KUMPASDER'den, Balyoz davasını onayan 3 eski Yargıtay üyesine, Yüce Divan'da verilen 1 yıl 10 ay hapis cezasına tepki

TAKİP ET

Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KUMPASDER), Yüce Divan'da, FETÖ talimatıyla Balyoz kumpası davasını onadıkları gerekçesiyle yargılanan eski Yargıtay üyelerine 1 yıl 10 ay 15'er gün hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Dernekten yapılan açıklamada, "Devlet erkini kullanarak, masum insanların hayatlarını karartmanın, bu yapılanı hukuka uygun bulmanın cezası 1yıl 10 ay mıdır? Hukuka güveni yok etmenin, 'devletin adaletli olacağına dair inancı' sarsmanın karşılığı bu kadar basit midir?" diye soruldu.

(ANKARA) - Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (KUMPASDER), Yüce Divan'da, FETÖ talimatıyla Balyoz kumpası davasını onadıkları gerekçesiyle yargılanan eski Yargıtay üyelerine 1 yıl 10 ay 15'er gün hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Dernekten yapılan açıklamada, "Devlet erkini kullanarak, masum insanların hayatlarını karartmanın, bu yapılanı hukuka uygun bulmanın cezası 1yıl 10 ay mıdır? Hukuka güveni yok etmenin, 'devletin adaletli olacağına dair inancı' sarsmanın karşılığı bu kadar basit midir?" diye soruldu.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) kumpas davalarından Balyoz Planı davasında yerel mahkemenin verdiği kararı, yine FETÖ talimatıyla onadıkları gerekçesiyle Yüce Divan'da yargılanan 3 eski Yargıtay üyesi Ahmet Toker, Abdurrahman Kavun ve Hamza Yaman'a, "zincirleme şekilde görevi kötüye kullanma" suçundan 1 yıl 10 ay 15'er gün hapis cezası verildi.

KUMPASDER, yaptığı yazılı açıklamayla, eski Yargıtay üyelerine 1 yıl 10 ay 15'er gün hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Dernekten yapılan açıklamada şu ifadalere yer verildi:

"2011 yılında FETÖ ve ona her türlü desteği vermiş olan siyasi iktidarın ürünü, Balyoz kumpası, 24 Temmuz 2025 Anayasa Mahkemesi kararı ile yeni bir aşama kaydetmiş bulunuyor. Ülkemizin yakın tarihte yaşadığı karanlık kumpaslar döneminde, düzmece delillerle; kimi katil, kimi terörist, kimi tecavüzcü gizli tanıklarla kurgulanan; FETÖ kontrolündeki kolluk güçleri ve medya ayağında pişirildikten sonra, yine FETÖ militanı sözde savcı ve hakimler eliyle karara bağlanan Balyoz Davası, önceden hazırlanmış olan Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından 9 Ekim 2013 tarihinde oy birliği ile hiçbir itiraz şerhi olmaksızın onanmıştı.

"Yargıtay 9. Ceza Dairesi, kaldırılmamış olsa bir çok sanığın idamını onaylamış olacaktı"

Duruşmalı yapılan Yargıtay duruşmalarında, Silivri mahkemelerinde yaşanan hukuksuzluk, adaletsizlik bütün örnekleriyle açıklanmasına, bu mahkemelerin görmezden geldiği bilirkişi raporları ve sahtekarlıklar gözler önüne serilmesine rağmen, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin (FETÖ militanı oldukları bugün ortaya çıkan) üyeleri, hukukun gereğini değil, okyanus ötesinden aldıkları emrin gereğini yaptılar. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, bu kararı ile Türk ordusunun suçsuz günahsız 237 komutanının ağır cezalarını onayladı. Şayet kaldırılmamış olsa bir çok sanığın idamını onaylamış olacaktı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklanan ve haklarında önce örgüt üyeliğinden çeşitli cezalara çarptırılan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin FETÖ mensubu üyeleri, verdikleri hukuk dışı bu onamadan dolayı ancak 8 yıl sonra yargı önüne çıkarılabildiler. Yüce Divan sıfatıyla yaklaşık iki yıldır yargılama yürüten Anayasa Mahkemesi, Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul için beraat kararı verirken, FETÖ mensubu diğer üyeler; firari üye Fikriye Şentürk'e ayırma, Ahmet Toker, Hamza Yaman ve Abdurrahman Kavun'a ise 1 yıl 10 ay 'görevi kötüye kullanma' suçundan mahkumiyete hükmetti.

Türk ordusunun yüzlerce subayı hakkında FETÖ mahkemelerince verilen ve sonuçta insanların işlerini, mesleklerini ve esasen bütün hayatlarını alt üst eden hukuksuz, adaletsiz bir kararı oy birliği ile onayan bu üyeler hakkında verilen komik cezaları, kamuoyunun vicdanına sunuyoruz.

"Hukuk namusunu ayaklar altına almışlardır"

Yargıtay 9. Ceza Dairesi üyeleri, FETÖ militanı diğer sözde hakim savcılar gibi, devletin onlara teslim ettiği 'Türk Milleti adına karar verme' yetkisine ihanet etmişler ve hukuka güveni, hukuk namusunu ayaklar altına almışlardır. Elbette ki, Türk milletine düşman bir örgütün mensubu olmaktan cezalandırılmaları doğaldır.

Ancak bu örgütün emirleri doğrultusunda, örgütün militanı olarak hareket edip, hukuku, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına karşı bir silah olarak kullanmaları; masum insanların hayatlarına kastetmeleri daha hafif bir suç mudur? Devlet erkini kullanarak, masum insanların hayatlarını karartmanın, bu yapılanı hukuka uygun bulmanın cezası 1 yıl 10 ay mıdır? Hukuka güveni yok etmenin, 'devletin adaletli olacağına dair inancı' sarsmanın karşılığı bu kadar basit midir? Mahkemeler, kendisinden adalet bekleyen, hakları çiğnenmiş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, kararları ile cevap verirler. AYM’nin Yüce Divan sıfatıyla hukukun ayaklar altına alınmasına verdiği cevap bu kadarla mı sınırlıdır? Bu kararla adalet yerini bulmuş mudur?"