Saadet Partili Abdullah Akın: "Millet yoksullaşıyor, çıkar grupları zenginleşiyor"
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Akın, "Türkiye'de 23 yıldır kabineler, bakanlar, hatta sistemler değişmesine rağmen milletimiz yoksullaşıyorsa, sadece belli çıkar grupları, holdingler, güç odakları zenginleşiyorsa, ve belli mihrakların hedefleri gerçekleşiyorsa, kimse bu olanların tesadüf olduğunu iddia edemez. Milletine değil çıkar gruplarına kendisini borçlu hissedenler bu sorunları çözemezler" dedi.
(ANKARA) - Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Akın, "Türkiye’de 23 yıldır kabineler, bakanlar, hatta sistemler değişmesine rağmen milletimiz yoksullaşıyorsa, sadece belli çıkar grupları, holdingler, güç odakları zenginleşiyorsa, ve belli mihrakların hedefleri gerçekleşiyorsa, kimse bu olanların tesadüf olduğunu iddia edemez. Milletine değil çıkar gruplarına kendisini borçlu hissedenler bu sorunları çözemezler" dedi.
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Abdullah Akın, partisinin genel merkezinde basın açıklaması yaptı. Ekonomiden tarıma, sanayiden işsizliğe, toplumsal olaylardan dış politikaya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Akın, "Türkiye’de 23 yıldır kabineler, bakanlar, hatta sistemler değişmesine rağmen milletimiz yoksullaşıyorsa, sadece belli çıkar grupları, holdingler, güç odakları zenginleşiyorsa ve belli mihrakların hedefleri gerçekleşiyorsa, kimse bu olanların tesadüf olduğunu iddia edemez" dedi.
Akın, vatandaşın en büyük sorununun ekonomi ve adalet olduğunu belirterek, hükümetin ise toplumun gündeminde dahi olmayan konuları tartışmaya açarak, "suni gündem" oluşturduğuna dikkati çekti. Hükümetin halkı ağır reçetelerle ezerek oyalamayı tercih ettiğini belirten Akın, "Şu çok açık bir gerçek ki, kendi milletinden ekonomik sıkıntıyı kaldıramayan bir hükümet, hiçbir toplumsal kutuplaşmayı çözemez. Çünkü kutuplaşmaların temeli, güdümlü ve bozuk ekonomidir, terazisi bozulmuş adalettir. Bakınız Türkiye’miz yeraltı ve yer üstü zenginlikleriyle, insan kaynağıyla dünyanın sayılı ülkeleri arasındayken, milletimiz varlık içinde yokluk çekiyor, göz yaşı döküyor” diye konuştu.
"Üretici gözyaşı döküyor"
Tarım alanında yaşanan sorunlara dair de konuşan Akın, çiftçilerin üretimden vazgeçtiğini, hayvancılığın çökme noktasına geldiğini söyledi. Yetiştirdiği mahsulünü satamayan çiftçinin feryadının iktidar tarafından duyulmadığını belirten Akın, "23 yılda 8 tarım bakanı değişmesine rağmen hala çiftçilerimiz masraflarını karşılayamadığı için mahsulünü döküyor, sektörden çıkıyor. İşte geçtiğimiz günlerde bir patates üreticimiz feryat içinde mahsulünü döktü. Biber, karpuz, domates üreticimiz aynı şekilde gözyaşı döküyor" şeklinde konuştu.
Çiftçinin alım gücünün düştüklüğüne dikkat çeken Akın, "1997 yılında çiftçimiz, 1 kilo buğday satarak 2 kilo 750 gram gübre alabilirken, 2025 yılında ise 1 kilo buğday ile ancak 310 gram gübre alabiliyor. 1997’de çiftçimiz 1 litre mazot almak için 2 kilo buğday satarken, bugün ise 1 litre mazot alabilmek için 4 kilo buğday satması gerekiyor. İşte çiftçinin hali budur dedi. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) verilerine göre 2008-2020 yılları arasında çiftçilerin sayısının yüzde 48 oranında azaldığını sözlerine ekleyen Akın, "2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı, 2019’da 600 bine kadar düştüğünü üzülerek görüyoruz" ifadelerini kullandı.
"Süt üreticimiz kahveye gidip oturup, 1 bardak çay içebilmek için 1 litre süt satıyor"
Besicinin ekonomik durumunun ise çiftçi ve üreticilerden çok farklı olmadığını vurgulayan Akın, "Türkiye’miz Erzurum’dan Rusya’ya 1 Eylül 1971 yılında 40 bin büyükbaş hayvan ihraç ederken, bugün ise kimsenin aklına gelmez ülkelerden, Sırbistan’dan et ithal ediyoruz. Diğer taraftan süt üreticimiz kahveye gidip oturup, 1 bardak çay içebilmek için 1 litre süt satıyor. Bu yüzden besicimiz masrafları karşılayamadığı için süt ineklerini kesiyor. Buna bağlı olarak ülkemizdeki hayvan sayısı yeterli gelmiyor, ithalata neden oluyor" diye konuştu. Tarım ve hayvancılığın bitme noktasına getirilmesinden dolayı köylerin, ilçelerin boşaldığını ifade eden Akın, "Çiftçimiz en iyi bildiği işi bırakıp, büyükşehirlere göçüyor. Montajcı sanayide asgari ücrete mahkum bir şekilde çalışmak zorunda bırakılıyor" değerlendirmesini yaptı.
