Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu... Oral Çalışlar: Sayın Devlet Bahçeli'nin çıkışı, meselenin çözümü bakımından hepimiz için faydalı olacak bir ışık halinde geldi

TAKİP ET

Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği (PODEM) Yönetim Kurulu Üyesi Oral Çalışlar, "Öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, risk almadan olmaz. Bu riski yerine getirmek kolay bir iş değil. Bunda bir siyasi başarı, siyasi olgunluk gerekiyor. Sayın Devlet Bahçeli'nin çıkışı, bütün bu meselenin çözümü bakımından hepimiz için faydalı olacak bir ışık halinde geldi. En umutsuz dönemimizdeydik ve birden yeni bir süreç başladı. Önümüze yeni zorluklar çıkacak ama vazgeçmeyen kazanır. Yolda aksamalar, gerilemeler olabilir ama oluşan havanın son derece imkânlarımızı geliştirdiğini görüyorum" dedi. 

(TBMM) - Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği (PODEM) Yönetim Kurulu Üyesi Oral Çalışlar, "Öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, risk almadan olmaz. Bu riski yerine getirmek kolay bir iş değil. Bunda bir siyasi başarı, siyasi olgunluk gerekiyor. Sayın Devlet Bahçeli’nin çıkışı, bütün bu meselenin çözümü bakımından hepimiz için faydalı olacak bir ışık halinde geldi. En umutsuz dönemimizdeydik ve birden yeni bir süreç başladı. Önümüze yeni zorluklar çıkacak ama vazgeçmeyen kazanır. Yolda aksamalar, gerilemeler olabilir ama oluşan havanın son derece imkânlarımızı geliştirdiğini görüyorum" dedi. 

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında toplandı. Toplantının ikinci oturumunda, Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneği (PODEM) Yönetim Kurulu Üyesi Oral Çalışlar dinlendi.

Çalışlar, komisyonun bugünkü oturumlarında konuşmalardan çok etkilendiğini belirterek, "Gördük ki, acılar iki taraflı. Onun için bir kere bu meseleye taraflar açısından değil, gerçekten toplumsal bir dert olarak bakmak gerekir. Bu heyet, bizim 'Çözüm Süreci' dediğimiz 2013-2015 yılları arasındaki çözüm süreci dönemindekinden çok daha farklı bir döneme ulaştığımızı gösteriyor. Tabii ki henüz her şey bitmiş değil, her şeyi halledebilmiş değiliz. Çünkü bu yüz yıllık bir iştir, 50 yıllık PKK’nın ondan öncesi de var" ifadelerini kullandı. Çalışlar şöyle devam etti: 

"Hatırlarsanız, Kürt meselesi ilk Türkiye’de gündeme geldiği zaman 'Böyle bir mesele yoktur, Kürt yoktur' üzerinden bir politika yürütüldü. Kürtlerin olmadığı üzerine doktora tezleri yazıldı, üniversitelerde akademik çalışmalar yapıldı. Ama bütün bu çalışmalar gösterdi ki, 'Kürt yoktur' tezinin hiçbir geçerliliği yok. O zaman şöyle bir şey dedik: Kürtler her şey olabiliyor. General oluyor, subay oluyor, milletvekili oluyor ama Kürt olamıyor. 'Bizim derdimiz Kürt olamamak' diye Kürtler kendi yönlerini anlatırken böyle söylüyorlar.

Bir kere her şeyden önce sabırlı ve sakin yaklaşmak lazım. Sabırlı, sakin yaklaşmak ve her şeyi birden hallettiğimiz hissine kapılmadan yapmak lazım. Silah bırakanlar, bunların hepsinin sürece nasıl entegre olacağı, gündelik hayata dönecekler mi bütün bunları hesap ederek meselelere yaklaşmak çok önemli. Öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, risk almadan olmaz. Bu riski yerine getirmek kolay bir iş değil. Bunda bir siyasi başarı, siyasi olgunluk gerekiyor. Sayın Devlet Bahçeli’nin çıkışı, bütün bu meselenin çözümü bakımından hepimiz için faydalı olacak bir ışık halinde geldi. En umutsuz dönemimizdeydik ve birden yeni bir süreç başladı. Önümüze yeni zorluklar çıkacak ama vazgeçmeyen kazanır. Yolda aksamalar, gerilemeler olabilir ama oluşan havanın son derece imkânlarımızı geliştirdiğini görüyorum. Vazgeçmeyen kazanacaktır."

"Siyasal ortamın normalleşmesine hizmet eden, siyasal gerilimi düşürecek bir sürecin yaşanması önemlidir"

Barış Vakfı Başkanı Hakan Temel Tahmaz, hazırladıkları önerileri komisyonda dile getirdi. Tahmaz, "Bizim önerimiz, bu komisyonun yayınlayacağı raporla hem barışın negatif barıştan pozitif barış sürecine doğru evrilmesini içeren bir yol haritasını, bütünlükçü bir yol haritasını içeren bir rapor haline gelmesini; hem de kurulun bu yapısıyla, isimlerden bağımsız olarak hukuksal, kurumsal bir zemine oturarak sürekliliğin sağlanmasını istiyoruz" dedi. 

