İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, hakim 'sürgünlerini' ANKA'ya değerlendirdi: Çok tehlikeli bir eşikteyiz; HSK'yı Anayasa'ya saygıya davet ediyorum

TAKİP ET

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, 19 Mart operasyonu başta olmak üzere son dönemde dikkat çeken bazı operasyonlarla ilgili davalarda tahliye kararı veren ya da kararlara muhalefet şerhi düşen bazı hakimlerin görev yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili ANKA'ya açıklamalarda bulundu. Kaboğlu, "Adaletin olmadığı yerde, bırakın hukuk devletini, devletin varlığı da tartışılır. O bakımdan, çok tehlikeli bir eşikteyiz... HSK'yı Anayasaya'ya saygıya davet ediyorum. Adalet, bütün toplum için gereklidir ve onların alacağı kararlar, adaletin gerçekleşmesi bakımından hayatidir" dedi.

Haber: Beril KALELİ/Kamera: Altuğ EKEN

(İSTANBUL) İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, 19 Mart operasyonu başta olmak üzere son dönemde dikkat çeken bazı operasyonlarla ilgili davalarda tahliye kararı veren ya da kararlara muhalefet şerhi düşen bazı hakimlerin görev yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili ANKA'ya açıklamalarda bulundu. Kaboğlu, "Adaletin olmadığı yerde, bırakın hukuk devletini, devletin varlığı da tartışılır. O bakımdan, çok tehlikeli bir eşikteyiz... HSK’yı Anayasaya'ya saygıya davet ediyorum. Adalet, bütün toplum için gereklidir ve onların alacağı kararlar, adaletin gerçekleşmesi bakımından hayatidir" dedi.

Son dönemde tartışmalı bazı davalara bakan bazı hakimlerle ilgili görev yeri değişikliği haberleri tepki çekti. O tepkilerden biri de CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'ndan geldi. Günaydın, özellikle CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu davalarına dikkat çekerek, şu paylaşımı yaptı:

"Mızrak çuvala sığmıyor... Yazıklar olsun!"

"Ekrem Başkan’la ilgili davalarda, Anayasa uyarınca kanunlara ve vicdanlarına uygun davranmaya çalışan hakimler sürülmeye devam ediliyor. Sondan başlayarak sayalım;

1- Akın Gürlek’i tehdit ve hakaret ettiği iddiasıyla 14. ACM’de yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun tüm suçlardan beraati yolunda oy kullanan üye hakim, İş Mahkemesi’ne,

2- Diploma iptaline karşı Ekrem Başkan’ın açtığı davaya bakan Istanbul 5. idare Mahkemesi’nin başkan ve üyesi BİM’ne,

3- Büyükçekmece Adliyesi’nde görülen ihale davasında 4 kez üst üste mütalaa vermeyi reddeden savcıyı uyaran Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Diyarbakır’a,

4- Ahmak davasında dayatılan cezayı vermeyi reddeden Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Samsun’a sürüldü... Mızrak çuvala sığmıyor... Yazıklar olsun!"

Sürgün olarak değerlendirilen görev değişiklikleriyle ilgili İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu da ANKA'ya değerlendirmede bulundu.  HSK’nın yıllık kararname dışında hakim ve savcılara yönelik görev değişikliği yapma yetkisinin bulunduğunu ancak bu yetkinin uygulanmasının belirli ölçütlere tabi olduğunu belirten Kaboğlu, "Eğer belirli yönde karar verdikleri için hakimler hakkında görevden alma ya da görev yeri değişikliği sonucunu doğuran atamalar yapılıyorsa bu, sürgün anlamına geldiği gibi, Anayasa’ya da aykırıdır. Anayasa’nın, adil yargılanma hakkının, yargı bağımsızlığının güvencesi, başta HSK (olmak üzere) yargının kendisidir. Bir hakimin görevi ya da görev yeri, verdiği karar nedeniyle değiştiriliyorsa, o zaman hakim karar verirken kanuna, Anayasa’ya ve hukuka bakarak vicdani kanaatine göre karar vermek yerine, ‘Acaba, bu kararı verince ne tür bir yaptırımla karşılaşırım’ kaygısına kapılır, böyle bir kaygıya kapılması durumunda adalet gerçekleşmez, adil yargılanma hakkı gereklerine yanıt verilmiş olmaz. Bu, yurttaşa yansır ve yurttaşta adalet duygusu zedelenir." dedi. Kaboğlu’nun açıklaması şöyle:

