Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu... Mustafa Işık: "Suç işleyen, kurşun sıkan, bomba atan, askerini, polisini, öğretmenini, koruyucusunu, vatandaşını katleden cezasını çekmelidir"

TAKİP ET

Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul Ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Mustafa Işık, şehit aileleri ve gazilerin bu sürecin sonuçlarıyla ilgili derin kaygılar taşıdığını aktararak "Kamuoyunda sıkça bahsedilen eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim adı altında masummuş gibi gösterilen talepleri Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak görüyoruz. Suç işleyen, kurşun sıkan, bomba atan, askerini, polisini, öğretmenini, koruyucusunu, vatandaşını katleden cezasını çekmelidir. Terörist başı Öcalan'ın serbest bırakılması ve teröre bulaşan kişilere Kovid-19, yaşlılık veya kalıcı hastalık gibi nedenlerle kısmi veya genel affın gündeme gelmesini asla kabul etmiyoruz. Bu komisyonda Anayasa ile ilgili bir değişiklik teklifinin yapılmayacağı konusunda siyasi partilerin ortak mutabakatının olmasının memnuniyet verici olmakla birlikte Terörle Mücadele Yasasında da bir değişiklik yapılmamasını istiyoruz" diye konuştu. Işık ayrıca şehit aileleri ve gazilerin komisyon devam ettiği sürece takip etmek istediklerini yazılı olarak TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a bildirdiklerini söyledi.

(TBMM) - Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul Ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Mustafa Işık, şehit aileleri ve gazilerin bu sürecin sonuçlarıyla ilgili derin kaygılar taşıdığını belirterek, "Kamuoyunda sıkça bahsedilen eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim adı altında masummuş gibi gösterilen talepleri Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak görüyoruz. Suç işleyen, kurşun sıkan, bomba atan, askerini, polisini, öğretmenini, koruyucusunu, vatandaşını katleden kimse cezasını çekmelidir. Terörist başı Öcalan'ın serbest bırakılması ve teröre bulaşan kişilere Kovid-19, yaşlılık veya kalıcı hastalık gibi nedenlerle kısmi veya genel affın gündeme gelmesini asla kabul etmiyoruz. Bu komisyonda Anayasa ile ilgili bir değişiklik teklifinin yapılmayacağı konusunda siyasi partilerin ortak mutabakatının olmasının memnuniyet verici olmakla birlikte Terörle Mücadele Yasasında da bir değişiklik yapılmamasını istiyoruz" diye konuştu. Işık ayrıca şehit aileleri ve gazilerin komisyon devam ettiği sürece takip etmek istediklerini yazılı olarak TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'a bildirdiklerini söyledi.

TBMM’de oluşturulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında dördüncü kez toplandı. Toplantıda, şehit aileleri, gaziler ve yakınları ile ilgili dernek ve vakıfların yöneticileri dinleniyor. 

Aile ve Sosyal Politakalar Bakanı Mahinur Göktaş'ın sunumunun ardından Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul Ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Mustafa Işık'a söz verildi. Şehit babası olduğunu ifade eden Işık, bu sürecin geçtiğimiz yasama dönemiyle başlayıp siyasi liderlerin en üst perdeden hiç beklenmedik açıklamalarıyla ivme kazandığını belirterek, "Şahsım ve tüm şube başkanlarımızla süreci yakından takip ederek bekleyelim, görelim, 'Devlet ile şehit ailelerimiz ve gazilerimiz karşı karşıya gelmesin, kaos ortamı olmasın, daha sert eylemlere yönelmesin' diye büyük çaba gösterdik.Sürece destek veren siyasi partilerin önüne şehit tabutları bırakmak isteyen şehit aileleri; madalyalarını ve protezlerini iade etmek isteyen gaziler vardı. Bu çabayı göstermeseydik çok daha farklı eylemler olacaktı. Onları sakinleştirmeye, ortamı ılımlı hale getirmeye çalıştık" dedi.

