TBMM Genel Kurulu... CHP'li Çan: Siz önce yenidoğanda ölümleri engelleyin, sonra gelin tıbbi keneviri konuşalım
TBMM Genel Kurulu'nda Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri devam ediyor. CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, kenevirden elde edilen çeşitli ürünlerin eczanelerde satışının önünü açacak maddeye ilişkin, "Esrarı masumlaştıran, masumlaştırmasa bile meşrulaştıran bir kültürel iklim yayılmak isteniyor. Sosyal medyada yıllardır yürütülen bu algı operasyonunun arkasında kimlerin olduğuna bakın, şimdi de bu yasayla kimlerin zengin edileceğini göreceksiniz; aynı isimler, aynı sermaye, yapıları aynı çıkar grupları. Siz önce halkın elinden alınan sağlık hakkını iade edin, randevu sorununu halledin, yenidoğanda ölümleri engelleyin, sonra gelin tıbbi keneviri konuşalım" dedi.
(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri devam ediyor. CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, kenevirden elde edilen çeşitli ürünlerin eczanelerde satışının önünü açacak maddeye ilişkin, "Esrarı masumlaştıran, masumlaştırmasa bile meşrulaştıran bir kültürel iklim yayılmak isteniyor. Sosyal medyada yıllardır yürütülen bu algı operasyonunun arkasında kimlerin olduğuna bakın, şimdi de bu yasayla kimlerin zengin edileceğini göreceksiniz; aynı isimler, aynı sermaye, yapıları aynı çıkar grupları. Siz önce halkın elinden alınan sağlık hakkını iade edin, randevu sorununu halledin, yenidoğanda ölümleri engelleyin, sonra gelin tıbbi keneviri konuşalım" dedi.
AK Parti tarafından 29 maddeden oluşan sağlık alanında düzenlemeleri içeren "Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri TBMM Genel Kurulu'nda devam ediyor. CHP Osmaniye Milletvekili Asu Kaya şunları söyledi:
"Sizin her geçen gün çıkmaza ve şiddet sarmalının içine soktuğunuz aile hekimliğine dair hiçbir olumlu adım yok maalesef. Covid pandemisinde 'hakları ödenmez' deyip hakikaten haklarını ödemediğiniz, depremden sonra yıkılan binalarına, kendileri depremzede olmalarına ve tüm imkânsızlıklara rağmen gece gündüz demeden çalışan aile hekimlerinin sorunları biliyoruz ki çok daha derin ve yapısal. AKP modeli aile hekimliği ne hastanın derdine derman olabiliyor ne de hekimlerin, sağlık çalışanlarının sorunlarına çözüm bulabiliyor. Peki, nedir bu sorunlar? Önce aile hekimliği zulüm yönetmeliğini geri çekin. Sağlıklı şiddeti önleyecek etkin yasal düzenlemeleri getirin bu Meclis’e çıkaralım. Kamusal bir hizmet olan birinci basamak sağlık hizmetlerinin fiziki ve tıbbi donanımı yine kamu tarafından karşılanmalıdır. Aile hekimliğinde güvencesiz, kadrosuz istihdamın önüne geçilmelidir. Nüfusa göre hemşire, ebe, teknisyen istihdamı sağlanmalı, aile hekimlerinin işveren olmaması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır bu Mecliste. Aile sağlığı merkezlerinde çalışan tüm sağlık emekçilerine tek kalemden oluşan, insanca yaşayabilecekleri, hiçbir koşulda kesilmeyecek bir maaş ödenmelidir. Günde dakikalarla 100 hastaya bakılmasını değil, her bir hastanın şikâyetine çözüm bulunabilecek en az on dakika etkin muayene süresine ihtiyaç vardır.
"Size göre tek dert sadece yeni bina yapmak"
Gelmeyen hastanın yükünü hekime yükleyip aile hekimlerinin maaşlarından kesintiler yapıyorsunuz. Yine, siz SAHU rotasyonu yapan aile hekimlerinden yüzde 30 maaş kesintisi yapıyorsunuz. Ayrıca, SAHU eğitimlerinin süresi kadar niteliği de önemlidir. Çekirdek müfredat evet korunmalı ama farklı üniversitelerdeki farklı uygulamalara son verilmelidir. Sisteme dair yükler bu kadar ağırlaşmışken size göre tek dert sadece yeni bina yapmak, yetmez. Esas dert başlı başına sorun yumağı olmuş, vatandaşa çare olmayan, sağlık emekçilerini cezalandıran bu sistemi yeniden inşa etmek olmalıdır. Bunu da Cumhuriyet Halk Partisi iktidarımızda biz yapacağız. Kamusal, erişilebilir, ücretsiz ve ulaşılabilir bir sağlık sistemini evet biz kuracağız Türkiye'de. Haksız yere emeklerini sömürdüğünüz aile hekimleri ve tüm sağlık emekçilerinin emeklerine de biz sahip çıkacağız."
