TBMM'de görüşülen zeytinliklerle ilgili kanun teklifi… Turhan Çömez: "Bu yasayla birilerinin cebi doldurulacak, başta Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelecek küresel şirketlere büyük imtiyazlar ve kapitülasyonlar verilecek"
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasıyla ilgili kanun teklifine ilişkin, 'Bu kanun teklifinin arkasında birkaç yıl önce Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalanmış kapitülasyon niteliğinde bir anlaşma var. Bütün altyapı hazırlanmış. Görüşülecek olan bu yasa bir peşkeş yasasıdır, bu yasayla doğa tahrip edilecektir, bu yasayla ülkenin istikbali tahrip edilecektir, birilerinin cebi doldurulacaktır, yandaşlar zengin edilecektir. Ve birtakım emperyallere başta Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelecek küresel şirketlere büyük imtiyazlar ve kapitülasyonlar verilecektir' dedi.
Haber: Emine DALFİDAN
(TBMM) - İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasıyla ilgili kanun teklifine ilişkin, “Bu kanun teklifinin arkasında birkaç yıl önce Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalanmış kapitülasyon niteliğinde bir anlaşma var. Bütün altyapı hazırlanmış. Görüşülecek olan bu yasa bir peşkeş yasasıdır, bu yasayla doğa tahrip edilecektir, bu yasayla ülkenin istikbali tahrip edilecektir, birilerinin cebi doldurulacaktır, yandaşlar zengin edilecektir. Ve birtakım emperyallere başta Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelecek küresel şirketlere büyük imtiyazlar ve kapitülasyonlar verilecektir” dedi.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, TBMM Genel Kurulu’nda dün görüşmelerine başlanan zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasına ilişkin kanun teklifine ilişkin ANKA Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.
''Kanun teklifinin Saray’ın arka koridorlarında hazırlandığını'' söyleyen Çömez, bu kanun teklifinin Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarına ihtiyacı olduğu gerekçesiyle hazırlandığının samimi olmadığını vurguladı.
“Gelen bu teklifin arkasında iki temel şey var, birincisi büyük bir doğa katliamı, ikincisi inanılmaz bir rant mekanizması” diyen Çömez, “Bu kanun yeterince bilinmiyor. Ancak biz parlamentoda İYİ Parti olarak bütün gerçekleri kamuoyuyla paylaşacağız ve bu kanuna olması gerektiği gibi en sert, en güçlü direnişi göstereceğiz” ifadelerini kullandı. Çömez, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Aslına bakarsanız bu kanunun arkasında birkaç yıl önce Birleşik Arap Emirlikleri ile imzalanmış bize göre kapitülasyon niteliğinde bir anlaşma var. Bu anlaşma henüz parlamentoya gelmedi. Parlamentoya gelmeden önce de yasal zemini hazırlayarak Birleşik Arap Emirlikleri'ne bir kapitülasyon sunulacak. Ve Türkiye'deki birtakım rant çetelerine maalesef alanlar açılacak. Bunlardan bir tanesi çevre etki değerlendirme (ÇED) raporu. Diyor ki kanun, ‘artık projelere başlamak için, ruhsatlandırma yapmak için ÇED’e gerek yok. ÇED arkadan gelse de olur, gelmese de olur.’ İyi de siz bir yerde maden ruhsatı alırken, maden faaliyeti başlatırken oranın su kaynaklarının ne kadarını tüketeceksiniz, ne kadar ağaç keseceksiniz, ne kadar talan yapacaksınız; orada yaşayan yerli halkın, köylünün, kasabalının ne kadar ekmeğine mani olacaksınız? Onların doğal yaşam koşullarını ne kadar bozacaksınız, hayatlarını ne kadar etkileyeceksiniz? Buna cevap yok. Dolayısıyla ‘Hiç buna ihtiyaç yok, ÇED de aramaya gerek yok. Biz gerekeni yapar, bir an önce maden faaliyetlerine başlarız, ÇED arkadan gelse de olur, gelmese de olur.’ Birinci itirazımız bu. Bu korkunç bir doğa katliamıdır. Bundan sonra işletmeler, yandaşlar, beşli çeteler diledikleri gibi ormanları doğayı katledecekler, biz ÇED raporu yok diye itiraz edemeyeceğiz. ‘Ne gereği var, bak yasa çıkmış işte, ÇED’e gerek yok’ diyecekler.
