Tahsin Ertuğruloğlu: KKTC olarak, Ada ve çevresinde kalıcı huzurun tesis edilmesini en önemli görevimiz addediyoruz

TAKİP ET

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Gebele'deki Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi öncesinde düzenlenen Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nda, "Biz KKTC olarak, Ada ve çevresinde kalıcı bir huzurun tesis edilmesini en önemli ve öncelikli görevimiz addediyoruz. Bu kalıcı barışın yolu ise adil, gerçekçi ve iki egemen eşit devletin iş birliğine dayalı bir çözümden geçmektedir. Yıllardır süren müzakere süreçlerinde görüldü ki, tek bir tarafın tahakkümünü hedefleyen ya da egemen eşitliğimizi ve eşit uluslararası statümüzü yok sayan yaklaşımlar başarısızlığa mahkumdur. Kıbrıs bir devletin değil, bir Ada'nın adıdır. Bu Ada'da ise iki ayrı halk, iki ayrı devlet vardır. Bu devletlerin ne biri ne de diğeri bütün Ada'yı temsil etme hak ve yetkisine sahip değildir" dedi.

(ANKARA) - KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Gebele'deki Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi öncesinde düzenlenen Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'nda, "Biz KKTC olarak, Ada ve çevresinde kalıcı bir huzurun tesis edilmesini en önemli ve öncelikli görevimiz addediyoruz. Bu kalıcı barışın yolu ise adil, gerçekçi ve iki egemen eşit devletin iş birliğine dayalı bir çözümden geçmektedir. Yıllardır süren müzakere süreçlerinde görüldü ki, tek bir tarafın tahakkümünü hedefleyen ya da egemen eşitliğimizi ve eşit uluslararası statümüzü yok sayan yaklaşımlar başarısızlığa mahkumdur. Kıbrıs bir devletin değil, bir Ada'nın adıdır. Bu Ada'da ise iki ayrı halk, iki ayrı devlet vardır. Bu devletlerin ne biri ne de diğeri bütün Ada'yı temsil etme hak ve yetkisine sahip değildir" dedi.

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bugün Azerbaycan'ın ev sahipliğinde Gebele'de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkiatı Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'na katıldı. KKTC'nin gözlemci üye statüsü ile katıldığı toplantıda konuşma yapan Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

"Bu toplantının şanlı Karabağ Zaferi'nin beşinci yıl dönemi arifesinde tarihi Gebele şehrinde düzenlenmesi çok anlamlı ve önemlidir. Bir kez daha Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev liderliğinde şanlı Azerbaycan askeri ve kahraman Azerbaycan halkının bu zaferini yürekten kutlar, Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği için verilen mücadelesinde her zaman yanında olduğumuzu belirtmek isterim.

Türk Dünyası'nın bu köklü buluşmasında Türk Devletleri Teşkilatı'nın bir parçası olarak aranızda bulunmak bizler için büyük bir onur ve mutluluk kaynağıdır. Teşkilatımızın çatısı altında bizlere gösterdiğiniz destek ve iş birliği için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. KKTC'nin içinde bulunduğu coğrafya ne yazık ki jeopolitik çalkantıların ve istikrarsızlıkların merkezinde yer almaktadır. Doğu Akdeniz sadece enerji kaynakları açısından değil, aynı zamanda uluslararası deniz ve hava yolları açısından da stratejik bir kavşaktır. Bu hassas denge içinde Kıbrıs Adası ve dolayısıyla KKTC bölgesel güvenlik ve barışın tesisinde vazgeçilemez bir konumdadır.

Biz KKTC olarak, Ada ve çevresinde kalıcı bir huzurun tesis edilmesini en önemli ve öncelikli görevimiz addediyoruz. Bu kalıcı barışın yolu ise adil, gerçekçi ve iki egemen eşit devletin iş birliğine dayalı bir çözümden geçmektedir. Yıllardır süren müzakere süreçlerinde görüldü ki, tek bir tarafın tahakkümünü hedefleyen ya da egemen eşitliğimizi ve eşit uluslararası statümüzü yok sayan yaklaşımlar başarısızlığa mahkumdur. Kıbrıs bir devletin değil, bir Ada'nın adıdır. Bu Ada'da ise iki ayrı halk, iki ayrı devlet vardır. Bu devletlerin ne biri ne de diğeri bütün Ada'yı temsil etme hak ve yetkisine sahip değildir.

