TBMM'de 15 Temmuz anma töreni... Numan Kurtulmuş: "Sadakati ne karanlık locada ne sahte hocada aramayan milletin evlatlarına devletin kapıları sonuna kadar açılmıştır"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'deki 15 Temmuz anma programında, "15 Temmuz'dan sonra ehliyet, liyakat ve sadakat çerçevesinde devletin yeniden yapılanmasına şahit oluyoruz. Bu noktada da büyük bir mesafe aldığımızı, bu temizlenmenin yapıldığından sonra millete sadakatten başka sadakati kabul etmeyen, sadakati ne karanlık locada ne sahte hocada aramayan milletin evlatlarına devletin kapıları sonuna kadar açılmıştır" dedi.
(TBMM) - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM'deki 15 Temmuz anma programında "15 Temmuz’dan sonra ehliyet, liyakat ve sadakat çerçevesinde devletin yeniden yapılanmasına şahit oluyoruz. Bu noktada da büyük bir mesafe aldığımızı, bu temizlenmenin yapıldığından sonra millete sadakatten başka sadakati kabul etmeyen, sadakati ne karanlık locada ne sahte hocada aramayan milletin evlatlarına devletin kapıları sonuna kadar açılmıştır" dedi.
15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü anma programı kapsamında TBMM'deki tören salonunda anma töreni düzenlendi.
Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM Başkanvekilleri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bakanlar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin grup yönetimleri, milletvekilleri, eski Başbakan Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları ve 15 Temmuz'de hayatını kaybedenlerin yakınları ile gaziler katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende, 15 Temmuz'da hayatını kaybedenler için Kuran-ı Kerim tilaveti ve dualar okundu. 15 Temmuz'a dair bir video gösteriminin ardından konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, 15 Temmuz'da hayatını kaybedenleri rahmetle ve şükranla yad etti.
Numan Kurtulmuş'un açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"O akşam kahramanlıklarla ihanet karşı karşıyaydı. O akşam her türlü zorluğu göz önünde bulundurarak tankların karşısına çıkanlarla silahların arkasına gizlenenler arasında bir mücadele oldu. O akşam gerçekten milletine bağlılığını ve kendi milli değerlerine sahip çıkmasını hayatının merkezine koyanlarla milletine karşı oluşturulan kumpasın piyonları arasında bir mücadele söz konusuydu. Dolayısıyla o akşamı iki yönüyle de unutmayacağız. Çünkü 15 Temmuz, bu milletin milli hafızasına kazınmış bir büyük kahramanlık destanıdır ve bu destana hep birlikte sahip çıkmak da hepimizin vazifesidir.
Hiç şüphesiz 15 Temmuz’dan milletçe, devletçe büyük dersler de çıkardık. 15 Temmuz’dan önce bu devletin içerisinde gizlenmiş olan ve belli bir merkeze bağlı olanların ortaya koydukları ihanet, tesadüfen ortaya çıkmış bir ihanet değil, yıllar içerisinde hazırlanmış bir ihanettir. 15 Temmuz’dan sonra ehliyet, liyakat ve sadakat çerçevesinde devletin yeniden yapılanmasına şahit oluyoruz. Bu noktada da büyük bir mesafe aldığımızı, bu temizlenmenin yapıldığından sonra millete sadakatten başka sadakati kabul etmeyen, sadakati ne karanlık locada ne sahte hocada aramayan milletin evlatlarına devletin kapıları sonuna kadar açılmıştır.
Türkiye’deki bütün darbe teşebbüslerinin ve darbelerin ortak tarafı, darbeleri yönetenlerin tamamı gizli bir merkeze, gizli bir yapılanmaya sahiptirler. Bize 15 Temmuz öğretti ki aslolan gizlilik değil, şeffaflıktır. Şeffaflık sadece hesap verilebilirlik değil, demokrasinin de standardını yükseltmek demektir. 15 Temmuz’dan aldığımız bir büyük ders de şudur; ne kadar büyük organizasyonları olursa olsun bu dış güçlere dayanan, bu milletten başka sırtını dayayacakları bazı mahfilleri bulanlarla artık bu milletin hiçbir şekilde işi olamaz, onlarla yan yana duramaz. Bu dersler ve sonrasında Türkiye’de önemli bir merhale aldığımızı görüyoruz.
"Kurumlarımızın temizlenmesi aynı zamanda devletimizin güçlenmesi demektir"
Sayın Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti 15 Temmuz’dan sonra arınmış olarak, kurumlarının kapasitesini daha da güçlendirerek yoluna devam ediyor. Başta TSK olmak üzere, Türkiye’nin güvenlik ve istihbarat teşkilatlarının tam anlamıyla bir arınma sürecinden sonra tam anlamıyla milli meselelere odaklandığı ve milli menfaatleri önceleyen bir demokratik teamül içerisinde hareket ettiklerini görüyoruz. Bu çerçevede kurumlarımızın temizlenmesi aynı zamanda devletimizin güçlenmesi demektir.
Milli birlik ve dayanışma ruhunun da 15 Temmuz’dan sonra güçlü bir şekilde toplumda var olduğuna, yerleştiğine ve kökleştiğine şahit oluyoruz. Şimdi milli birlik ve dayanışma ruhunu daha da ileriye götürerek Türkiye’nin tam manasıyla bir Terörsüz Türkiye olmasını sağlayarak bütün terör örgütlerinin geride kaldığı, silahların geride kaldığı, tam manasıyla barışın ve kardeşliğin egemen olduğu bir Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz. 15 Temmuz’dan aldığımız bu dersle Türkiye’de demokrasinin standartlarının yükselmesi, barış ve kardeşliğin güçlenmesiyle birlikte hiç şüphesiz özellikle TBMM’yi ilgilendiren bir başka mesele de Türkiye’de yeni, çağdaş, kapsayıcı, demokrat, kuşatıcı bir anayasanın yapılması mecburiyetidir. Öyle bir anayasa yapalım ki bir daha hiçkimse anayasadan almadığı bu güçle millete efendilik yapmaya kalkmasın. Öyle bir anayasa yapalım ve öyle demokrasi standartlarını yükseltelim ki hiçbir kimse pozisyonu ne olursa olsun, kime dayanırsa dayansın darbe yapmayı dahi aklının ucundan geçirmesin.”