İkincisi, orman alanları Anayasa'ya göre kullanılamaz. Sınırları bellidir ve orman alanları Orman Genel Müdürlüğü’ne bağlıdır. Bu yasa da diyor ki, ‘Orman alanlarını alacağız, bunları MAPEG'e, Maden, Araştırma ve Petrol işleri Genel Müdürlüğü’ne vereceğiz.’ Yani hiçbir bedel ödemeden MAPEG bunu alacak, daha sonra Erdoğan'ın başkanlığında veya talimatıyla kurulacak bir heyet olacak. Bu heyet beş kişiden teşekkül edecek. Bütün kararları bu heyet verecek. Yani Erdoğan 5 kişiyi tayin edecek. O 5 kişi MAPEG bünyesinde çalışacak ve ormanın kendi arazileri MAPEG'e verilecek ve ondan sonra burada istenilen bütün maden faaliyetleri hızlı bir şekilde hayata geçirilecek. Buraları kime peşkeş çekilmiş, ne kadar ağaç kesilmiş, ne kadar doğa talan edilmiş hiç kimsenin denetleme faaliyeti olmayacak. Burada da şunu gerekçe gösteriyorlar; ülkenin ulusal menfaatleri. Ülkenin ulusal menfaatlerini herkesten çok biz gözetiriz ama bunu gözetirken doğayı da gözetmemiz lazım, bu ülkenin geleceğini de gözetmemiz lazım. İkinci itiraz ettiğimiz nokta bu.
''İktidar ‘burada stratejik maden var, ben buraya el koyuyorum’ vatandaş hiçbir hak iddia edemeyecek''
Üçüncüsü, stratejik madenlerin bulunduğu yerler. Buraları acele kamulaştırma statüsüne getiriyorlar. Yani devlet ‘Burada stratejik maden var, ben buna el koyuyorum alıp götürüyorum. Bu artık benimdir’ diyebilecek. Bunun bir prosedürü var. Bir yasal aşaması var, bir hukuki zemini var. Bunun için zaman gerekiyor. Bazen 2, bazen 3-4 yıl gerekebiliyor. Ancak derse ki iktidar ‘burada stratejik maden var, ben buraya el koyuyorum’ acele kamulaştırma yapacak ve vatandaş hiçbir hak iddia edemeyecek.
Yani yıllarca kullandığı araziye aynen bundan önce geçmiş olan yasa gibi el konulacak devlet tarafından ve istedikleri gibi kullanacaklar. Bunun için de diyorlar ki ‘stratejik ve nadir görülen elementlerin ya da madenlerin olduğu yerler.’ Hatırlayalım Amerika ne demişti Ukrayna'ya? ‘Senin stratejik madenlerin, nadir elementlerin var ben bunları istiyorum’ demişti değil mi? Şimdi bunun için altyapı hazırlanıyor. Küresel şirketler diyecekler ki şurada bir maden var, stratejik maden. Nedir onlar? Titanyum gibi, borat gibi çok kıymetli, nadir görülen, dünyada birçok yerde olmayan, sadece bizde olan madenlere ‘ben burayı almak istiyorum’ diyecek. Erdoğan da diyecek ki ‘tamam problem yok, verdim sana.’ Nasıl verdim? İşte, yasayı geçirdim. Acele kamulaştırma, iki günde kamulaştırma, tamam bu araziyi sana verdim. Olmaz. Bu korkunç bir şey. Dolayısıyla bizim itiraz ettiğimiz noktalardan bir tanesi de bu.”
“Göz göre göre milleti kandırıyorlar”
Türkiye’de 200 milyon civarında zeytin ağacı bulunduğunu kaydeden Çömez, dünyadaki en kıymetli zeytin ağaçlarının Türkiye’de olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bu kıymetli zeytin ağaçları genellikle sahil kesimlerinde, güney kesimlerde, Antalya ve Mersin civarında, yine Ege'de ve Marmara'da. Geçirilecek olan bu yasayla bu 200 milyon zeytinin tam 4 milyonu etkilenecek. Bir daha söylüyorum. 4 milyon zeytin ağacı etkilenecek. Bunu birkaç tane yandaş şirket için yapıyorlar. Çünkü göz koydular zeytinliklere. Ağırlıklı olarak sahil kenarındaki bu inanılmaz, devasa zeytinlik arazilerin altında kömür var. Kömürü bir kere çıkartacaksın, bitecek ama zeytin ağacı asırlık, bin yıllık zeytin ağaçları var. Balıkesir'de mesela geçtiğimiz günlerde ziyaret ettim, bir bölgede 1060 yaşında zeytin ağacı var. Şimdi diyor ki iktidar, ‘Ne olacak, ben bunları söker götürürüm.’ Mümkün değil, örneği yok dünyada. Siz o zeytin ağacını, bin yıllık zeytin ağacını nasıl söküp taşıyacaksınız? Artık tarihin ötesine geçmiş, kök salmış bir ağacı oradan kaldıracaksınız, götürüp başka bir yere taşıyacaksınız. Taşıdığınız yerde onun yaşaması, aynı verimi vermesi, o metrelerce kökünü çıkartıp oraya götürülmesi mümkün değil. Göz göre göre milleti kandırıyorlar. Biz doğaya sahip çıkacağız, zeytine sahip çıkacağız.”