Kürt sorununun bir komisyonun yürüteceği veya altından kalkabileceği bir sorun olmadığını vurgulayan Tahmaz, "Yeni modelde ve Türkiye'nin özgün modelinde buna uygun, sivil toplum örgütlerinin, akademinin, kanaat önderlerinin katıldığı alt komisyonların olduğu bir sürece dönülmelidir. Başka türlü, her şeyin merkezden yönetildiği bir çözüm süreci, sadece liderlere dayalı bir çözüm süreci, dünyanın hiçbir yerinde toplumsal barışın inşasını sağlayamamıştır" ifadelerini kullandı. Tahmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"1 Ekim'den başlayarak dikkate aldığımızda, aslında sorunun çok kapsamlı bir sorun olduğunu ve daha derinlikli bir süreç olarak inşa edilmesi gerektiğini bize göstermiştir. Bunun en güzel örneğini bize gösteren, Barış Anneleri’nin Kürtçe konuşmasının engellenmesi olmuştur. Bu durum, nasıl kapsamlı bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu hepimize göstermiştir. Bu kapsamlı sorun için öncelikle önerimiz; siyasal ortamın normalleşmesine hizmet eden, siyasal gerilimi düşürecek, olağanlaştıracak bir siyasal süreç yaşanmasının önemli olduğudur.

Çünkü barışın toplumsallaşması için buna mutlaka ihtiyacımız var. Bu konuda kanaatimizce bu komisyon, Sayın Komisyon Başkanımız bir inisiyatif alabilir, bir rol üstlenebilir ve bunun için siyasi yürütmeye, siyasi taraflara çağrıda bulunabilir. Bu açıdan mutlak bir biçimde bu siyasal ortamın yumuşaması, normalleşmesi için adım atılmalıdır. Meşruiyetini güçlendirecek bir yola girilmelidir.

"PKK lideri Abdullah Öcalan’la görüşülmesi konusundaki belirsizlik, bu süreci zora sokacak bir tutumdur"

Bir başka önemli nokta bizim için, bu Türkiye’ye özgü modeli sonuçlandırmak, aslında başka şehirlerine de, başka ülkelerine de örnek olabilecek bir şeydir. Bunun için geçiş sürecinin ihtiyacı olan bazı şeylerde hızlı adım atılmalıdır. Bunlardan bir tanesi, silah bırakanların, silah bırakma iradesi gösterenlerin toplumsal, siyasal yaşama katılmasını sağlayacak adımların, planların hızla yapılmasıdır. Bunun 'biz yaptık, olduk' diyerek yapılabilecek bir iş olmadığını, uluslararası, Birleşmiş Milletler’in kanallarıyla, yeniden entegrasyon kanalları çerçevesinde yapılması gerekir. İkincisi, bu sürecin güvenlik birimleri dışında, sivil bir inisiyatifin takibine bir bütün olarak sağlanması gerekir.

PKK lideri Abdullah Öcalan’la görüşülmesi konusundaki belirsizlik, bu süreci zora sokacak bir tutumdur. Çünkü silah bırakma sürecinin nasıl karşılık bulacağını ortaya koyacak siyasal irade Öcalan’dır. Sayın Devlet Bahçeli’nin açıkladığı çerçevede bir tutum takınmanın doğru olacağını, aynı şekilde Suriye’de, Suriye Kürtleri ile ilgili izlenen siyasetin değiştirilmesi gerektiğini; çoğulcu bir Suriye için Şam’la Kuzey ve Doğu Suriye yönetimi arasında Türkiye’nin önemli ve pozitif bir rol oynayabileceğini düşünüyoruz.

Toplumsal ve siyasal katılımı güçlendirecek idari tedbirlerin alınması ve çeşitlenerek yasal güvenceye alınması, uzlaşıya dayalı bir yol haritası çıkartılması gerekir. Sivil toplumun, akademisyenlerin ve uzmanların sürecin dinlenen insanları değil, asli unsurları haline dönüştürüleceği kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi gerekir. Terörle Mücadele Yasası’nın gözden geçirilmesi, çeşitli uluslararası sözleşmelerin Kürt sorunu gerekçesiyle konulan çekincelerinin gözden geçirilmesi, kaldırılması, yargı kararlarının uygulanır hale gelmesi ve ortak bir irade oluşturulması mutlaka gerçekleştirilmesi gereken şeylerdir. Mağdurları destekleyen her türlü önlemin alınması önemli bir sorundur. Kürt sorununun, güvenlik gerekçesiyle oluşmuş bütün yapıların gözden geçirilmesi ve ana dilde eğitim ile kültürel hakların kamusal alanda kullanılması ve güvence altına alınması gerekir."