"Bu milletin kardeşliğini hiçbir terör örgütü ve dış mihrak bozamayacaktır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Samsun'da 'Şehit ailelerimiz ve gazilerimiz gibi içini ferah tutsunlar. Onları üzecek, incitecek hiçbir şey yapmadık, yapmayacağız' sözlerinin yüreklerine su serptiğini söyleyen Işık, "Bizler tarafından da teminat olarak görünmüştür. Emin olabilirsiniz ki bu zamana kadar hem şehit ailelerimizden ve gazilerimizden hem de vatandaşlarımızdan sustuk, durduk ve süreci bir 'görev' diyerek sağ duyu çağrısı yaptığım için en büyük eleştiriler, en ağır sözler ve hakaretler bana yapıldı" dedi.

Işık, konunun doğrudan tarafı şehit yakını ve gaziler olarak geçen hafta Ankara'da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımızın öncülüğünde bir araya geldiklerini hatırlatarak, "Devlet büyüklerimiz ve siyasi partilerin temsilcileriyle görüştük. Süreci kendilerinden dinleme fırsatı bulduk. Süreç ile ilgili şehit ailelerimiz ve gazilerimizin endişelerini ve kırmızı çizgilerini dile getirdik. Aynı coğrafyada aralarında etnik köken, mezhep ve meşrep ayrımı yapılmaksızın kardeşçe ve huzur içinde yaşayan tüm vatan evlatlarına Türk Milleti diyorum. Bizler bin yıldır yan yana, omuz omuzda yaşadık. Bu milletin kardeşliğini hiçbir terör örgütü ve dış mihrak bozamayacaktır. Bugün hepimizin yüreğinde tek bir ideal var. O da terörsüz Türkiye. Burada en büyük hatayı kullanılan dilde gördük. Yanlış kavramlar toplumumuzun zihninde kırılmalar yaratıyor" diye konuştu.

"Şehit aileleri ve gaziler her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır ancak siyasi hesaplar milli çıkarların önüne geçmemeli"

Yaşanılanların hiçbir zaman etnik gruplar arasında olmadığını, devlet ile terör örgütü arasında yaşandığını belirten Işık, "Zaten Kürt kökenli vatandaşlarımız da terör karşısında devletimizin yanında durmaktadır. İşte bu nedenle bize şehitlerimizi toprağa verdiğimiz en acılı günümüzde bile 'şehitler ölmez, vatan bölünmez. Türk-Kürt kardeştir, ayrım yapan kalleştir' diye haykırarak kardeşlik vurgusu yapan bir milletiz" dedi.

Işık, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın bu kardeşliğin farkına varması ve örgütüne silah bıraktırmasının bu minvalde önemli olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti:

"Ama şunu da ifade edelim ki bir terörist başını Kürtlerin tek temsilcisi gibi göstermek bu kardeşliğe zarar vermektedir. Devletimizin büyük bir kararlılık ve azimle sürdürdüğü terörle mücadele sonucunda terör örgütü PKK silah bırakmak zorunda kalmış ve kaybetmiştir. Ancak terör örgütü PKK çatı bir örgüt olmasına rağmen uzantıları, silah bırakmadığı ve terörist faaliyetlerini sürdürdüğü sürece sadece PKK'nın silah bırakmasının bir anlamı olmayacağını özellikle vurguluyorum. Başta Orta Doğu olmak üzere dünyada yaşanan gelişmeleri ve kapımıza dayanan tehditleri de dikkate alarak ülkemizin terör prangasından tamamen kurtulması enerjisini, savunma, eğitim ve vatandaşlarımızın refahına yönetmesi gerektiğinin de farkındayız. Milli birlik ve beraberliğe dayalı adalet ve samimiyet temelinde her zamankinden daha fazla ihtiyaç düzen bir dönemde olduğumuzun da şehit aileleri ve gaziler olarak bilincindeyiz. Bu yolda şehit aileleri ve gaziler her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır. Ancak siyasi hesaplar milli çıkarların önüne geçmemeli. Hesabi değil hasbi bir anlayış gösterilerek iç cephe güçlendirilmelidir." 

''Bu ülke için canını feda etmeyen hazır insanlar, 'Ben neden fedakarlık yapayım' demezler mi?"