Madenle ilgili yapılması gereken yatırımlara karşı çıkmadıklarını dile getiren Turhan Çömez, ancak bu şekilde “Ben yaptım oldu” denilerek olmaması gerektiğini vurguladı. Çömez, ''Yatırım milletin istikbaline göz dikerek, doğayı talan ederek olmamalı ve sadece beşli çetenin 3-5 tane çete mensubunun, yandaşın cebini doldurmak niyetiyle olmamalı. Buna itiraz ediyoruz. Taşınmış zeytinlerden bugüne kadar verim alındığına dair bir örnek yok'' dedi.
“Meraları istedikleri gibi enerji sahası ilan edecekler”
Çömez, kanun teklifinde itiraz ettikleri bir başka konunun da "meraların tahsisi" olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
''Meralar bu ülke için tarihi değere sahip, son derece kıymetli. Türkiye'nin büyükbaş hayvancılık kapasitesinde yüzde 10'a yakın bir azalma var. Türkiye geçtiğimiz 10 yıl içerisinde 11 milyar dolarlık hayvan ithal etti, Angus ithal etti Brezilya'dan Uruguay'dan. Ve çok ciddi paralar harcadık, hala da harcamaya devam ediyoruz. Buna rağmen dünyadaki en pahalı eti Türkiye'de yiyoruz. Niye? Çünkü meraları talan ettiniz, hayvancılığı duman ettiniz, perişan ettiniz.
Diyorlar ki ‘bundan sonra biz mera alanlarını istediğimiz gibi yasaya da tabi tutmadan özel yetki alıyoruz. İstediğimiz gibi bunları enerji sahası ilan edeceğiz ve mera vasfından çıkartacağız.’ Bakın Türkiye'nin istikbaliyle oynanıyor. Türkiye'nin gıda stokuyla, Türkiye'nin beslenme imkanlarıyla oynanıyor. Buna da şiddetle itiraz ediyoruz.''
“Araplara ve yandaşlara arazi vermek için yasal zemin hazırlıyorlar”
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, BAE ile imzalanmış ancak henüz Genel Kurul’un gündemine gelmemiş olan sözleşmeye de işaret ederek, şunları kaydetti:
“Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un imzasıyla parlamentoya gelmiş bir anlaşma bu. Bu anlaşma Birleşik Arap Emirlikleri'yle Türkiye'nin yapmış olduğu anlaşma. Ve bu anlaşmanın detayına baktığınız zaman bunun tamamen enerji üzerine bina edildiğini görüyorsunuz. Tamamen enerji planlı bir anlaşma. Tabii Birleşik Arap Emirlikleri'nde kurulmuş olan bir firmanın arkasında Amerika da olabilir, Türkiye'den oraya gitmiş yandaş şirketler de olabilir. Bunları hiçbir şekilde denetleme şansınız yok. Ve çok önemli ayrıntılar var bu anlaşmada. ‘İstenildiği kadar arazi vereceğiz size’ diyor. Araplara arazi vermek için ve yandaşlara arazi vermek için yasal zemin hazırlıyorlar. ‘Nükleer enerjiyle ilgili her türlü imkanı vereceğiz size’ diyorlar.
