Mars yolculuğu 'amelelik' kalabilir: Işınlanma ile saniyede başka galaksiye geçiş

TAKİP ET

Mars'a gitmek için harcanan trilyonlarca dolar, "ilkel" bir teknolojiye mi yatırılıyor? Bilim dünyasında yeni tartışma: Roketlerle aylarca yol gitmek yerine, süper yapay zeka ile ışınlanmayı çözersek, evrenin kapıları saniyeler içinde açılabilir. Ancak ortada "Faks Makinesi Paradoksu" var.

İnsanlık şu an tüm enerjisini ve parasını, Elon Musk'ın Starship roketleriyle Mars'a gitmeye harcıyor. Ancak bazı teorik fizikçiler ve fütüristler, bu çabanın buharlı trenle okyanusu geçmeye çalışmak kadar "ilkel" kalabileceğini savunuyor. Kuantum bilgisayarların ötesine geçen bir "Süper Yapay Zeka"nın (Artificial Superintelligence - ASI) ışınlanma teknolojisini çözmesi durumunda, gezegenler arası yolculuk aylarca süren tehlikeli bir serüven olmaktan çıkıp, bir metro yolculuğuna dönüşebilir. Peki, roketlere harcanan bütçe ışınlanmaya ayrılsa, insanlık İkinci Dünya'ya saniyeler içinde ulaşabilir mi?

Roketler kaplumbağa, ışınlanma ışık hızı

Mevcut teknolojiyle Mars'a gitmek 7 ay, en yakın yıldıza gitmek ise 70 bin yıl sürüyor. Ancak teorik olarak mümkün olan "Kuantum Işınlanma", bu mesafeyi sıfıra indirebilir. Eğer insan vücudundaki trilyonlarca atomun verisi, süper gelişmiş bir yapay zeka tarafından işlenip kopyalanabilirse, bu veri ışık hızıyla (veya kuantum dolanıklığı ile anında) evrenin öbür ucuna taşınabilir. Bu senaryoda, ölü ve soğuk Mars'ı milyarlarca dolar harcayarak "diriltmeye" çalışmak yerine, 12 ışık yılı uzaktaki "hazır" ve yaşanabilir Teegarden b gezegenine kahvaltıdan önce gidip gelinebilir.

Mars bütçesi yanlış yere mi gidiyor?

Bu teori, "Kaynaklar neden ışınlanmaya harcanmıyor?" sorusunu doğuruyor. SpaceX ve NASA'nın roket teknolojisi, aslında Newton fiziğine dayanan, temelde "yakıtı yak ve it" mantığıyla çalışan eski bir prensip. Işınlanma ise evrenin kodlarını kırmak anlamına geliyor. Süper zekanın, insan beyninin kavrayamadığı fizik kurallarını çözerek, maddeyi enerjiye, enerjiyi tekrar maddeye çevirmesi, insanlığı kurtaracak asıl "B Planı" olabilir.

Büyük engel: Faks makinesi paradoksu

Ancak bilim insanları, ışınlanma ile ilgili en büyük hayal kırıklığını şu örnekle açıklıyor: "Faks çekmek." Bir belgeyi faksla dünyanın öbür ucuna anında gönderebilirsiniz, ancak bunun için karşı tarafta bir faks makinesinin olması gerekir.

Yani, insanlığı ışık yılı uzaktaki bir gezegene ışınlayabilmek için, önce o gezegende bizi "karşılayacak, birleştirecek ve maddeye dönüştürecek" bir alıcı istasyonun (Receiver) kurulması şart. Bu istasyonu oraya kim götürecek? Cevap yine: Roketler. Dolayısıyla, ışınlanma teknolojisi kusursuz hale gelse bile, ilk alıcıyı o gezegene götürmek için yine konvansiyonel uzay araçlarına ve binlerce yıllık yolculuğa mecburuz. Işınlanma, ancak "ilk varıştan sonraki" trafiği hızlandırabilir.

Süper zeka fiziği kırabilir mi?

Yine de umut tükenmiş değil. Kuantum fiziğinde "Solucan Delikleri" (Einstein-Rosen Köprüleri) teorisi, uzay-zamanın bükülerek iki uzak noktanın birleştirilmesini öngörüyor. Eğer geleceğin Süper Yapay Zekası, bir alıcı istasyona ihtiyaç duymadan uzayda bir "kapı" açmanın yolunu bulursa, işte o zaman Mars projeleri rafa kalkabilir. O gün gelene kadar, roketler insanlığın elindeki tek bilet olmaya devam edecek.

Kaynak: Haber Merkezi / NASA Quantum Teleportation Report, Michio Kaku - Physics of the Impossible

 

ışınlanma Mars kolonisi süper yapay zeka kuantum fiziği uzay yolculuğu solucan deliği faks makinesi paradoksu