TL olmuş. Hal böyle iken, kitleler pastadan payını isteyeceğine; 'bunun maaşı çok, şunun maaşı az' tartışmasına girmiş haldeler. Hâlbuki asıl olan, pastadan payımıza düşeni talep etmektir.
"2 milyon memuru arka bahçesi olan sendikalara üye yapmış iktidarın eli gayet rahat"
Bunu yapacak tek irade ise kendimizdedir. 2 milyon memuru arka bahçesi olan sendikalara üye yapmış iktidarın eli gayet rahattır. Meydanlar boş, tepkiler doğal olarak cılızdır. Böyle devam edemez, etmemelidir. Silkinip kendimize gelmenin; hem iktidara hem de arka bahçe sendikacılığına bir ayar vermenin tam zamanıdır."