İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği: Medeni Kanun'un yok sayılmasına yol açan ve eşitlik anlayışını geriye götüren bir anlayışla karşı karşıyayız
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Aydeniz Alisbah Tuşkan, Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girişinin 99. yıl dönünümü nedeniyle yaptığı açıklamada, 'Cumhuriyetimizin 102. Yılında Medeni Kanun'un yok sayılmasına yol açan ve eşitlik anlayışını geriye götüren bir anlayışla karşı karşıyayız. Kadınların miras hakkı da dahil bütün haklarında gerileştirme. Cuma hutbelerinde kız çocukla erkek çocuğa eşit miras hakkı verilmemesi konusunda fetva verildi. Bu fetva hukuka eşitliği, laik hukuk düzenine aykırı. hukuk devletinin gereği Anayasa Mahkemesi'nin tüm kararlarına uyulmasını, laiklik ilkesinden asla vazgeçilmemesini, özellikle laiklik ilkesinin kadın haklarının temeli olduğu gerçeğinin bilinmesi açısından önemini vurgulamak istiyoruz" dedi.
Haber: Hakan KAYA
(İSTANBUL)- İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Aydeniz Alisbah Tuşkan, Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girişinin 99. yıl dönünümü nedeniyle yaptığı açıklamada, “Cumhuriyetimizin 102. Yılında Medeni Kanun’un yok sayılmasına yol açan ve eşitlik anlayışını geriye götüren bir anlayışla karşı karşıyayız. Kadınların miras hakkı da dahil bütün haklarında gerileştirme. Cuma hutbelerinde kız çocukla erkek çocuğa eşit miras hakkı verilmemesi konusunda fetva verildi. Bu fetva hukuka eşitliği, laik hukuk düzenine aykırı. hukuk devletinin gereği Anayasa Mahkemesi’nin tüm kararlarına uyulmasını, laiklik ilkesinden asla vazgeçilmemesini, özellikle laiklik ilkesinin kadın haklarının temeli olduğu gerçeğinin bilinmesi açısından önemini vurgulamak istiyoruz" dedi.
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB), Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girişinin 99. yıl dönümü nedeniyle düzenlediği basın toplantısında laik hukukun ve eşitlik ilkesinin önemini vurguladı. İstanbul Barosu Kültür Merkezi’nde yapılan açıklamayı İKKB Başkanı Aydeniz Alisbah Tuşkan okudu. Tuşkan açıklamasında şunları söyledi:
"Cumhuriyeti kuran büyük Atatürk ve arkadaşları laik bir hukuk düzeni kurulmasını amaçlamışlardır"
“Cumhuriyet'i kuran büyük Atatürk ve arkadaşları laik bir hukuk düzeni kurulmasını amaçlamışlardır. Birçok alanda devrimler yapılmıştır. Çağdaş bir ülkenin temeli olan eğitim, sosyal, ekonomik ve kültürel devrimler çağdaş Türkiye’nin temellerini oluşturmuştur. Bu devrimlerle birlikte hukuk alanındaki en büyük devrim kanunu Medeni Yasa'dır. 17 Şubat 1926’da kabul edilip 4 Ekim 1926’da yürürlüğe girmiştir. Türk Medeni Kanunu kadın erkek eşitliğini esas almıştır. Tek eşlilik, mahkeme kararı ile boşanma, kız ve erkek çocuklarının mirastan eşit pay almaları kabul edilmiştir. Evlenme yaşı, resmi nikah kuralı da kadın haklarının güvencesi olmuştur. Medeni Kanun Türkiye’de hukuk birliğini gerçekleştiren bir kanundur. Medeni Kanun’un kabulünden sonra özellikle 1985 yılında Türkiye Birleşmiş Milletler 'Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi’ni' onaylamasından itibaren kadınlar kazanılmış haklarını daha ileriye götürme mücadelesini sürdürmüşlerdir. 2 Ekim 2021’de Anayasa’nın 41. maddesinde de ailede eşitlik ilkesi benimsenmiş ve bu yolda yapılan değişiklikle 'Aile Türk toplumunun temelidir' kuralına 'Eşler arası eşitliğe dayanır' cümlesi eklenmiştir.