"Bu kurul (HSK) hakimlerin, görevlerini Anayasa’ya ve yasalara uygun olarak yapmalarının güvencesidir. Eğer (hakim) yasalara aykırı karar vermişse (HSK) bu durumda soruşturma açabilir, yaptırım uygulayabilir. Eğer HSK, bir hakim hakında, toplu kararname dışında bir görev değişikliği yapmışsa beklenmedik bir biçimde, belli bir kararından sonra bir yaptırım uygulamışsa benzeri bir biçimde, bu durumda aslında HSK’nın ilgili yargıcı, görevini Anayasa’ya uygun olarak yapmadığı için değil, Anayasa’ya uygun olarak yaptığı için yaptırıma tabi tutması anlamına gelir. Son günlerde tanık olduğumuz durum tam da budur. Eğer genel kararnamenin dışında, belirli yönde karar verdikleri için hakimler hakkında görevden alma ya da görev yeri değişikliği sonucunu doğuran atamalar yapılıyorsa bu, sürgün anlamına geldiği gibi, Anayasa’ya da aykırıdır.

“HSK, Anayasa’nın üstünlüğü ilkesine saygı göstermek durumundadır”

Hakimler Anayasa’ya göre, bağımsızdır. Sağlanan bağımsızlık güvenceleri, hakimlerin kararları nedeniyle bir soruşturmaya ya da yaptırıma tabi olamamalarının güvencesidir. Ama burada gördüğümüz son örnekler, (bu hakimlerin) vermiş oldukları kararlar nedeniyle böyle bir yaptırımla karşılaştıklarının bir belirtisidir. Bunu Anayasa yasaklıyor. HSK, Anayasa’ya tabidir, Anayasa’nın üstünlüğü ilkesine saygı göstermek durumundadırlar. Göstermiyorlarsa eğer, bugün tanık olduğumuz üzere, belli kararlara imza atan, ayrışık oy yazan, beraat yönünde karar veren veya ret biçiminde karar veren, Anayasa’ya hukuka uygun olarak belirli yönde tavrını ortaya koyan hakimlerin yaptırıma tabi tutulması (gibi), bugün tanık olduğumuz ne yazık ki budur. 

“Çok tehlikeli bir eşikteyiz"

Eğer bir hakimin görevi ya da görev yeri, verdiği karar nedeniyle değiştiriliyorsa, o zaman hakim karar verirken kanuna, Anayasa’ya ve hukuka bakarak vicdani kanaatine göre karar vermek yerine, ‘Acaba, bu kararı verince ne tür bir yaptırımla karşılaşırım’ kaygısına kapılır, böyle bir kaygıya kapılması durumunda adalet gerçekleşmez, adil yargılanma hakkı gereklerine yanıt verilmiş olmaz. Bu, yurttaşa yansır ve yurttaşta adalet duygusu zedelenir. Adaletin olmadığı yerde, bırakın hukuk devletini, devletin varlığı da tartışılır. O bakımdan, çok tehlikeli bir eşikteyiz. Buna, herkesin dikkat etmesi gerekir ama başta HSK’nın... Anayasa’nın, adil yargılanma hakkının, yargı bağımsızlığının güvencesi, başta HSK (olmak üzere) yargının kendisidir. HSK’yı Anayasaya’ya saygıya davet ediyorum. Adalet, bütün toplum için gereklidir ve onların alacağı kararlar, adaletin gerçekleşmesi bakımından hayatidir"