İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi: "Yürüyüş hakkını kullanmak isteyenlere yönelik karakollardaki ve cezaevlerindeki muameleler kaygı vericidir"

TAKİP ET

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Sekreteri Berivan Bekçi, İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü'nde; 'Ne yazık ki Türkiye'de de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara yönelik muameleler karakollarda, cezaevlerinde ve geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin koşulları kaygı vericidir' açıklamasını yaptı.

Haber: ÇAĞATAN AKYOL - Kamera: ONUR DURSUN

(İSTANBUL) İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Sekreteri Berivan Bekçi, İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü’nde; “Ne yazık ki Türkiye’de de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara yönelik muameleler karakollarda, cezaevlerinde ve geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin koşulları kaygı vericidir” açıklamasını yaptı.

İşkenceye ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi yürürlüğe 38 yıl önce yürürlüğe girdi ve sözleşmenin önemine dikkat çekmek amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 26 Haziran tarihini “İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Günü” ilan etti. Bugünün önemi nedeniyle İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi’nde de basın toplantısı düzenlendi.

Baronun Beyoğlu’ndaki binasında düzenlenen toplantıda hazırlanan ortak açıklamayı okuyan İnsan Hakları Merkezi Sekreteri Berivan Bekçi, Türkiye Cumhuriyeti’nin de sözleşmenin tarafı olduğunu ve insan onurunun korunması için işkenceyi mutlak olarak yasakladığını belirterek şunları söyledi:

“Ulusal ve uluslararası hukuk işkenceyi sadece mutlak olarak yasaklamamakta, aynı zamanda devletlere işkence ve kötü muameleyi önleme ve ihlal iddialarını etkin bir şekilde soruşturma yükümlülüğü de yüklemektedir. Bu yükümlülük doğrultusunda işkenceye karşı etkili önlemlerin alınması, başta karakollar ve cezaevleri olmak üzere işkence ve kötü muamele iddialarının yaşandığı yerlerin düzenli olarak denetlenmesi ve iddialar karşısında etkin bir soruşturma yürütülmesi elzemdir. Her ne kadar işkence, savaş koşulları da dahil olmak üzere mutlak olarak yasaklanmış olsa da pek çok ülkede işkence, caydırma ve cezalandırma amacıyla uygulanmakta ve bu durum ulusal ve uluslararası insan hakları kurumları tarafından raporlanmaktadır. Ne yazık ki Türkiye’de de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını kullanmak isteyen yurttaşlara yönelik muameleler karakollarda, cezaevlerinde ve geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin koşulları kaygı vericidir.

“Türkiye, işkence yasağını en fazla ihlal eden Avrupa Konseyi üyesi devletlerden biri”

Anayasa Mahkemesi’nin yayınlamış olduğu son istatistiklere göre, kötü muamele yasağı en çok ihlal kararı verilen haklar içerisinde yedinci sıradır. Yine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yayımlanan istatistiklere göre Türkiye, işkence yasağını, kötü muamele yasağını ve etkili soruşturma yürütme yükümlülüğü en fazla ihlal eden Avrupa Konseyi üyesi devletlerden biridir. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak insan onurunu, insan haklarını ve hukuk devletini koruma görevimiz doğrultusunda işkence mağdurlarıyla dayanışma içinde olduğumuzu beyan eder, devletin ‘işkenceye sıfır tolerans’ politikası doğrultusunda tüm kamu görevlilerine işkencenin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak zamanaşımına tabi olmadığını hatırlatırız.”