"Sanayici, esnaf kan ağlıyor borç içinde"
"Diğer taraftan ekonomik hayatta korkunç bir pahalılık, enflasyon almış başını gidiyor" diyen Akın, "Vatandaşımız hangi marketten neyi ucuz alırım diye indirim günlerini kovalıyor. Ucuza ekmek alabilmek için halk ekmek kuyruğunda bekliyor. Sanayici, esnaf kan ağlıyor borç içinde. Gün geçmiyor ki bir sanayicimizin daha iflas ettiğini duymayalım" değerlendirmesinde bulundu.
"Memurumuz cuma mesaiden çıkıp, pazar günü de dahil olmak üzere tabiri caizse köle gibi çalışıyor"
Akın, hükümetin yüksek enflasyon rakamlarına rağmen memur ve memur emeklilerine ‘sadaka’ düzeyinde maaş zammı teklifinde bulunduğunu dile getirerek, şunları söyledi:
"Emekli, memur, işçi geçinemiyor, her gün bir yerde kitlesel iş bırakma eylemleri görüyoruz. Bu kitlesel eylemler bugün bitse bile, seneye yine aynı tabloyu göreceğiz. Çünkü ekonomi hükümet eliyle çökertilmiştir. İşte geçtiğimiz pazartesi günü memurlarımız iş bıraktılar. Maaşları yeterli gelmiyor. Artık aldıkları maaş bırakın çocuk okutmayı, birikim yapmayı, yaşamalarına dahi yetmiyor. Büyükşehirlerde artık ikinci iş yapmayan memurumuz neredeyse kalmadı. Memurumuz cuma mesaiden çıkıp, pazar günü de dahil olmak üzere tabiri caizse köle gibi çalışıyor. Milletimizin milyarlarca dolarlık maden sahaları, devlet fabrikaları özelleştirme adı altında yok pahasına holdinglerin cebine konulurken, madenlerin çıkarıldığı ilçede yaşayan vatandaşlarımız yoksulluk ve işsizlikle boğuşuyor, yarı taş, yarı tuğla evde yaşıyor. Diğer taraftan ihaleler yoluyla 1 liralık iş 3 liraya, bazen 5 liraya yapılırken, israf, istismar, ihmal, lüks ve şatafat ile milletimizin hazinesi boşaltılıyor. Tüm bunlardan dolayıdır ki, dış borç anormal bir seviyeye ulaşmış. Büyük miktarlarda dış borç faizi ödeniyor. Bunların sorumlusu sanki milletimizmiş gibi boşalan hazineyi doldurmak için halkımız haksız ve yüksek vergilerle eziliyor, tüm bunlara bağlı olarak hepinizin şahit olduğu üzere milletimizde müthiş bir stres yükü artmış, asayiş olayları patlak vermiştir"
"Milletine değil çıkar gruplarına kendisini borçlu hissedenler bu sorunları çözemezler"
Akın, sözlerinin devamında AK Parti iktidarının halkın gerçeklerinden uzaklaşarak, "bir avuç azınlığı" mutlu eden bir yapıya dönüştüğünü vurgulayarak, "Türkiye’de 23 yıldır kabineler, bakanlar, hatta sistemler değişmesine rağmen milletimiz yoksullaşıyorsa, sadece belli çıkar grupları, holdingler, güç odakları zenginleşiyorsa, ve belli mihrakların hedefleri gerçekleşiyorsa, kimse bu olanların tesadüf olduğunu iddia edemez. Yusuf Has Hacip’in çok güzel bir sözü var. Devlet kılıçla alınır, kalemle yönetilir. Devlet bir takım kavramları istismar ederek, popülizm ile, polemiklerle, rakamlarla oynayarak yönetilmez. Devlet, ilimle, bilgiyle, planla, projeyle ve adaletle yönetilir. Ellerinde bu milletin sorunlarını çözecek bu ülkeye sınıf atlatacak, sıçrama yaptıracak ‘kadroları ve projeleri’ olmayanlar, bu sorunları asla çözemez. Milletine değil çıkar gruplarına kendisini borçlu hissedenler bu sorunları çözemezler" dedi.
"İlk seçimde milletimizin bu arzusunu yerine getireceğiz"
İktidarın tekrara düşerek çözüm üretemediğini kaydeden Akın, erken seçim sandığının kurulması gerektiğini dile getirdi. Akın, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın açıkladığı 12. Kalkınma Planı’nın, bir türlü gerçekleşmeyen bir önceki 11. Kalkınma Planı’nın tekrarı olduğunu belirterek, “Çoğu temenni düzeyinde ve çözüm diye söyledikleri şeyler, hep pansuman tedbirlerden ibarettir. Hükümet, artık bu ülkenin meselelerini nasıl çözecekleri hakkında çözüm ortaya koyamıyor. 23 yılda artık öne sürecekleri bir mazeretleri de kalmamıştır. ‘Efendim yetkimiz’ yok. Var işte yetkiniz! Niçin çözemiyorsunuz? Bu millet size ne istediniz de vermedi? Artık oyalanacak, kaybedecek tek bir dakikamız bile yoktur. Milletimiz bu yükü daha fazla kaldıramıyor. Bu yüzden AK Parti hiç olmazsa bir erdem gösterip, seçim sandığını getirmeli ve sonucuna razı olmalıdır. Transfer yaparak, milletin kendisine vermediğini ‘başka yollarla alırım’ demekle minderden kaçmayın! Milletimiz artık huzur ve saadete erişmeyi şiddetle istiyor, arzu ediyor. Biz inşallah Türkiye’nin en köklü partisi olan Saadet Partisi olarak, geçmişte yaptığımız gibi, ilk seçimde milletimizin bu arzusunu yerine getireceğiz" diye konuştu.