Savunma sanayi işçileri KÇP'deki zoraki imzaya tepkili: Krizi ben yaratmadım faturasının bize ödetilmesini kabul etmiyorum

TAKİP ET

Savunma sanayi işçileri, taleplerinin karşılanmadığı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü'nün (KÇP) ardından 30 Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi'nden (TİS) çıkacak sonucu bekliyor. ANKA'ya konuşan Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya KÇP sürecine ilişkin, 'Hükümet, Çalışma Bakanlığı, kamu çalışanlarının taleplerini yok saymıştır ve bunlarla ilgili bir çaba sarf etmemiştir. Çözüm noktasında, bir TİS'e değil, bir dayatmaya gelmiştir. Bu dayatma da Türk-İş tarafından kamu işçilerine kabul ettirilmiştir' derken,TİS sürecinin karara bağlanmasına ilişkin de Milli Savunma Bakanlığı'na çağrıda bulundu. Yalçınkaya, 'Bu krizi ben yaratmadım. Bu krizin faturasının bana ödetilmesini kabul etmiyorum' dedi.

Haber: Beril KALELİ/Kamera: Altuğ EKEN

(İSTANBUL) Savunma sanayi işçileri, taleplerinin karşılanmadığı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü’nün (KÇP) ardından 30 Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi'nden (TİS) çıkacak sonucu bekliyor. ANKA’ya konuşan Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya KÇP sürecine ilişkin, “Hükümet, Çalışma Bakanlığı, kamu çalışanlarının taleplerini yok saymıştır ve bunlarla ilgili bir çaba sarf etmemiştir. Çözüm noktasında, bir TİS’e değil, bir dayatmaya gelmiştir. Bu dayatma da Türk-İş tarafından kamu işçilerine kabul ettirilmiştir” derken,TİS sürecinin karara bağlanmasına ilişkin de Milli Savunma Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Yalçınkaya, “Bu krizi ben yaratmadım. Bu krizin faturasının bana ödetilmesini kabul etmiyorum” dedi.

Yüz binlerce kamu işçisinin 2025-2026 dönemindeki mali ve sosyal haklarının belirlendiği Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü ((KÇP), 02 Ağustos’ta,  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Türk-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar ve Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı Devlet Sert tarafından imzalanarak karara bağlandı. İmzalanan KÇP ile talepleri karşılanmamış olan Türk Harb-İş İstanbul şubesi üyesi savunma sanayi işçileri, görüşmeleri devam eden 30 Dönem Grup Toplu İş Sözleşmesi'nde (TİS) talep ettikleri haklar için Kartal'daki "Emek ve Dayanışma Çadırı"nda nöbeti sürdürüyor. Savunma sanayi işçileri erçekleştirdikleri nöbetle, yaptıkları işleri ve kazançları hakkında kamuoyunu bilgilendirerek sendikal mücadelelerini duyurmaya çalışıyor.

ANKA’ya konuşan Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Murat Yalçınkaya, KÇP sürecini ve savunma sanayi işçilerinin sürdürdüğü hak mücadelesinde gelinen son durumu anlattı. “Kamu çerçeve protokolünde taleplerimizin tam karşılığını aldığımıza inanmıyoruz” diyen Yalçınkaya savunma sanayi işçilerinin, Türk Harb-İş olarak işyerlerinde sürdürülen TİS görüşmelerinden çıkacak sonucu beklediğini söyledi.

"Söz konusu kamu işçisi olunca bütün kanallar kuruyor” 

“2002’de, asgari ücretin 4,5 katı maaş alıyorduk” diyen  Yalçınkaya bugün ise savunma sanayisi işçisinin kirasını dahi ödemekte güçlük çektiğini, geçinemediğini söyleyerek, “Bu krizi ben yaratmadım. Bu krizin faturasının bana ödetilmesini kabul etmiyorum. Hükümet, sermayeye, patronlara teşvikler veriyor, vergilerini affediyor, söz konusu kamu işçisi olunca bütün kanallar kuruyor” dedi.

Hak-İş ve Türk-İş’in kamuda örgütlü iş kollarının ortak taleplerinin yer aldığı kamu çerçeve protokolünü 27 Şubat’ta Çalışma Bakanlığı’na sunduğunu aktaran Yalçınkaya, “13 Haziran’a kadar, Çalışma Bakanı maalesef ki Türk-iş’e, Hak-iş’e ve dolayısıyla 620 bin kamu işçisine cevap verme gereği bile duymadı. Aslında en büyük problem de buradan başladı. 620 bin işçi, aileleriyle beraber toplamda 3 milyona yakın insanın gözü kulağı bu toplu iş sözleşmesindeyken maalesef  Çalışma Bakanı (Vedat Işıkhan) pek de önemsemedi” derken KÇP sürecinde de kamu işçisini memnun edecek bir uzlaşmaya yönelik çaba sarf edilmediğini ifade etti.

KÇP sürecini anlatan Yalçınkaya, “Hükümet, Çalışma Bakanlığı, kamu çalışanlarının taleplerini yok saymıştır ve bunlarla ilgili bir çaba sarf etmemiştir. Çözüm noktasında, bir TİS’e değil, bir dayatmaya gelmiştir” dedi. Yalçınkaya, Türk-İş’in de, verilen sözlerin aksine, son teklifi işçinin onayını almadan imzalayarak, Bakanlık tarafından “Bu dayatmayı kamu işçilerine kabul ettirdiğini söyledi. KÇP sürecini de anlatan Yalçınkaya şöyle konuştu:

“İmzalar atılmamış olsaydı..."

