Namık Tan'dan iktidara Trump resti: Rezil olamazsınız
ABD Başkanı Trump'ın "NATO Erdoğan'la başa çıkamıyor, ben arayıp çözüyorum" sözleri Ankara'yı karıştırdı. Namık Tan, "İçeride dünya lideri dersiniz, dışarıda talimat alırsınız" diyerek o meşhur sözü hatırlattı: Rezil olamazsınız.
(ANKARA) – Türk dış politikasında "itibar" ve "bağımsızlık" tartışmaları, Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) gelen son açıklamalarla birlikte yeniden ve çok sert bir şekilde alevlendi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Türkiye'nin eski Washington Büyükelçisi Namık Tan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’nin NATO üyeliği hakkındaki tartışmalı, diplomatik teamülleri zorlayan sözlerine karşı zehir zemberek bir açıklama yaptı. İktidarın iç kamuoyuna yönelik "Dünya Lideri", "Türkiye Yüzyılı" ve "Diklenmeden dik duruyoruz" söylemlerinin, perde arkasındaki diplomatik gerçeklerle ve Trump'ın "bir telefonla iş bitirme" iddialarıyla örtüşmediğini savunan Tan, Uğur Mumcu’nun hafızalara kazınan o meşhur sözüne atıfta bulunarak, "Bu ülkede her şey olabilirsiniz ama rezil olamazsınız" çıkışını yaptı.
Trump'ın 'Alo' diplomasisi ve acı gerçekler
Diplomasi koridorlarını, Washington'daki güç dengelerini ve devletlerarası nezaket kurallarını en iyi bilen isimlerden biri olan Namık Tan’ın tepkisinin odağında, ABD Başkanı Donald Trump’ın Politico dergisine verdiği mülakat ve BBC’nin bu mülakattan yaptığı alıntılar yer alıyor. İddiaya göre Trump, Türkiye’nin NATO içindeki konumunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile olan "kişisel" ilişkisini anlatırken, Türkiye’nin kurumsal devlet yapısını hiçe sayan ve Ankara'yı adeta "idare edilen" bir müttefik gibi gösteren ifadeler kullandı.
Trump’ın, "NATO Erdoğan'la başa çıkmakta zorlanıyor, bir sorun olduğunda ben arıyorum ve çözüyorum" şeklindeki sözleri, Türkiye’nin egemenlik hakları ve pazarlık gücü açısından ciddi soru işaretleri yarattı. Bu sözler, diplomatik bir başarıdan ziyade, bir "talimat ilişkisi" iması taşıyordu. Namık Tan, bu ifadelerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni "bir telefonla hizaya getirilen" bir ülke konumuna düşürdüğünü belirterek, iktidarın bu duruma sessiz kalmasını ve hatta bunu iç politikada bir "dostluk" gibi pazarlamasını sert bir dille eleştirdi.
Tan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi'ne de gönderme yaparak, "Büyükelçisi Barrack'ın Türkiye'nin ulusal egemenliğini sürekli ayaklar altına almasına daha ne kadar göz yumulacağını sorguluyorduk ki bu defa kendisinin dostu, patronu, efendisi Trump çıktı sahneye… Hani şu Vaşington'da ağırlamakla Erdoğan'a meşruiyet bahşeden ABD Başkanı Trump" ifadelerini kullandı. Tan'ın "efendisi" kelimesini seçmesi, Türkiye'nin ABD karşısındaki duruşuna dair en ağır eleştiri olarak kayıtlara geçti.
"İçeride şahlanıyoruz, dışarıda susuyoruz"
Namık Tan, açıklamasında iktidarın iç siyasette kullandığı propaganda dili ile dış politikadaki "edilgen" tutumu arasındaki derin uçurumu gözler önüne serdi. Trump’ın sözlerinin, AK Parti hükümetinin yıllardır inşa etmeye çalıştığı "Bağımsız ve güçlü Türkiye" imajını, "Oyun kuran ülke" söylemini yerle bir ettiğini savunan Tan, şu ifadeleri kullandı:
"Trump, NATO içinde 'zorluk çıkardığında' Erdoğan'ı arayarak sorunu çözdüğünü belirtiyor. Hatta kendi ricasıyla Erdoğan'a pek çok mahkumu serbest bıraktırdığını da ekliyor. Bu itiraflar ortadayken siz hala içeride millete ne anlatıyorsunuz? Sorarlarsa 'dünya lideri' dersiniz. Sorarlarsa 'diklenmeden dik duruyoruz' dersiniz. Sorarlarsa 'Türkiye Yüzyılı başladı, şahlandık' dersiniz. Ama elin oğlu çıkar, 'Ben aradım, bıraktılar' der ve bütün o kurguyu yıkar geçer."
