Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu... TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ağar:"Milletimizin birliği ve beraberliği kırmızı çizgimizdir"

TAKİP ET

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda konuşan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, "Terör suçu işleyenlere karşı en net duruş sergilenmelidir. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve yakınlarının aziz hatıralarını incitebilecek dil ve söylemlere dahi asla izin verilmemelidir. Devletin her platformda hiçbir vatandaşın ayrımcılığa uğramadığı mesajı güçlü şekilde verilmelidir. Türk kimliğinin kapsayıcı yönü, tüm alt kimlikleri kucaklayan yapısı öne çıkarılmalıdır" dedi.

(TBMM) - Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda konuşan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar, "Terör suçu işleyenlere karşı en net duruş sergilenmelidir. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve yakınlarının aziz hatıralarını incitebilecek dil ve söylemlere dahi asla izin verilmemelidir. Devletin her platformda hiçbir vatandaşın ayrımcılığa uğramadığı mesajı güçlü şekilde verilmelidir. Türk kimliğinin kapsayıcı yönü, tüm alt kimlikleri kucaklayan yapısı öne çıkarılmalıdır" dedi.

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında sekizinci kez toplandı. Toplantıda; Memur-Sen, Türkiye Kamu Sen, KESK, TÜRK-İŞ, HAK- İŞ ve DİSK başkanları veya temsilcileri sürece ilişkin görüşlerini paylaşıyor. 

Komisyonda konuşan TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısı, milletimizin birliği ve beraberliği kırmızı çizgimizdir. Bölünmez bütünlüğümüz sadece bir yönetim modeli değil, bu topraklarda barış ve kardeşliğin en güçlü teminatıdır. Bu vesileyle ifade etmeliyim ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları, milletimizin ortak mücadeleyle çizdiği, bedelini şehitlerimizin kanıyla ödediği kutsal sınırlardır. Bu sınırlara yönelen her tehdit, yalnızca bir coğrafyaya değil, bin yıllık bir tarihe ve ortak geleceğimize yöneliktir. Anayasamızın 10’uncu maddesi şunu söyler: 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din veya mezhep ayrımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.' Bu eşitlik ilkesi sadece bir hukuk kuralı değil; toplumsal barışımızın, demokrasi kültürümüzün ve teröre karşı en güçlü kalkanımızın adıdır. Bizim anlayışımızda millet; aynı vatanı paylaşan, ortak tarih ve kader birliği kurmuş, sevinci de acıyı da birlikte yaşayan insanların adıdır. Millet olmanın temeli etnik köken ya da mezhep farkı değil, ortak değerler etrafında kenetlenmiş olmaktır. Millet, 'ben' değil, 'biz' diyebilmektir. Türkiye, farklı etnik kökenlerden, kültürlerden, inançlardan gelen insanların birlikte yaşama iradesiyle büyümüş bir ülkedir. Bu farklılıklarımız bizi bölen değil, bizi daha güçlü kılan zenginliklerimizdir. Çünkü biz bu topraklarda bin yıldır kardeşçe yaşamış bir milletiz.

"Suriye’de yaşanabilecek gelişmelerin içerdeki bütünlüğümüzü baltalamaması için alternatif planlar hazırlanmalıdır"

Komisyonunuzun çalışmalarına katkı sağlayacağını düşündüğümüz bazı hususları paylaşmak isteriz. Terör suçu işleyenlere karşı en net duruş sergilenmelidir. Terör eylemleri ve milletimizin vicdanını yaralayan saldırılar asla mazur görülemez, görülmemelidir. Şehitlerimizin, gazilerimizin ve yakınlarının aziz hatıralarını incitebilecek dil ve söylemlere dahi asla izin verilmemelidir. Devletin her platformda hiçbir vatandaşın ayrımcılığa uğramadığı mesajı güçlü şekilde verilmelidir. Sistematik dezenformasyon ve bölücü propagandaya karşı gençlere yönelik etkin çalışmalar yapılmalıdır. Algının olgunun önüne geçmesi engellenmelidir. Türk kimliğinin kapsayıcı yönü, tüm alt kimlikleri kucaklayan yapısı öne çıkarılmalıdır. Atılacak adımlar, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerini zedelemeyecek şekilde planlanmalı. Fedakar şehit ailelerinin ve gazilerin bilgilendirilmesine özen gösterilmelidir. Ülke sınırları dışında, özellikle Suriye’de yaşanabilecek gelişmelerin içerdeki bütünlüğümüzü baltalamaması için alternatif planlar hazırlanmalıdır.

Herkesin eşit yurttaş olarak görüldüğü, fikirlerini özgürce ifade edebildiği, sosyal adaletin sağlandığı bir Türkiye, teröre zemin bırakmaz. TÜRK-İŞ olarak bizler, ülkemizin tüm farklılıklarını zenginlik olarak görüyor; bunların ayrışmaya vesile olmasına karşı çıkıyoruz. Bin yıldır bu toprakların hamuruyla yoğrulmuş milletimizin ortak noktaları küçük farklılıkların çok ötesindedir. Bu nedenle millî dayanışma ve kardeşliği pekiştirecek, demokrasimizi daha ileriye taşıyacak her adımı önemsiyoruz. Demokratik değerlerin güçlenmesi; hukuk devleti ilkesinin, insan haklarının, özgürlüğünün güvence altına alınmasıyla mümkündür. Sosyal diyaloğun kurumsal kanallarının etkin çalıştığı, karar alma süreçlerinde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin gözetildiği bir iklim, toplumsal meşruiyeti artırır. Toplumsal barış, güvenlik tedbirleri kadar kapsayıcı sosyo‑ekonomik politikalarla da güçlenir. Nitelikli istihdam, adil ücret, iş sağlığı ve güvenliği, bölgesel kalkınma ve genç istihdam alanlarında atılacak somut adımlar; umutsuzluğu ve kırılganlıkları azaltır, radikalleşmeye zemin bırakmaz. Sendikaların sorumluluğu yalnızca toplu pazarlık masasında bitmez. İşyerlerinde diyalog komiteleri kurmak, uyuşmazlıkları şiddet ve nefret söylemine varmadan çözmek, üyelerimizi barış dili ve demokratik kültür konusunda eğitmek temel yükümlülüklerimizdir. Ülkemizin huzuru, güvenliği ve kalkınması toplumun tüm kesimleri gibi işçilerin de en büyük arzusudur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün veciz ifadesiyle: 'Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.' Bu söz, yalnızca tarihsel bir uyarı değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılmış en güçlü vasiyetlerden biridir. Bizler de bu anlayışla, Cumhuriyetimizin kazanımlarını ve sınırlarımızın dokunulmazlığını korumak için var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle, terör nedeniyle hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyor, ailelerine başsağlığı diliyorum. Ülke çapında teşkilatlanmış en köklü sivil toplum kuruluşu olarak TÜRK-İŞ, Komisyona aktardığımız hassasiyetlerin dikkate alınmasının önemini özellikle vurgulamaktadır."