90'lı yılların başında görev yaptığı sırada Diyarbakır kırsalında EYP patlaması sonucunda iki gözünü, bir ayağını ve bir elinin parmaklarını kaybetmiş Konyalı gazi Ali Yaralı'yla Komisyona gelmeden önce görüştüğünü söyleyen Işık, gazi ile yaşadığı konuştuklarını şöyle anlattı:

"Ali, iki gözünü kaybettikten sonra, o dönem kendisinden sonra gelen bir mehmetçik şehidimizin gözü Ali'ye nakledildi. Ali, kornea naklinden sonra tam yedi yıl hiç görmedi. Yedi yıl sonunda da yüzde 45 oranında şehidimizin gözüyle görmeye başladı. Bence terörsüz Türkiye konusunda ilk görüşü sorulacak kişi de Ali. Elini ayağını kaybetmiş bir gazi olarak hayat mücadelesine devam ediyor. Hem de şehidimizin bir gözüyle görüyor. Ben sordum kendisine, 'Ali nasıl bakıyorsun Terörsüz Türkiye sürecine?' diye, o da 'Başkanım ben iki gözümü verdim. Bir ayağımı verdim, bir elimin parmaklarını verdim bu ülkeye. Sırf terör bitsin diye. Canımı isteseler yine veririm. Ancak gazi olarak ben öbür dünyada şehidin o gözüyle bir söz söylemeye korktun mu demez mi?' diye de bana sordu. Benim bile cevap veremeyeceğim bu konuda sizden bir karar alırken eliniz yüreğiniz titresin. Gazi Ali'yi unutmasın. Biz de ölümden, kolumuzun ya da bacağımızın kopmasından, kaybettiğimiz gözümüzle sevdiklerimizin yüzünü görememekten, sağır olan kulağımızın ezanı ya da çocuğumuzun sesini duymamasından korkmuyoruz. Korkumuz sadece teröristlerin cezasız kalmasıdır. Eğer sürecin sonunda teröristler cezasız kalırsa, bu ülke için canını feda etmeyen hazır insanlar, 'Ben neden fedakarlık yapayım' demezler mi? Şehit aileleri ve gaziler bu sürecin sonuçlarıyla ilgili derin kaygılar taşıyor."

"Genel affın gündeme gelmesini asla kabul etmiyoruz"

Şehit aileleri ve gazilerin düşünceleri paylaşan Işık, şunları kaydetti:

"Kamuoyunda sıkça bahsedilen eşit yurttaşlık, ana dilde eğitim adı altında masummuş gibi gösterilen talepleri Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne yönelik bir tehdit olarak görüyoruz. Şehit aileleri fedakarlığını yaptı; evlatlarını, eşlerini, babalarını, ömürlerini ilkbaharında kaybetti. Suç işleyen, kurşun sıkan, bomba atan, askerini, polisini, öğretmenini, koruyucusunu, vatandaşını katleden kimse cezasını çekmelidir. Terörist başı Öcalan'ın serbest bırakılması ve teröre bulaşan kişilere Kovid-19, yaşlılık veya kalıcı hastalık gibi nedenlerle kısmi veya genel affın gündeme gelmesini asla kabul etmiyoruz. Son günlerde bazı örgüt mensuplarının salıverildiğini bazı sosyal medya hesaplarında paylaşıldığını görmekteyiz. Hukuk danışmanlarımız ve avukatlarımız tarafından tek tek bu olaylar araştırılmaktadır. Aksine bir durum tespit edildiğinde gerçekler şehit ailelerimize ve gazilerimize anlatacağımızı buradan da ilan ediyoruz. Bu komisyonda Anayasa ile ilgili bir değişiklik teklifinin yapılmayacağı konusunda siyasi partilerin ortak mutabakatının olmasının memnuniyet verici olmakla birlikte Terörle Mücadele Yasasında da bir değişiklik yapılmamasını istiyoruz. Şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetleri göz önünde bulundurularak onurları her ortamda en üst seviyede korunmalıdır. Siyasiler tarafından güvenlik güçlerini rencide eden, tahrik edici açıklamalar yapılmamalıdır. Devletimizde olan güvenimizden, aldığımız devlet terbiyesinde vakur duruşumuzu bugüne kadar bozmadık. Zafer nidalarıyla yapılan kutlamalara başta terörist başının ve diğerlerinin fotoğraflarının sokakta dolaşmasına, sözde paçavra bayraklarına ve her türlü yapacakları tahriklere müsaade edilmemeli, devleti ve milletiyle bütünleşmiş şehit yakınları ve gazilerin sabrı daha fazla zorlanmamalı.

