Milli Yol Partili Barış Ezer: Ülkenin en acil ihtiyacı adalettir. Gelin siyasi kimliklerimizi bir kenara koyup hep beraber 'önce adalet' diyelim

TAKİP ET

Milli Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı Barış Ezer, "Ülkenin en acil ihtiyacı adalettir. Adaletin olmadığı yerde ne siyaset olur ne ekonomi olur ne güvenlik olur ne huzur olur. Gelin siyasi kimliklerimizi bir kenara koyup, hep beraber 'önce adalet' diyelim. El el verip partiler üstü 'Adalet İttifakı' kuralım. Çıkalım hep birlikte millete gerçekleri anlatalım. Adaleti tesis ettikten sonra hepimiz yine kendi siyasetimizi millete anlatırız" dedi. 

(ANKARA) - Milli Yol Partisi Genel Başkan Yardımcısı Barış Ezer, "Ülkenin en acil ihtiyacı adalettir. Adaletin olmadığı yerde ne siyaset olur ne ekonomi olur ne güvenlik olur ne huzur olur. Gelin siyasi kimliklerimizi bir kenara koyup, hep beraber 'önce adalet' diyelim. El el verip partiler üstü 'Adalet İttifakı' kuralım. Çıkalım hep birlikte millete gerçekleri anlatalım. Adaleti tesis ettikten sonra hepimiz yine kendi siyasetimizi millete anlatırız" dedi. 

Milli Yol Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Barış Ezer, düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Son günlerde ülke genelinde yaşanan yangınlara değinen Ezer, "Çıkartılan İklim Kanunlarıyla mı bir alakası var yoksa yıllardır dış güçlerin taşeronluğuna soyunmuş olan PKK'nın klik yapıları ile mi alakası var yoksa FETÖ terör örgütü ile mi alakası var yoksa da madenlere otellere yer açılmasıyla mı alakalı bunu ortaya çıkartmak bu satten sonra hükümetin boynunun borcudur ve bize de düşen takipçisi olmaktır" dedi. Ezer'in konuşmsının satır başları şöyle: 

"Türkiye’nin gerçek gücünü yansıtabilmesi için mali tutsaklığı aşması kritik bir meselesidir. Bunun için İngiliz bankerlerden para alınmasından vazgeçilmelidir. Bugün birilerini göreve getirererek dışarıdan fon gibi veya başka adlarla kaynak yaratacağı inancı vardır. Ancak bu siyasi bir çıkmaza da neden olmaktadır. Türkiye’nin kaynakları doğru kullanılırsa borç almasına ihtiyacı olmaz. Türkiye öz gücü yüksek bir ülkedir. Tarımda, hayvancılıkta, sanayide, turizmde ve ticarette potansiyeli çok yüksek bir ülkenin borç sarmalına sokulup; faiz yükü altında ezdirilmesi asla müsaade edilemez. Türkiye mali sorunlarını dışarıdan değil içeriden, üretim özgücüyle çözülmelidir.

"Anayasa yapmakla hünerli ama yaptığı Anayasa'ya sadık kalmamakta da çok hünerli hükümetten yeni Anayasa da için bir şey beklemek ahmaklık olur"

Demokrasinin çöpe atılma girişiminin fiilen başladığı tarih belli... 2010 Anayasa referandumu. O anayasa değişikliğinde 12 Eylül cuntacılarının yargılanması maddesini ekleyerek AKP geniş bir kitlenin gözünü boyadı. Askeri yargı organlarının işleyişinin 'askeri hizmetlere göre düzenleneceği' bölümünü de Anayasa’dan çıkartarak, 'askeri vesayete son veriyoruz' cakası da iyi pazarlandı. Aynı referandumda yüksek yargı organları ile adaletin işlemesinde temel işleve sahip Hakim ve Savcılar Kurulu üyelerinin belirlenmesinde Cumhurbaşkanı'na geniş yetkiler tanındı. Bugün her an tanık olduğumuz yargının bağımsızlığının ortadan kalkmasında taşlar bugünlere böyle döşenip kuvvetler ayrılığı fiilen sona erdirildi. Anayasa yapmakla hünerli ama yaptığı Anayasa'ya sadık kalmamakta da çok hünerli hükümetten yeni anayasada bir şey beklemek ahmaklık olur.

Ezer, Özel'e seslendi: "İhanete ortak olmayın"

Kendileri boğazlarına kadar ihanete ve kire bulananlar, herkesi suçlarına ortak ederek kirletmek için Meclis’te komisyon kuracaklar. Buradan millet için siyaset iddiasındaki tüm partilere özelikle de CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e söylüyorum: İhanete ortak olmayın. Kiminizi siyasi operasyonlarla, kiminizi menfaat pazarlıklarıyla suça ortak etmeye zorlayacaklar. Bu tuzaklara düşmeyin, bu oyunlara gelmeyin. Dün terörist dedikleriyle bugün el ele, kol kola giriyorlar. Erdoğan utanç tablosunu, gurur tablosu gibi açıklıyor. Son seçimde AKP ve MHP, DEM Parti'yi düşmanlaştırarak milletten oy istemiştir. Bugünse ortak olmuşlardır. Bir iş yapılacaksa Cumhur İttifakı yeni seçimde millete artık ortak olduklarını söyleyerek oy istemeliler. Kimsenin milleti kandırmaya hakkı yoktur. Bu ihanetin parçası olan herkes, er ya da geç bu millete Sandıkta da hesap verecek, maşeri vicdanlarda da hesap verecektir.

Buradan başta ana muhalefet partisi olmak üzere tüm partilere sürekli sesleniyorum. Ülkenin en acil ihtiyacı adalettir. Adaletin olmadığı yerde ne siyaset olur ne ekonomi olur ne güvenlik olur ne huzur olur. Gelin siyasi kimliklerimizi bir kenara koyup, hep beraber 'önce adalet' diyelim. El el verip partiler üstü 'Adalet İttifakı' kuralım. Çıkalım hep birlikte millete gerçekleri anlatalım. Adaleti tesis ettikten sonra hepimiz yine kendi siyasetimizi millete anlatırız."