''Araplarla anlaşma imzalıyorsun, 'istişareyle çözeriz' diyorsun''
Onun yanında çok daha önemli maddeler de var. Taraflar yani Birleşik Arap Emirlikleri'yle Türkiye tarafları bu anlaşmayı hayata geçirdikten sonra Arap şirketlerin karşısına bir Türk rakip çıkartılamayacak, bir rekabet olamayacak. Yani Araplara imtiyaz tanınıyor. Onun yanı sıra bir anlaşmazlık olduğunda o kadar net yazılmış ki 7’nci madde ‘Anlaşmazlık taraflar arasında istişare veya müzakere yoluyla dostane bir şekilde çözülecektir.’ Sen İngiltere'den kredi alıyorsun, İngiliz mahkemeleri yetkili oluyor, Araplarla anlaşma imzalıyorsun, ‘istişareyle çözeriz’ diyorsun.
Bakın bütün altyapı hazırlanmış, görüşülecek olan bu yasa bir peşkeş yasasıdır. Bu yasayla doğa tahrip edilecektir, bu yasayla ülkenin istikbali tahrip edilecektir. Bu yasayla birilerinin cebi doldurulacaktır. Yandaşlar zengin edilecektir. Ve birtakım emperyallere başta Birleşik Arap Emirlikleri'nden gelecek küresel şirketlere büyük imtiyazlar ve kapitülasyonlar verilecektir. Biz buna itiraz ediyoruz ve millet adına parlamentoda olması gerektiği gibi muhalefetimizi yapacağız.''
''Türkiye'nin 23 yıldır enerji alanında yapması gerekenler vardı, hangi adımları attınız''
AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler’in "Türkiye'nin enerji ihtiyacı için baz santrallere ihtiyacı olduğu” açıklamasının hatırlatılması üzerine Çömez, şunları söyledi:
“Türkiye'nin 23 yıldır enerji alanında yapması gerekenler vardı. Türkiye çok ciddi enerji kaynaklarına sahip. Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, sıcak su, yeraltı kaynakları, dalga enerjisine varıncaya kadar her alanda dünyanın en zengin enerji kaynaklarına sahip. Peki bugüne kadar hangi adım attınız? Atmadınız. Şimdi diyorsunuz ki ‘İhtiyacımız var.’ Evet, doğru ülkenin ihtiyacı var. Gelin doğayı koruyarak bunu yapalım. Gelin yandaşı koruyarak değil, milleti koruyarak bunu yapalım. Sen doğayı tahrip edeceksin, yandaşını koruyacaksın, beşli çeteyi zengin edeceksin, ülkenin istikbalini ipotek altına alacaksın, çoluğun çocuğun yaşadığı yerleri tahrip edeceksin, zeytinlikleri tahrip edeceksin, orman alanlarını tahrip edeceksin, ovaları tahrip edeceksin ve sonra da ‘enerjiye ihtiyacımız var’ diyerek bir kılıf giydireceksin bu tahribata ve soygun düzenine. Bizim itirazımız ona. Elbette Türkiye enerjide niye Rusya'ya bağımlı olsun? Niye dışarıya bağımlı olsun? Senin bunları kullanabilmek için illa doğayı tahrip etmen gerekmez.
Bakın, Suudi Arabistan gibi bir ülke tam 20 milyon zeytin ağacı dikti. Çöle dikti bunları. Niye? ‘Aman doğamızı, istikbalimizi koruyalım’ diye. Sen elindeki zeytin ağaçlarını talan ediyorsun, orman alanlarını talan ediyorsun. Yer altı kaynaklarını çıkartacağım diyerek ülkenin istikbalini talan ediyorsun, meraları talan ediyorsun ve ondan sonra diyorsun ki ‘ben ne yapayım, ben masumum.’ Hayır, böyle bir masumiyet olmaz. Biz Türkiye'nin derli toplu bir enerji politikasına ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Enerji politikaları için neler yapılması gerektiğini de biliyoruz. Bütün bunları yaparken doğanın tahrip edilmemesi gerektiğini, zeytinliklerin korunması gerektiğini, orman alanlarının korunması gerektiğini, ovaların, meraların korunması gerektiğini biliyoruz. Bunun için projelerimiz hazır. Çünkü bunların gibi, bunlar gibi rantiyeci ve baktığı yerde rant ve talan gören bir anlayışı reddediyoruz.”
"Diğer partilerle ortaklaşa Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağız"
Turhan Çömez, itirazlarına ve toplumsal tepkilere rağmen kanun teklifinin Genel Kurul’dan geçmesi halinde, Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi. Çömez, ''Sayımız yetmemekle birlikte diğer partilerle ortaklaşa bu süreci Anayasa Mahkemesi'ne taşıyacağız. Çünkü Anayasa'ya çok aykırı maddeler var bunlar içerisinde'' diye konuştu.