“İmzalar atılmamış olsaydı, büyük ihtimalle eylemsellikler devam edecekti, üretimden gelen o güç sonuna kadar kullanılacaktı. Bir sonuca ulaşılmaması halinde, Çalışma Bakanlığı’nın önünde bir oturma eylem yapılacaktı. Sonuç alınmadığı takdirde o 620 bin işçinin tamamı Ankara’ya davet edilecekti. Ve eminim ki sonuca gidecektik. Burada, hem konfederasyonların işçinin taleplerine kulak tıkaması, hem vermiş olduğu sözlerde durmamalarından kaynaklı maalesef bugün geldiğimiz noktada taleplerimiz karşılanmamıştır. Konfederasyon başkanları, genel merkez yöneticileri, o imzada etkisi ve yetkisi olan herkes işçisini mağdur etmiştir, onların tamamını istifaya davet ediyoruz”

"Ben, bu ülkede bir bakana güvenmeyeceksem, kime güveneceğim”

Çalışma Bakanlığı’nın ikinci 6 ay için olur verdiği yüzde 16,57’lik zam oranını daha sonra geri çekerek yüzde 11’e düşürdüğünü aktaran Yalçınkaya, "Ben, bu ülkede bir bakana güvenmeyeceksem, kime güveneceğim” derken Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’ın “16,57’ten geri adım atmayacağı yönündeki açıklamasına rağmen Türk-İş’in  “yüzde 11 + günlük 50 TL seyyanen zam”a imza atmasına tepki gösterirken öte yandan bu süreçte Bakanlık ve Türk-İş arasında tartışma yaşandığını ve bu tartışmanın sürmekte olan TİS görüşmelerini de etkilediğini ifade etti.

"Bizim, savunma sanayi işçileri için ön mutabakat sağlamış olduğumuz talepler de orada kalmış oldu"

Çalışma Bakanlığı’nın, Türk Harb-İş’in, işyerlerinde Çalışma Bakanlığı ve TÜHİS ile Şubat ayından beri sürdürdürdüğü TİS görüşmelerinde daha önce ön mutabakat sağlanmış olan taleplerden de geri adım attığını söyleyen Yalçınkaya, “O tartışma sonrası bir restleşme oldu anladığım kadarıyla. Bizim, savunma sanayi işçileri için ön mutabakat sağlamış olduğumuz talepler de orada kalmış oldu. Onları çözmenin gayreti içerisindeyiz. Bunların çözümüyle ilgili, genel merkezimiz ilgili bakalıklarla görüşmelere devam ediyor. Ağustos sonlarına ya da Eylül ortalarına kadar imzalanmadığı takdirde, Yüksek Hakem Kurulu bu sözleşmeleri bağıtlamak zorunda. Dolayısıyla Yüksek Hakem Kurulu’nun vermiş olacağı zam oranları Kamu Çerçeve Protokolü’nde çıkan zam oranlarıyla eşit olmayabilir. Çünkü orada çoğunlukta hükümet ve işveren tarafı var. Dolayısıyla bizler, savunma sanayi işçilerinin bu taleplerinin Yüksek Hakem Kurulu’na bırakmadan, en etkin biçimde mücadele vererek bitirmeye çalışıyoruz” dedi.

Yalçınkaya TİS görüşmelerinde uzlaşmanın sağlanmasına yönelik Milli Savunma Bakanlığı’na da çağrıda bulunarak şöyle konuştu:

“Milli Savunma Bakanlığı’na da çağrımızdır. Bu basit bir olay değildir. Bugün İstanbul tersanesinde, Gölcük tersanesinde milli denizaltıları, milli gemiler, milli uçak gemileri yapmak istiyorsak, bu işletmelere sahip çıkmak zorunda. Bu vereceğiniz zam bir lütuf değil, bir rica da değil; bunun bir zorunluluk olduğunu görebilmeli artık”

Yılmaz: Kamu işçisi TÜİK eliyle bilinçli bir şekilde  soyulmuş oluyor

Türk Harb-İş Sendikası İstanbul Şube Mali Sekreteri Kubilay Yılmaz ise KÇP ile ücretlerine yapılan artışlara ilişkin, “Biz 6 ay çalışıyoruz, 6 ay sonra, gerçekleşen enflasyonu bize veriyorlar onu da zam diye yutturuyorlar. Halbuki bizim cebimizden eriyen maaşlarımızı tekrardan bize lütufmuş gibi vermeye çalışıyorlar” diyerek şöyle devam etti:

“TÜİK her ay enflasyon verisi açıklıyor. Çarşıda, pazarda yaptığımız alışverişlerle TÜİK’in kesinlikle alakası yok. Yani, TÜİK eliyle bilinçli bir şekilde kamu işçisi soyulmuş oluyor. Maaşlarımızdaki, alım gücündeki kaybın sebebi de bu. Ama maalesef Çalışma Bakanlığı bunu açıkladığı zaman, 2 yıllık 4 dilimde işçiye zam verirmiş gibi, ilk 6 ayı da yüzde 20 deyip, sonra verdiği 6 aylarda zaten TÜİK’in enflasyonu bile o zamlar aşıyor. Dolayısıyla biz zam almıyoruz, sadece cebimizden eriyeni, yanıltılmış şekliyle, TÜİK’in sahte rakamlarıyla geri ödenmiş şeklini alıyoruz”