"Adalet Bakanımız hukuk devleti diyor ya her seferinde, hukuk devletinde hukuk işlemiyor"
4721 Sayılı Yeni Türk Medeni Kanunu ile yapılan değişiklikler ise şöyle: Kanun’un dili sadeleştirildi. Aile içinde eşlere eşit haklar tanındı. Sorumluluklarda da eşitlik getirildi. Evlenme yaşı yükseltildi. 17 yaş bitirilmesi koşuluna bağlandı. Eşlerin oturacakları konutu birlikte seçecekleri ve evin giderlerine emek ve malvarlıklarıyla katılacakları kuralı getirildi. Meslek ve iş seçiminde diğer eşin rızasının gerekli olmadığı kabul edildi. Velayette eşit haklar getirildi. Yoksulluk nafakasında eşit sorumluluk getirildi.
Kadının soyadı maddesi 1997 yılında değiştirilen şekliyle yeni kanuna aynen alındı. Ancak uygulamada Anayasa’nın 10. maddesine dayanarak bireysel başvuruda bulunan kadınların istedikleri soyadı taşıma talepleri kabul edilmektedir. Bu kararlar sadece dava açan kadınlar için uygulanmaktadır. 28 Nisan 2023 tarihinde Anayasa Mahkemesi Medeni Kanun’un 'kadının soyadı' maddesini eşitliğe aykırılığı gerekçesiyle iptal etmiştir. Anayasa Mahkemesi iptal kararının 9 ay sonra yani 28 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe gireceğini hükmetti. Ancak bugüne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 'eşler arası eşitliğe uygun yeni bir düzenleme' yapılmadı. Anayasa Mahkemesi'nce verilen karar adeta yok sayıldı. Adalet Bakanımız hukuk devleti diyor ya her seferinde, hukuk devletinde hukuk işlemiyor. Bun söylemenize gerek yok Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti ancak hukuk uygulanmadığı için bu söylenmiyor.
“Raporda kadını geriye götüren anlayışın olduğu önerilen örneklerden anlaşılmaktaydı”
2015 yılında Anayasa Mahkemesi dini nikahın ancak resmi nikahtan sonra yapılabileceğini, aksi durumun suç oluşturduğuna ilişkin TCK 230. Md. 5-6. fıkralarını iptal etmişti. Ancak yasanın amacı dini merasim yapılmasını engellemek değil, kadını korumaktı. Dini merasim yapılmadan önce belediye nikahının yapılması önemliydi. 2016 yılında TBMM’de kurulan 'aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen unsurlar ile boşanma olaylarının araştırılması komisyonu raporu' açıklanmıştı. Raporda kadını geriye götüren anlayışın olduğu önerilen örneklerden anlaşılmaktaydı. 6284 sayılı kanunda değişiklik yapılması şiddet mağduru kadınlarda koruma kararı verilmesi için Belge- delil zorunlu olması ya da koruma süresi kısaltılması. Biz adli yardımda başvurulduğu zaman biz hiçbir belge istenmeden şiddetle ilgili uzaklaştırma kararı verilebiliyor. Ancak belgeyi zorunlu tutuyor.
“Laik niteliğini ortadan kaldıran bir değişiklik yapılarak il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmiştir”
Aile hukukuna ilişkin davalarda arabuluculuk getirilmesi. Arabuluculuk boşanma davalarında şiddet olması yüzde 80-90 şiddet olması nedeniyle son derece tehlikeli bir şey ve İstanbul Sözleşmesi'nin iptal etmesinin nedenlerinden biride budur. Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nde diyor ki arabuluculuk asla aile hukukunda ve şiddetle ilgili yasada arabuluculuk asla söz konusu olamaz diyor. Aile hukuku gibi davalarda önümüzdeki yasama yılında bunları getirecekler gibi görünüyor. Yoksulluk nafakasının süreli hale getirilmesi gibi kadının aleyhine olan değişiklik önerileri belirtilmiştir. 2017 yılında Medeni Kanun’un laik niteliğini ortadan kaldıran bir değişiklik yapılarak il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi verilmiştir. Biz bununla da çok mücadale ettik. Çünkü böyle bir talep yoktu. Bugün herkes belediye nikahını tercih ediyor.