"Urfa'da bir sağlık hizmeti yok, halk her gün bize ulaşıyor"
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan ise şunları söyledi:
"AKP'nin mega kötü projelerinden olan Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın acılarını halkla beraber yaşamaya devam ediyoruz. İktidar yetkilileri 'Türkiye'de hastane yoktu', 'SGK hastaneleri kimseye yetmiyordu', 'AKP geldi, halk sağlığını kurtardı' dese de gerçek şudur; hastane var ama sıra yok, hastane var ama doktor yok, hastane var ama özel olduğu için halk gidemiyor. AKP sıralarına söylüyorum; Gidin, il, ilçe teşkilatlarına sorun, günde kaç kişi torpille hastane randevusu istiyor, size söylesin.
Bakın, seçim bölgem olan Urfa, bu ülkede en büyük sağlık sorunlarını yaşayan şehirlerden biri. Tövbeler olsun, Urfa'da bir sağlık hizmeti yok, halk her gün bize ulaşıyor, şikâyetlerini dile getiriyor. 3 milyonluk bir şehirden bahsediyorum, her gün bir sağlık sorunuyla karşı karşıyayız. Bakın, Türkiye'nin en yüksek doğum oranlarından birine sahip olmasına rağmen Urfa'da kadın doğum hastanesi hâlen yok, yeteri kadar yok. Yine, teknik cihaz, materyal hiçbir şekilde yok, halk maalesef ki sağlığa ulaşamıyor. 2020'de Haliliye'de 9 katlı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi açıldı ama polikliniklerin çoğu hâlen çalışamaz durumda. Yine, çocuk acil kısmı personel ve malzeme eksikliği nedeniyle hasta kabul edemiyor, hastalar başka illere sevk edilmek zorunda bırakılıyor. Şehir merkezine uzak mahalle ve köylerde aile sağlığı merkezleri resmen dökülüyor. Tavanı akan, boyaları dökülmüş binalarda insanlar maalesef ki şifa arıyor."
"Mevzuatta tanımlı kullanım alanının kontrolsüzce genişletilmesi amaçlanıyor"
CHP Samsun Milletvekili Murat Çan ise şu ifadelere yer verdi:
"Önümüze getirilen düzenleme, kenevir üretimini yalnızca ilaç etkin maddesiyle sınırlı olmaktan çıkaran bir düzenleme; 'tıbbi ürün', 'sağlık ve destek ürünleri', 'kişisel bakım ürünleri' gibi muğlak, ucu açık tanımlamalarla geniş bir alana yayılmak isteniyor. Yapılmak istenen şey, 'ekonomik fırsat', 'yerli üretim', 'sağlıkta devrim' gibi süslü kavramlarla ambalajlansa olsa bile paketin içinde, AKP iktidarının halk sağlığını tehlikeye atan ve rantçıları alan açan sinsi bir kumpası daha var. Kenevirde hâkim etken madde kannabidiol, zararsız biliniyor ama içeriğinde tetrahidrokannabinol oranı arttıkça psikoaktif etkisi artıyor yani ürün doğrudan uyuşturucuya dönüşüyor. Hal böyleyken, şimdi bu yasayla dişi kenevir üretiminin önü açılmak ve mevzuatta tanımlı kullanım alanının kontrolsüzce genişletilmesi amaçlanıyor. 'Sağlık ve destek ürünü', 'kişisel bakım ürünü' gibi tanımsız ifadelerle bu ülkenin hukuk sisteminde, mevzuatında yeni bir gri alan açılıyor. Nerede satılıp satılacağı belirlenmiş olsa da hangi ürün, hangi doz, kim ruhsatlandırılacak, hangi koşulda satılacak; bunların hiçbiri belli değil.
Bu teklifle, esrarı masumlaştıran, masumlaştırmasa bile meşrulaştıran bir kültürel iklim yayılmak isteniyor. Sosyal medyada yıllardır yürütülen bu algı operasyonunun arkasında kimlerin olduğuna bakın, şimdi de bu yasayla kimlerin zengin edileceğini göreceksiniz; aynı isimler, aynı sermaye, yapıları aynı çıkar grupları. İktidar, bağımlılıkla mücadele konusunda zaten bugüne kadar sınıfta kalmış, şimdi, sorunu daha da büyütecek nitelikte, çılgınca ve hesapsızca bir işe kalkıyor. Siz önce halkın elinden alınan sağlık hakkını iade edin, randevu sorununu halledin, yenidoğanda ölümleri engelleyin, sonra gelin tıbbi keneviri konuşalım."