Ömer Fethi Gürer: Tarım işçisi kadınlarımızın sorunları çözüm beklemektedir
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü ve 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle "Verdiği emeğin karşılığını alamayan kadın üreticilerimiz yanında tarım işçisi kadınlarınlarımızın sorunları çözüm beklemektedir. Mobingden sağlıksız koşullara, düşük ücretten, güvensiz çalışmaya tarımda kadın işçiler sorunlar yaşamaktadır. Tarımın sürdürülebilirliği ve tarımda sorunların aşılmasında kadının rolü ve varlığı da önemlidir" açıklamasını yaptı.
(TBMM) - CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 15 Ekim Dünya Çiftçi Kadınlar Günü ve 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle "Verdiği emeğin karşılığını alamayan kadın üreticilerimiz yanında tarım işçisi kadınlarınlarımızın sorunları çözüm beklemektedir. Mobingden sağlıksız koşullara, düşük ücretten, güvensiz çalışmaya tarımda kadın işçiler sorunlar yaşamaktadır. Tarımın sürdürülebilirliği ve tarımda sorunların aşılmasında kadının rolü ve varlığı da önemlidir" açıklamasını yaptı.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Dünya Çiftçi Kadınlar Günü ve Dünya Gıda Günü nedeniyle TBMM'de basın toplantısı düzenledi. 1995 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 15 Ekim’in Dünya Çiftçi Kadınlar Günü olarak ilan edildiğini hatırlatan Gürer, "Türkiye’de ise bu günün 1997 yılından itibaren kutlanmaktadır. Dünya Çiftçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Kadın yaşamın her alanında olduğu gibi tarımda da var olan, emek veren yöneten çalışan mücadele içinde olandır. Ancak hak ettiğine ermede tarımda da sorunlar vardır" dedi.
Kadınların güvencesiz, sigortasız ve en ağır koşullarda çalıştığını belirten Gürer, "Verdiği emeğin karşılığını alamayan kadın üreticilerimiz yanında tarım işçisi kadınlarınlarımızın sorunları çözüm beklemektedir. Mobingden sağlıksız koşullara, düşük ücretten,güvensiz çalışmaya tarımda kadın işçiler sorunlar yaşamaktadır. Tarımın sürdürülebilirliği ve tarımda sorunların aşılmasında kadının rolü ve varlığı da önemlidir. Kırsala dönüş de üretimde de kadın belirleyici rol oynamaktadır" diye konuştu.
"Kadın çalışır ancak güvencede ve gelirde kadının adı yoktur"
Gürer, kadının sadece “anne, eş, bakıcı, ev kadını” değil; aynı zamanda tarımsal istihdamın belkemiği durumunda olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti:
"Kadınlar yüzde 80'e varan oranda güvencesiz aile işçisi olarak tarıma güç kattığını, tarım istihdamında kadınların oranının yüzde 50’ye yaklaştığı dikkate alınıp sorunlardan arındırılacak çalışmalar sağlanmalıdır. Kadın kooperatiflerine katkı artırılmalıdır. Ekimde, dikimde, hasatta, tarlada, bağda, bahçede, hayvan bakımından sağımına, ağılda, ahırda, ambalajlamadan depolamaya, son tüketiciye ulaşan sürecin her aşamasında kadın varlığına uygun düzenleme, destek, hibe ve uygun çalışma ortamları da yaratılmalıdır. Kadın çalışır ancak güvencede ve gelirde kadının adı yoktur. Tarım işçileri kayıt dışıdır. Anne olanın çocuğu da tarladadır; eğitimden uzaktır. Ücretten güvenceye eğitimden sağlığa sorunlar vardır. Bu nedenle kadın çiftçi sayısı artması desteklenmesi yanında tarım işçisi kadınların sorunları da önceliklenmelidir ve çözüm üretilmelidir."