"Sadece bir gün değil, tüm komisyon görüşmelerinde yer almak ve özellikle komisyonun karar sürecinde burada olmak istiyoruz"

Geçtiğimiz Cuma günü, PKK'nın Erol ve Şemdinli'de başlattığı ilk eylemlerine yönelik Mardin Dar Geçit'te havai fişek gösterili kutlama yapması gibi güven sarsan ve sonuçta telafisi zor olacak olaylara izin verilmemelidir. Önceki açılım sürecinde Habur'da yaşananları asla göz ardı etmeyelim ve bunlardan ter çıkaralım. Ayrıca Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda şehit aileleri ve gazilerin hepsi olarak sadece bir gün değil, tüm komisyon görüşmelerinde yer almak ve özellikle komisyonun karar sürecinde burada olmak istiyoruz. Sayın Başkanım bu konuyu sizlere yazılı olarak da ilettim. Şehit anne, baba, eş ve çocukları ile gazilerin ve terörle mücadelede yaralanıp, malul sayılanların özlük hakları en üst seviyede iyileştirilmeli. 2018 yılından beri dernek olarak verdiğimiz mücadele sonrasında, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Milli Savunma Komisyonu'yla yaptığımız bitirme aşamasına getiren çalışmalarımız hiçbir siyasi amaç gütmeden oy birliğiyle şehit ailelerimize ve gazilerimize vefa borcunu ödemek adına ivedilikle yasalaşmalıdır. Ancak şehit aileleri ve gazilerimizin özlük haklarıyla ilgili yapılacak yasal düzenlemeleri şehidin ve gazinin kanı üzerinden bir pazarlık söz konusuymuş gibi algı oluşturulmasına izin verilmemeli, herhangi bir tavize de örtü yapılmamalı. Terör kisvesiyle şehit ailelerinin talep ve beklentileri için kaynak sorunu kalmadı anlamına gelecek açıklamalar rencide bulunuyor. Sizlere burada belki de ilk defa duyacağınız ve Gazi Meclisimizin açıldığında yapması gereken ilk çalışma bu olmalı diyeceğiniz acı bir gerçeği de ifade etmeyi istiyoruz. Hiçbir kanun ve mevzuatımızda şehit ve gazinin tanımı yoktur. Şehitlik ve gazilik milletin gönlünde yer etmiş ancak hukuk sisteminde bir tanım bulamamıştır. Hatta Sosyal Güvenlik Mevzuatında şehitlerimiz için ne yazık ki hayatını kaybedenler ifadesi geçmektedir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mektubu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gönderdiği mektupta yer alan, 'Bu sürecin hiçbir noktasında pazarlığa, müzakereye, tavize, gizli ve süpli görüşmeye yer verilmemiştir. Bundan sonra da verilmeyecektir. Şehitlerimizin aziz ruhlarını muhazzap edecek, şehit ailelerimizi ve gazilerimizi incitecek, hiçbir adım atılmamıştır ve atılmayacaktır' ifadesinin devletin şehit yakınlarına ve gazilere teminatı olarak kabul ettiklerini söyleyen Işık, "Yapmış olduğumuz görüşmelerde terörist başı Öcalan asla yerinden kımıldamayacak, terör eylemine katılanlar cezasız kalmayacak, sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaşamayacaktır sözü verilmesi üzerine şehit ailelerimizin ve gazilerimizin ortak arzusunun terörden arındırılmış terörsüz Türkiye olduğunu kamu önünden açıkladık. Burada da ikrar etmiyoruz" dedi.