TBMM Genel Kurulu'nda İklim Kanunu görüşmeleri... İYİ Partili Karakaş: "Bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurma yasasıdır"
TBMM Genel Kurulu'nda İklim Kanun teklifine ilişkin konuşan İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, "Bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurma yasasıdır; bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurmakla kalmayıp 'emisyon' diyerek ahırlara kota getirecektir, 'karbon ayak izi' diyerek ineği, keçiyi, koyunu suçlayacaktır. Yarın 'et üretimi iklimi bozuyor' deyip hayvancılığı bitirecektir, öbür gün 'tarım su tüketiyor' diyerek çiftçiyi topraktan koparacaktır. Tohumu dışarıdan alınan genetiği oynanmış gıda, içeriği belirsiz suni et, nefes alırken bile izin istenen bir dijital esaret. Paris İklim Anlaşması'nın altına imza attınız, şimdi de kanunla teslimiyetinizi tanımlıyorsunuz" dedi.
(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda İklim Kanun teklifine ilişkin konuşan İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, "Bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurma yasasıdır; bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurmakla kalmayıp 'emisyon' diyerek ahırlara kota getirecektir, 'karbon ayak izi' diyerek ineği, keçiyi, koyunu suçlayacaktır. Yarın 'et üretimi iklimi bozuyor' deyip hayvancılığı bitirecektir, öbür gün 'tarım su tüketiyor' diyerek çiftçiyi topraktan koparacaktır. Tohumu dışarıdan alınan genetiği oynanmış gıda, içeriği belirsiz suni et, nefes alırken bile izin istenen bir dijital esaret. Paris İklim Anlaşması'nın altına imza attınız, şimdi de kanunla teslimiyetinizi tanımlıyorsunuz" dedi.
TBMM Genel Kurulu'nda İklim Kanunu Teklifi'nin ikinci bölümü görüşmeleri devam ediyor. CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Elazığ'daki bir bakır maden ocağının çevreye verdiği zararlardan bahsederek şunları söyledi:
Erol: Maden değerini kaybetti, devlete ve yöre halkına enkazı bıraktı
"Biz madenciliğe karşı değiliz, özel sektöre de karşı değiliz, servet düşmanlığımız da yok ama yapılan her işin önce insan sağlığına, toplum duyarlılığına, çevre duyarlılığına uygun olması lazım. Düşünün ki Elâzığ bakır işletmesi yüzyıllardır, Osmanlı Döneminden bugüne kadar işletilen bir işletme ve bir ilçeyi var eden bir işletme ama özelleştirildikten sonra, ne yazık ki özelleştirildiği günden günümüze kadar sürekli sorunların yaşandığı bir hâle geldi. En sonunda maden işletmesi herhalde, maliyetleri biraz daha yüksek olduğu için, kazancı düştüğü için pılıyı pırtıyı toplayıp maden sahasını terk etmiş. Yani, şu anda orası kendi hâline terk edilmiş ama terk ederken de işçilerin maaşını aylardır ödememiş, aynı zamanda esnafa borçlarını ödememiş ve ilçede inanılmaz bir ekonomik krize neden olmuş. Adam geldi, vurgununu vurdu, madenini çıkarabileceği en yüksek kâr oranında çıkardı, sattı, maden değerini kaybetti, devlete ve yöre halkına enkazı bıraktı, kaçtı."
Karakaş: Bu kanun iklimle ilgili değil, özgürlükle hesaplaşmak için yazılmıştır
İYİ Parti Aydın Milletvekili Ömer Karakaş, şunları söyledi:
"Bugün burada sözde iklim kanununu görüşüyoruz ama bu kanun iklimle ilgili değil, insanla, üretimle, özgürlükle hesaplaşmak için yazılmıştır. Adına iklim kanunu dedikleri bu metin eğer Meclis'te oylanacak olursa şu ana kadar görüşülen en sinsi, en tehlikeli ve en küresel projelerden bir tanesidir. Burada konuştuğumuz şey yalnızca çevre değil, Türkiye'nin bağımsızlığıdır. Bu yasa bir doğa koruma metni gibi sunuluyor ama arka planında neler var? Küresel şirketlerin çıkarları, karbon borsası, vergi piyasaları, kimin ne kadar nefes alacağına karar verecek bir yapı. Bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurmayı yasasıdır; bu yasa Türkiye'yi iklim bahanesiyle zincire vurmakla kalmayıp 'emisyon' diyerek ahırlara kota getirecektir, 'karbon ayak izi' diyerek ineği, keçiyi, koyunu suçlayacaktır. Yarın 'et üretimi iklimi bozuyor' deyip hayvancılığı bitirecektir, öbür gün 'tarım su tüketiyor' diyerek çiftçiyi topraktan koparacaktır. Tohumu dışarıdan alınan genetiği oynanmış gıda, içeriği belirsiz suni et, nefes alırken bile izin istenen bir dijital esaret. Paris İklim Anlaşması'nın altına imza attınız, şimdi de kanunla teslimiyetinizi tanımlıyorsunuz."
Demir: Attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değiyor mu düşünmemiz lazım
Yeni Yol Partisi İstanbul Milletvekilleri Doğan Demir, "Madenciliğin bir ülkenin lehine olabilmesi için attığımız taş ürküttüğümüz kurbağaya değiyor mu bir düşünmemiz lazım. Akbelen'e bakarsak değmiyor. Doğamız katlediliyor ve karşılığı koskoca bir hiç. Kanunun tamamına baktığımızda bizim bu ülkenin yarınları için bu kanunu desteklememiz mümkün değildir. İklim değişikliği geniş araştırmalar ve uluslararası gözlem verileriyle kanıtlanmış, küresel ekosistemler üzerinde derin etkiler oluşturan ve insanlığın ortak çabasıyla yönetilmesi gereken bir olgudur. Bu kanun teklifi iklim değişikliği ile mücadelede yasal çerçeve oluşturmayı amaçlamaktadır ancak teklifin içeriği incelendiğinde uygulama süreçlerindeki belirsizlikler, yatırım mekanizmalarındaki yetersizlikler ve sosyal adalet boyutundaki açıklar dikkat çekmektedir. Mevcut teklif küresel karbon politikalarına entegrasyonu önceleyen, Türkiye'nin üretim yapısını koruyacak somut mekanizmalardan uzak bir düzenlemedir" dedi.
Olan: Bu ekolojik yıkım rant hırsının sonucudur
DEM Parti Bitlis Milletvekili Hüseyin Olan, yaşanan orman yangınlarına dikkat çekerek, "Bu yangınları sadece yaz mevsiminin bir sonucu değil açık bir ekolojik yıkımın siyasi sorumsuzluğun ve rant hırsının sonucudur. 15 ilde ormanlar yanarken kamunun elinde yeterli ekipman olmadığını, personel sayısının yetersiz olduğunu ve daha vahimi hiçbir ön hazırlığın da yapılmadığını görüyoruz. Ormanların yetişmesinde hiçbir emeği olmayan iktidarın yangın söndürmede de hiçbir iradesi olmadığını görüyoruz" ifadelerini kullandı.