Mahmut Arıkan: Türkiye'nin derdi İmralı'dan da Silivri'den de büyük
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, iktidarın İmralı'ya, ana muhalefetin ise Silivri'ye kilitlenen gündemini sert sözlerle eleştirdi. Çocuk yoksulluğundan Gazze'ye, veri güvenliğinden hukuksuzluğa uzanan tabloyu anlattı. İktidara ve muhalefete aynı anda ağır uyarılar yöneltti. İşte ayrıntılar…
(TBMM) – Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM’deki Yeni Yol Grup toplantısında iç ve dış politikaya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının merkezine İmralı tartışmalarını, hukukun üstünlüğü meselesini ve derinleşen ekonomik-sosyal krizi koyan Arıkan, “Türkiye’nin sorunları da umutları da İmralı’dan da Silivri’den de büyüktür” mesajı verdi.
Çocuk yoksulluğu ve savaş gölgesinde büyüyen nesiller
Dünya Çocuk Günü vesilesiyle Türkiye’deki tabloya dikkat çeken Arıkan, resmî verilerde dahi çocukların önemli bir bölümünün yetersiz beslendiğini, yüz binlerce çocuğun eğitim dışında kaldığını, milyonlarcasının yoksulluk sınırının altında yaşadığını hatırlattı. Karton toplayan, ucuz iş gücü olarak çalıştırılan, istismarın ve şiddetin hedefi olan çocuklardan söz ederek iktidarın yıllardır dile getirdiği “büyüme” söyleminin sahadaki gerçeklikle uyuşmadığını dile getirdi.
Gazze’de süren yıkıma da değinen Arıkan, ateşkes kararlarına rağmen İsrail’in saldırılarını sürdürdüğünü, çocukların ve sivillerin temel ihtiyaçlara dahi ulaşamadığını, uluslararası planların ise “dikensiz gül bahçesi” arayan bir işgal mantığını gizlemeye yaradığını savundu.
Veri güvenliği, ABD–İsrail hattı ve Turkcell–Google eleştirisi
Mahmut Arıkan, Türkiye’nin jeopolitik baskılar ve küresel güç dengeleri içinde yalnızca askeri ve siyasi değil, dijital egemenlik alanında da zorlandığını söyledi. Turkcell ile Google arasında imzalanan bulut altyapısı anlaşmasını “Türkiye’nin verisini tartışmalı bir yapıya teslim etme riski” olarak tanımladı.
ABD ile ilişkilerin gerildiği senaryolarda veri akışının koz ve baskı unsuruna dönüşebileceğini, daha önce yaşanan bazı davaların bunu açıkça gösterdiğini vurgulayan Arıkan, bu tercihlerin ne “yerli” ne de “milli” bir çizgiyle bağdaşmadığını ifade etti.
İmralı ve Silivri uyarısı: Gündem kişilere indirgenemez
Siyasi gündemin İmralı ve Silivri eksenine sıkıştırılmasını sert bir dille eleştiren Arıkan, iktidarın tek gündeminin İmralı, ana muhalefetin tek gündeminin ise Silivri olmasının Türkiye’nin gerçek problemlerini gölgelediğini söyledi. “Kim gider, kim gelir, hangi yoldan gidilir” tartışmalarının toplumsal barış ihtiyacını perdelediğini belirtti.
Arıkan, gerçek bir toplumsal barış için yalnızca bir örgütün silah bırakmasına odaklanmak yerine, hukukun üstünlüğünü, hak ve özgürlükleri, yargı bağımsızlığını ve toplumsal adaleti güçlendiren kapsamlı adımların atılması gerektiğini dile getirdi. Tutuklu gazetecilerden, öğrencilerden, akademisyenlerden ve KHK mağdurlarından söz ederek “gidilmesi ve görülmesi gereken” asıl kesimlerin bunlar olduğunu vurguladı.
Hukuksuzluk eleştirisi ve ağır ekonomik tablo
Arıkan, Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarının uygulanmamasını “hukuksuz Türkiye”nin en somut göstergesi olarak niteledi. Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay ve Tayfun Kahraman dosyalarını hatırlatarak, yargı kararlarının yok sayılmasının ülkenin hukuk devletinden uzaklaştığını gösterdiğini söyledi.
Ekonomi başlığında ise asgari ücret, açlık sınırı ve borçluluk rakamlarına atıf yaparak, milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını borçla çevirmeye çalıştığını, asgari ücretin fiilen “temel ücret”e dönüştüğünü dile getirdi. Parti kapatma tartışmalarını da geçmiş tecrübeler üzerinden eleştiren Arıkan, baskı ve yasakçı reflekslerin hiçbir dönemde ülkeye kazandırmadığını, yalnızca siyaset alanını zehirlediğini ifade etti.
Konuşmasının sonunda, hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmeyen hiçbir adımın ne terörsüz ne de yaşanabilir bir Türkiye hedefini kalıcı kılmayacağını söyleyerek hem iktidara hem muhalefete geniş kapsamlı bir yüzleşme çağrısında bulundu.
Kaynak: Haber Merkezi