“Diyanet İşleri Başkanı hakkında da suç duyurusunda bulunulmuştur”
Cumhuriyetimizin 102. ylında Medeni Kanun’un yok sayılmasına yol açan ve eşitlik anlayışını geriye götüren bir anlayışla karşı karşıyayız. Kadınların miras hakkı da dahil bütün haklarında gerileştirme. Müftülük bir fetva yayımladı ve Cuma hutbelerinde kız çocukla erkek çocuğa eşit miras hakkı verilmemesi konusunda fetva verildi. Böyle fetvalar, Cumhuriyetin bir kurumu olan laik hukuk düzeninin olduğu hukuk kurallarının geçtiği bir yerde din adamları çıkıyor böyle bir fetva veriyorlar. Bu fetva hukuka eşitliği laik hukuk düzenine aykırı. Siz Cumhuriyet'in bir kurumu olarak böyle aykırı beyanda, yasaya aykırı, Anayasa'ya aykırı bir beyanda bulunamazsınız, bu suçtur ve Diyanet İşleri Başkanı hakkında da suç duyurusunda bulunulmuştur. Sonuç olarak hukuk devletinin gereği Anayasa Mahkemesi’nin tüm kararlarına uyulmasını, laiklik ilkesinden asla vazgeçilmemesini, özellikle laiklik ilkesinin kadın haklarının temeli olduğu gerçeğinin bilinmesi açısından önemini vurgulamak istiyoruz. Ve bütün kadınlar olarak bu konulara sahip çıkacağımızı İstanbul Sözleşmesi’nin tekrar uygulanmasını talep ediyoruz."
“Sistemik saldırılar hem toplumsal algıyı inşa etmek hem de hukuk sisteminde gedikler açmak üzere devam etmekte”
CHP İstanbul Kadın Kolları İl Başkanı Hatice Selli Dursun şunları söyledi:
“Öteden beri kadın mücadelesinin bütünlükçü birbirini ayrıştırmadan süren mücadele hakkının muhalefetin tüm dinamiklerine örnek olması gerektiğini bugün burada da aslında kanıtlıyoruz. Toplumun her kesiminden kadınların yan yana olduğu ve kendi yaşam haklarına, kendi eşit yurttaşlık haklarına sahip çıkmak için seslerini yükselttiği bugünde yan yanayız. Elbette ki tarihin bizlere büyük bir sorumluluğu yeniden yüklediği bugünle bir araya geldik. Ama öncelikle iki ismi anmak istiyorum. Bugün 4 Ekim. Bundan tam bir yıl önce İstanbul'un göbeğinde Fatih'te sevgili İkbal Uzuner ve sevgili Ayşenur Halil erkek şiddetiyle katledildi. Gerçekliğimiz, gerçekliğimizin ağırlığı aslında tam da bu tablodan başlıyor. Zira bu vahşice cinayetten sonra mevcut tükenmiş iktidardan hiçbir açıklama gelmediği gibi sorumluluğu üstlenen de olmadı. Bir süre sonra yapılan açıklamalarda kadınların yaşam hakları, kadınların yaşam tercihleri üzerinden eleştiri başlatmak üzere dile gelmişti. Bu gerçekliklerin ağırlığı altında yürüdüğümüz bu yolda bugün de kadınların 99 yıllık Cumhuriyet kazanımlarına, Cumhuriyet devrimi kazanımlarına karşı bir mücadelenin en derinlikli ve büyük bir kuşatmayla sürdürüldüğü bir iklimden geçmekteyiz. Zira biraz önce basın açıklaması başladığında izlediğimiz videoda da olduğu gibi sevgili Aydeniz hocamın da ifade ettiği basın açıklamasında olduğu gibi sistemik saldırılar hem toplumsal algıyı inşa etmek hem de hukuk sisteminde gedikler açmak üzere devam etmekte."