"Askeri yığılma, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de istikrarın her an bozulabileceği bir ortam yaratıyor"

Bölgesel barış ve istikrar yalnızca askeri ve siyasi tedbirlerle değil, uluslararası hukuka saygı, iyi komşuluk ilişkileri ve ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi ile mümkündür. Bugün bölgemizi tehdit eden unsurların en başında Doğu Akdeniz'de süregelen Rum tarafının gerginlik ve provokasyon politikalarıdır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin aralıksız ve artan bir şekilde devam eden silahlanması bölgenin en köklü ve kanayan yarası olan haklı Filistin davasının başarıya ulaşmasının engellenmeye devam edildiği bir ortamda gerçekleşmekte, tarihsel ve güncel anlaşmazlıklar nedeniyle bölgedeki barışın kırılganlığı her geçen gün daha da artmaktadır. Büyük güçlerin ısrarla körüklediği jeopolitik ihtilaflara ilaveten yapılan askeri yığılma, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de istikrarın her an bozulabileceği ve bölgedeki barışın küçük bir kıvılcımla büyük bir tehdit altına girebileceği bir ortam yaratmaktadır.

Çok açıktır ki, KKTC'nin güvenliği ve bekası anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin sarsılmaz desteğine sıkı sıkıya bağlıdır. Dünyada ve bölgemizde süregiden bu gerilimler ve savaşlar diplomatik çözüm yollarının aciliyetini ve önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

"Hidrokarbon kaynaklarının adil paylaşımı en önemli beklentimiz"

Coğrafyamızı zorlayan ve çok katmanlı bir konu olan düzensiz göç hususunda ise KKTC olarak ortak bir strateji geliştirmeye yönelik atılacak adımlarda katkı koymaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim. Bölgemizdeki barış ve kalıcı huzurun tesis edilmesi yalnızca siyasi ve askeri gerilimlerin yönetilmesine değil, aynı zamanda enerji ve su gibi doğal kaynakların adil ve eşitlikçi paylaşımına da bağlıdır. Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarının bölgesel iş birliği ile refah getirecek şekilde adil paylaşımı en önemli beklentimizdir. Ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs Adası'nın çevresinde hidrokarbon kaynakları ile ilgili olarak tek taraflı adımlar atmak suretiyle KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nin meşru hak ve çıkarlarını ihlal etmeye çalışmaktadır. Bu nafile bir bir çabadır. Tüm bu zorluklar karşısında Türk Devletleri Teşkilatı olarak bizler yalnızca kültürel ve ekonomik bağlarla değil, aynı zamanda ortak güvenlik ve dış politikalarıyla da birbirimize kenetlenerek tek bir vücut olarak hareket etmeliyiz. Bu bağlamda KKTC, Türk Dünyası'nın Doğu Akdeniz'deki stratejik kalbi olarak bölgenin güvenliğine ve istikrarına katkı koymaya her zaman hazırdır.

KKTC'nin uluslararası camiada hak ettiği yeri alması, bölgesel barışın sağlamlaştırılmasına yapılmış en büyük katkı olacaktır. Ada'da iki egemen eşit devlet ve halk olduğu gerçeğinin artık kabul edilmesi, Doğu Akdeniz'deki dengeyi sağlayacak ve Kıbrıs Türk halkının geleceğini garanti altına alacaktır. Bu bağlamda anavatan Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 77. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndan bu yana yaptığı tüm konuşmalarda KKTC'nin tanınması ve ülkemizle diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulması yönündeki çağrıları hayati önemde olup Sayın Cumhurbaşkanı'na, Kıbrıs Türk halkı adına bu kalpten ve güçlü desteği için en derin şükranlarımızı bir kez daha sunuyorum.

Eminim ki, öncelikle Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki kardeşlerimiz Kıbrıs Türk halkına karşı uygulanan insanlık dışı izolasyon ve ambargoların kaldırılması hususunda bizlere olan desteğini artırarak devam ettirecek ve uluslararası platformlarda her alanda bizlerle dayanışma içerisinde olacaktır. Unutmayalım ki, hepimizin ortak hedefi olan barış, refah ve güvenlik ancak birlik ve beraberliğimiz sayesinde kalıcı olarak tesis edilecektir."