Tan’ın bu sözleri, geçmişte yaşanan Rahip Brunson krizini ve diğer tutuklu takaslarını akıllara getirdi. Türk yargısının bağımsızlığına gölge düşüren bu tür pazarlıkların, bizzat ABD Başkanı tarafından bir "övünç kaynağı" ve "yönetme becerisi" olarak anlatılması, muhalefetin tepkisini çeken en önemli nokta oldu. Tan'a göre, yargı kararlarının bir telefonla değiştiği algısı, Türkiye'nin hukuk devleti kimliğine verilen en büyük zarardı.
NATO’da 'İslam' ve 'Avrupalı Kimliği' tartışması
Namık Tan’ın eleştirileri sadece Trump’ın şahsi diyaloglarıyla sınırlı kalmadı; Türkiye’nin NATO’daki geleceğine dair tehlikeli sinyallere de işaret etti. Trump’ın, Türkiye’nin NATO’daki yerini tartışmaya açtığını belirten Tan, Batı bloğunda Türkiye’ye yönelik bakış açısının yapısal olarak değiştiğini, ancak Ankara’nın bunu görmezden geldiğini savundu.
Tan, ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS) belgesinde yer alan bazı ifadelere dikkat çekerek şunları kaydetti: "Trump’ın Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açması aslında sürpriz değil. Geçenlerde çıkan NSS belgesinde de İslâmiyet kastedilerek, NATO'daki pek çok ülkenin 'Avrupalı kimliğini yitirmekte olduğu' kaydedilmişti. Bu, Türkiye için açık bir mesajdı, bir dışlanma sinyaliydi. Ancak bu husus Doha'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a sorulduğunda, Sayın Fidan işi laf kalabalığına getirip, ciddiyetten uzak bir şekilde ve gülerek 'Acaba NATO'nun Avrupa ötesine genişlemesi mi düşünülüyor' yanıtını vermişti."
Tan, Dışişleri Bakanı Fidan’ın bu tavrını "ciddiyetsizlik" olarak nitelendirerek, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu jeopolitik risklerin "gülerek geçiştirilemeyecek" kadar büyük ve hayati olduğunu vurguladı. Emekli bir diplomat olarak Tan, devlet ciddiyetinin ve diplomatik ağırlığın yeniden tesis edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Diplomaside 'Kişisel İlişkiler' tuzağı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Namık Tan’ın analizleri, Türk dış politikasının son yıllarda kurumsal mekanizmalardan uzaklaşıp, liderler arası kişisel ilişkilere indirgenmesinin yarattığı zaafiyeti de ortaya koyuyor. Trump’ın "Ben arıyorum, çözülüyor" cümlesi, Dışişleri Bakanlığı’nın, büyükelçiliklerin ve bürokrasinin devre dışı bırakıldığını, devletler arası ilişkilerin "ahbap-çavuş" ilişkisine döndüğünü gösteriyor.
Bu durum, kısa vadede bazı krizleri çözüyor gibi görünse de, uzun vadede Türkiye’yi öngörülemez bir müttefik ve kurumsal hafızası olmayan bir yapı gibi gösteriyor. Bir ülkenin dış politikasının, başka bir ülkenin başkanının "ikna kabiliyetine" veya "kişisel dostluğuna" endekslenmesi, ulusal çıkarlar açısından büyük bir risk barındırıyor.
"Rezil olamazsınız" ne anlama geliyor?
Uğur Mumcu’nun meşhur sözüne yapılan atıf, siyasi sorumluluk mekanizmasının işlemediğine dair, Türk siyasi tarihine geçecek nitelikte bir eleştiri. Batı demokrasilerinde, bir devlet başkanının "Ben o ülkenin liderini telefonla yönetiyorum" demesi, o ülkede hükümet istifasına veya çok sert diplomatik notalara neden olurken, Türkiye’de bu tür açıklamaların sessizlikle geçiştirilmesi veya iç politikada "bizi kıskanıyorlar" şeklinde sunulması, Namık Tan’ın isyanının temelini oluşturuyor.
CHP’li Tan, bu çıkışıyla iktidarı, ABD karşısında daha şeffaf, onurlu ve kurumsal bir duruş sergilemeye davet ederken, Türk halkına da "Size anlatılan masallara değil, dünyanın Türkiye’ye nasıl baktığına odaklanın" mesajını veriyor. Tan, rezil olmama halini, "yüzü kızarmama" ve "hesap vermeme" kültürüyle özdeşleştirerek, siyasi etiğin erozyona uğradığını vurguluyor.
Kaynak: Haber Merkezi