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) her yıl, 1945'te kurulduğu tarih olan 16 Ekim'i Dünya Gıda Günü (DGG) olarak kabul ettiğini söyleyen Gürer, "1970’li yıllarda artan nüfus ile dünyada gıdaya olan talep artışı ve gıda krizlerine karşı arayışlar yoğunlaşmış ve genetiği değiştirilmiş gıda ile çözüm arayışları artmıştır. Ancak GDO’lu gıda gelişmiş ülkeler için insan sağlığına olan olumsuz etkileri ortaya çıkması ile kullanım yasakları gelse de farklı ülkelerde kullanımı devam etmektedir. Giderek artan nüfus ve az gelişmiş ülkelerde yaşanan kıtlık küresel iklim değişiklikleri, pandemi ile gıda stratejik önemi daha da belirginleşmiştir" dedi.
"Zengin ülkelerde sadece tüketiciler tarafından israf edilen 230 milyon ton gıda, Sahra Altı Afrika’nın yıllık üretimine eşit"
Gürer, her ülkenin gıda da kendi kendine yeterlilik arayışına girdiğine işaret ederek "Bu arayışlar halende devam etmektedir. Et krizi ile günümüzde yapay et tartışmaları da yoğunlaşmıştır. Krizlerinde etkisi ile geleceğin dünyası gıda da sorunlara getirilecek çözümlerle şekillenecektir. Dünyada 8 milyara yaklaşan nüfusun bir milyara yakını açlık tehlikesi yaşamaktadır. Her yıl dünyada üretilen gıdaların üçte biri kayboluyor veya israf ediliyor. Bu miktar 1,3 milyar ton gıdaya karşılık geliyor" diye konuştu.
Gelişmiş ülkelerde israfın maliyetinin 680 milyar dolar, gelişmekte olan ülkelerde ise 310 milyar dolar civarında olduğuna dikkat çeken Gürer, "Meyve ve sebzeler en yüksek oranda israf edilen ürünler arasında. Zengin ülkelerde sadece tüketiciler tarafından israf edilen 230 milyon ton gıda, Sahra Altı Afrika’nın yıllık üretimine eşittir Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde kişi başına düşen gıda israfının 95-115 kilogram arasındadır, Sahra Altı Afrika ve Güney Asya ülkelerinde ise bu miktarın sadece 6-11 kilogramdır" dedi.
Gürer, Türkiye'de son yıllarda ekonomik kriz ile alım gücü dar gelirlilerin ürünlere erişiminin de soruna dönüştüğünü vurgulayarak "Bir yerde rafta ürün var cepte para olmayınca bazı gıda ürünlerine erişimde dolaylı sorunlar yaşanmaya başladı. Bunun yanısıra ise dünyada olduğu gibi ülkemizde önemli bir gıda israfı söz konusudur. Gıda üretim öncesi, üretim süreci, üretim sonrası ve sofraya erişimine kadar oluşan sorunları bir bütün olarak ele alınmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2023 yılı verilerine göre 18 milyon 200 bin ton gıdanın israf edildiğini, bunun yüzde 52’sinin çöpe gittiğine de yazılı soruma verdiği yanıtta yer almıştır" diye konuştu.
"En az 5-6 milyon yurttaşımız belediyelerin desteğiyle ayakta kalmaktadır"
2025 yılında Türkiye'de gıda israfının 23 milyon tonu aştığını kaydeden Gürer, şöyle konuştu:
"Yoksulluk sınırı 91 bin liraya çıktığı dikkate alındığında ülkemizde 50 milyon insan yoksulluk sınırının altında bir gelire sahiptir. En az 5-6 milyon yurttaşımız belediyelerin desteğiyle ayakta kalmaktadır. Nüfusun çoğunluğu yoksulluk yaşarken bir azınlık tüketimde yarattığı gıda israfı ile her yıl 2,5 milyon kamyon dolusu gıdanın çöpe gitmektedir. Tarlada, bahçede, rafta ve sofrada yaşanan israf gıda da önemli bir kayba neden olmaktadır. Yılda 4 milyar ekmeğinde çöpe gitmesi dikkate alındığında bu bağlamsa yapılması gerekenler vardır. Bu ekmek kaybı ülkemizde arz açığı olan buğday açısından da bakıldığında durum daha iyi görülecektir."